Bir daha karşıma çıkarsan…

Bir daha karşıma çıkarsan…

Her doğan gün, garip hâdiselerle cereyan ederken güneş yenisine ulaştırmak üzere akşama evrilir. İnsanoğlu da yarına nice ümitlerle hazırlanır. Hayır mı çıkacak, şer mi çıkacak bilinmez. Bildiğimiz bir şey varsa o da hayırlısını dilemektir.

Esnafın, trafik polisi, maliyecilerdir.

Çeyrek altın, kuyumcular arasındaki rekabette kıyas aracıdır. Müşteri, kuyumcular arasındaki değerlendirmeyi çeyrek altının fiyatlandırılmasından yapar ama işçilikli ürünlerdeki fazla ödeme yaptığının farkına varamaz, bu da ayrı bir mesele.

İşte bu problemli çeyrek satışlarında aslında kâr marjı da çok düşük oluyor ve buna bir de satış fişinin kesilmesini de var sayarsanız, o zaman maliyetinin altına düştüğü de olmuyor değil!

Rekabetin yoğun olduğu bir zamanda, çeyrek altını fişsiz sattığımı, o müşteri ile beraber içeriye maliyecilerin girmesiyle anladım. Olan olmuş ve yakalanmıştım.

Memur bey, kimliğini göstererek yapılan satışın belgesini sordu, ne kadar izah etsem de vaziyet ortada, tutanağını tuttu ve gitti.

Çok sürmedi, mahkeme celbi geldi ve gününde duruşmaya çıktık.

Hâkimin huzurundayım, iki elim önde bağlı, ayaklarım esas duruşta. Yaşananları hatırlattı ve eklemek istediğim bir şey var mı, diye de sordu.

Hâkim bey, doğrusu bu muamelelere özellikle devlete, halka yönelik olanlara çok dikkatliyim. Vergileri hiç aksatmaz öderim ama her nasılsa bu fiş kesmeme, dalgınlığımıza gelmiş olmalı, kusura bakılmasın, demeye çalıştım kısık sesle.

Bereket versin ki hâkim “Bu defa affediyorum ama bir daha karşıma çıkar, aynı suçtan gelirsen affetmem,” dedi.

-Tamam Hâkim bey, teşekkür ediyorum, dedim ve salondan ayrıldım.

Bir sonraki yıl, öncesi yaşadığımız filmi tekrarladık, nasıl mı, izninizle anlatayım.

Yine maliyeciler çeyrek altına fiş kesmeme sebebiyle tutanak tuttu, mahkemeden duruşma gününü bildiren sarı zarflı evrak geldi ve inanır mısınız, aynı hâkimin huzurundayız, aynı pozisyonlar ve aynı ifadeleri evvelâ ben, sonra o, tekrarladık. Ne kadar acayip değil mi? İşte bunu, o yıllarda bilgisayarın henüz adliyeye girmemesine borçluyum, derim kendi kendime.

Her vicdan sahibi esnaf, vergileri ile devletin ayakta duracağını ifade eder ve etmelidir ama devlet de esnafı vergilerle boğmamalıdır.

Hemen her iktidar geldiğinde iki bakanlıkta sürekli değişiklikler yaşanır; biri maliye, diğeri milli eğitim, biliyorum diğerlerinde de var ama bu ikisi bir adım diğerlerinden daha hızlı ama yine de işler rayına oturmaz, gerekli görülen gereksiz düzenlemeler tükenmez. Ve bu karşılıklı kargaşa devam eder, gider. Tarafları memnun edici, sorumluğa dâvetkâr, eğitim, terbiye ve ahlâk esaslı hak ve hakkaniyetli bir düzenleme yapılıncaya kadar vay hâlimize.

Mehmet Çetin

19.03.2023 Yeni Foça İzmir

 

 

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir