Ramazan-ı Şerif’i karşılarken

İslâm’a sembol olan âdet ve ibadetlerin en muhteşemi olan Ramazan-ı Şerif’e, şükürler olsun ki kavuşturulduk.

Bu ayın muhtevasındaki âdetler ve davranışlar, zirveye yükselten ibadetler vesilesi ile başlı başına muazzam birer kıymet taşımaktadır.

Çok hikmetleri ihtiva eden oruç ibadeti bu ayın en belirgin vasfıdır. Bununla beraber Kadir Gecesine kadar âdeta sabırla ve itina ile indirilme manasına, kendi âlemimizde yaşamak için hazırlık yaptığımız ve dolayısıyla okuyarak manevî bataryamızı doldurduğumuz Kur’ân-ı Kerim, bu ayda gelmeye başladı.

Kur’an atmosferini yeniden yaşamak için olsa gerektir ki mukabele âdetlerimizle yeniden nâzil oluyormuş gibi okumak, dinlemek ve ondaki İlâhî hitaplara muhatap olunur.

Okunan Kur’an’a üç şekilde muhatap olmak mümkündür:

Birincisi doğrudan Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) mübarek ağzından dinliyor, olmak. Bunun için hayalen, manen ve ruhen şimdiki zamandan o zamana giderek, o günleri ve heyecanları yaşıyormuş gibi ayetleri ve içerisindeki manaları enfüsî âlemimizde hissen ve fikren yaşamak gerekir.

İkincisi misafir olarak dinlemek ki; Hz. Cebrail’in (as) gelip de Peygamber Efendimize (asm) ayeti naklettiği andaki halet-i ruhiyeyi âdeta yaşayarak muhatap olmak gerekir. İki hazretin yaşadığı hâller ve hemen kâtiplere yazdırmak ve ardından sahabelerine İlâhî emirleri tebliğindeki vaziyetleri hayalen yaşamak, tarzında dinlemek lâzım.

Üçüncüsü ki en muazzam olanıdır. Doğrudan her şeyin yaratıcısı ve ezelden beri konuşma vasfına sahip manasındaki Mütekellim-i Ezelî sıfatına sahip Allah’tan (cc) dinliyor gibi olmak.

Bu üç hâl, kişinin hâlet-i ruhiyesi ile doğrudan alâkalı olmakla beraber bulunduğu muhitine de bağlıdır. Mescid ve Camiideki manevî atmosfer elbette diğer yerlerde olmaz, ne kadar da hazır ve müsait dahi olsa. Camiiler, mescidler, dinî sohbetler, itikâf gibi hususî ibadetler bu manaların dolum istasyonlarıdır.

Ramazan ayının, ferdin hâllerini tanzimi bunlarla sınırlı değil elbette. Garib ve gurebanın, fakir ve fukaranın yaşadıkları sıkıntılar, çok hikmetli açlık olan oruç ile bir derece yaşanır ve anlaşılmaya yaklaşılarak yardımcı olunur.

Ramazan ayı başlı başına çok kârlı bir alışverişe zemindir, âdeta nisan yağmuru gibi verimlidir. Allah’ın o muhteşem saltanatının kulu üzerinde tecelli eden terbiye eğitimlerinin birebir hâllerdir. Orduda yapılan bütün ön eğitim hazırlıkları nasıl komutanın gözü önündeki resmigeçit içindir.  Aynen onun gibi sahurdan başlayan eğitimin iftar sofrasında bütün yiyecek ve içeceklerin hazır bulunduğu anda ama elini uzatamama gibi bütün acz ve zaafın yaşandığı o vaziyette “Ye” emrini bekleyen o muhteşem kulluk tekmilini verircesine yapılan ibadet ancak oruçla mümkündür.

Bir kısım hikmetleri yaşamak da kuldan kula değişir. Bu konuda kulun duygu düşünce seviyesi, istekli olması, çevresi önemlidir. Eline, diline ve beline hükmetmeyen orucun, aç kalmaktan çok farkı olmadığı, bilinen bir vakıadır.

Rabbim, orucu bütün duygu, düşünce ve organlarıyla tatbik eden kullarından eylesin. Âmin.

Mehmet Çetin

15.05.2018 Yeni Foça İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir