Şahs-ı manevîyede mehdiyet tezahürü

Posted by

                                                                                Şahs-ı manevî tahlilleri-6

Şahs-ı manevîyedeki küllî manada tecellilerden birisi de mehdiyet tezahürüdür. “Cüzde bulunmayan küllde bulunur” kaidesine binaen fertte bulunmayan cemaatte ve heyette bulunur. Bu zaviyeden hareketle insanlara doğru yolu göstermek, onların hidayete girmelerine vesile olmakta şahs-ı manevînin azameti doğrudan tesirlidir.

Zümrüd-ü Anka, Hüma ya da Tuğrul Kuşu diye de yaygın olan Simurg Kuş’unun efsanesi mitolojilerde uzun uzun anlatılır.

Ancak biz bu anlatımlar içerisinde, Abdurrahman Aydın’ın 05.08.2017 tarihli Yeni Asya’da köşesindeki ifadelerinden iktibas ederek özetle şöyle ifade edebiliriz:

Simurg, Kaf Dağı zirvesinde bulunan Bilgelik Ağacında yaşar. Kuşlar âlemindeki fitne fesat çıktığında Simurg yetişir, zulmü kaldırır.

Ahir günlerden bir gün yine bir fesat çıkar lâkin öncekilere bin basar. Herkes onu bekler, yıllar geçer ama Simurg gelmez. Ümitsizlik baskın çıkacağına yakın, uzak bir ülkede bulunan bir kuş tüyünün onun zannıyla ona ulaşma ümidi yeşerir. Bu gayret ile hemen her nev kuştan müteşekkil gönüllü heyet oraya uçar. Yol uzadıkça ümitler azalır, kimleri dökülür. Bülbül, ‘tüylerim bozuluyor’; kartal yükseklerdeki krallığını özler; turna, ‘âşıkların nidasına tercümanlığı’ özleme gibi bin bir bahanelerle bir kısmı döner. Kalanlar, aylarca kanat çırpar. Kaf Dağı eteklerindeki Yedi Uçsuz Vadileri geçerken birçoğu da buraların zahirî güzellerine takılarak aşağıya iner. Rehavet, sebat, istiğna, ihlâs, marifet, tesanüt, sadakat, hiçlik vadilerinden geçemeyerek dökülenlerin sonunda kala kala otuz kuş kalmış. Bunlar ümit yolculuğunun son merhalesinde Bilgelik Ağacı ’na ulaşırlar. Her biri bir dalına konarlar ama hayret, ağaç bomboş! Hepsinin başı aynı noktaya çevrilir ve hepsine bakar tabletlerde “Yuvanıza hoş geldiniz! Burası Si (30) Murg (kuşun) evidir.”, yazılı görünce benliklerinden geçerler. Onlar bir buz parçası hükmündeki “ben” enaniyet ve gururlarının bu süreçte “biz” havuzunda eridiğini âdeta muhtelif azaları olan bir vücud olduklarını anlarlar. Ve müthiş bir tesanüdle memleketlerine dönerler, bekleyenlere ümid ve gayret dağıtmaya. Yolda, uzun yolculukta ayrılan kuşların başkalara anlattıkları hamaset hikâyelerini de uzaktan işitirler. Nihayet sılaya varırlar. Herkesin meraklı sorularına müştereken şu cevabı verirler: Onu görmeyi yeterince isteyen herkese görünüyor.”

Kartal ruhluların meylü’t-teveffuk (üstünlük arzusu); bülbül mizaçlıların hiss-i havf (korku duygusu); balıkçılların menfaatperest duygusu; baykuşların fikr-i infiradî  (ferdiyetçilik) ve tasavvur-u şahsî (şahsî düşünce) kaprisleri; bıldırcın yapılıların acz ve nefsin itimatsızlığından işi başkalarına bırakma hâli; turnavâri olanların ise evlâd-ı ıyal derdini mazeret sayıp vicdanını susturan ve geri dönme seviyesizliği gibi ihtilâfa sebep olan vasıflardan âri olmadıkça şahs-ı manevî şaha kalkmaz, dolayısıyla mehdiyet manası tahakkuk etmez, vesselâm.

Mehmet Çetin

19.10.2020 Bostanlı İzmir

 

 

One comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir