Mehmet Akgün

Posted by

Mehmet Akgün

Hemen her sohbetimizde Mehmet Kayalar’ı (1914-1994) rahmetle anıp, ondan bir şiir okuması, Mehmet Akgün Ağabeyin, ona olan muhabbetinden olsa gerek.

1935 yılında Çüngüş’te doğar. Babası Mustafa ve annesi Naime’dir. İlkokul mezunudur. Babası 1950’li yıllarda Diyarbakır Sümerbank Fabrikasına girer, kendisi de 1955 yılında. Gençliğin bu yıllarında çocukluktan beri kıldığı namazına devam eder. Bu hâli, iş arkadaşlarından Hamza Argün ve Alâeddin’in dikkatini çekmiş ki, 1956’da Mehmet Kayalar’ın sohbetine dâvet ederler.

Kayaların, Polis Karakolunun sokağındaki evinin altında olan dershanenin büyükçe salonuna girer ve bir kenara oturur. İçerisi tıklım tıklımdır ve hemen herkesteki sessizlik ve sükunetin kaynağı Kayalar’ın asker olmasından kaynaklanan disiplini hâkimdir. Dizinden rahatsız olmayanlar diz üstü oturur. Kayalar, besmele ve hamdelesine bir salavatla başlar. Uzun süren sohbeti sıkmaz, ikna edici ve çekicidir. Onun insanlara olan alâkası, kimilerinin hasetlik damarını kabartır ve dedikodu üretirler. Dicle kenarına yapılan dershânede kendisinin de emeği ve katkısının olduğunu ifade eden Akgün, o zamanın mollaların da Kayaların yaygın olarak tanınmışlığından rahatsız olduklarını ifade eder. Dershâne yapımındaki dedikodunun önüne geçmek için Kayalar, “Bir hediye getirsinler bakalım, kabul edip-etmediğimizi o zaman görsünler ki bu binayı kardeşlerimizin gayretiyle yaptığımız anlaşılsın.”, der.

O yıllarda bu nev’i dini sohbetlere, özellikle Risale-i Nur derslerine gitmek yürek ister. Zira hükümet ve mahallî idare tarafından gelen baskı yanı sıra bunlardan korkan ve çekinen akraba ve yakınların da baskısı da etkilidir. Halkın imanıyla beraber moral ve kuvve-i maneviyesi de kesinlikle takviye edilmeliydi. Bunun için akıllı ve hikmetli şekilde müsbet iman hizmetinde bulunulmalıdır. Neticesi emniyet, asayiş, huzur ve adalete ulaştırmayan hizmet sorgulanmalıdır. İşte Kayalar, bu hassasiyeti bilir ve arkadaşlarına bunları anlatır.

Kayalar’ın ders başındaki salavatını sohbetlerimizde ara ara ezberinden okuyan Mehmet Ağabey, bu salavatın, büyük Cevşen’de olduğunu da ifade eder ve hemen ardından Kayalar’ın Nurdan Kıvılcımlar şiir kitabından bir şiirini de okur.

1957’de tezkere sonrası aynı fabrikada işe girer, molalarda ders yapar ve Risale sohbetlerine devam eder. Kayalar’ın yakın arkadaşlarından Hanefi çok mütevazidir. Kayalar’ı, hapishânede iken ziyaret eder, (1960). Kayalar, hapiste iken Çermik’ten Abdülkadir Hoca ders yapmaya gelir. Abdülkadir Hoca, sıkıyönetimin baskın olduğu o yıllarda cesaretle Risale-i Nur hizmetine sahip çıkar ve dersleri tanzim eder. Üstadın vefatından bir ay sonra Urfa’ya giderek gıyaben cenaze namazı kılarlar.

Mehmet Akgün, nihayetinde bir Anadolu evlâdıdır, tüccardır ve müteşebbistir. İşi gereği yolu İstanbul’a düşer ve 1970 yılında Bekir Berk’i ziyarete gider. Kayalar’ın, Diyarbakır’daki mahkeme savunmasında Bekir Berk’i ilk defa görmüştür ve onun fisebilillah davalara girmesi ve samimiyeti kendisini çok etkiler.

Bir bayram vesilesiyle Diyarbakır’a gelir ve İsmail Hakkı ile öğle namazına camiye giderler. İmam izinli, o günlerde sarıklı olan İsmail Hakkı’ya teklif edilince o da Akgün’e ısrar eder ve ilk defa camide imamlık yapar. Namaz sonrası bayramını tebrik için Kayalar’ı ziyaret ederler.

1960’ın yarısında fabrikadan ayrılır, saat işportacılığı yapar. Zülküf Çüngüşlügil ve Süleyman ile ortak araba alarak Çermik-Diyarbakır arası insan taşımacılığı yapar. Zülküf ile süren ortaklığı devam ederken Diyarbakır’ın eski iş adamlarından Rauf Yaralı ile 1971 sonrası ortaklık yapar. 1974’de Ankara’ya gelerek Mehmet Yetkin ile ortak iş yapar. Ankara’da iken tanınmış iş adamı Abdülkadir Özcan ile dost olurlar. 1978 yılında İzmir’e yerleşir. Eskinin İzmir otogarında ve daha sonra Aliağa yolu güzergâhındaki Shell Benzin akaryakıt işletmesini Zülküf Çüngüşlügil ile yapar. İlerleyen yaşında 1997 yılında ticarî hayattan ayrılır.

Temizlik ve düzene çok dikkatli olan Mehmet Ağabeyin hafızası kuvvetlidir. Sekseni aşan yaşına rağmen, hatıralarını anlatırken o günlere dalar, daldığı noktadan yavaş yavaş anlatır, hislenir.

Bizim, kitap tutkunu olduğumuzu bildiğinden bir gün, evine dâvet etti ve bir kucak dolusu kitaplarını verdi. Karşıyaka’daki risale sohbetlerimizde onun yeri özeldir. Oğlu Av. Zafer, çok eskilerden yakın arkadaşımız olup, Kocatepe Mevlitlerinde annesini daima getirirdi.

Uğur, Hülya, Zafer, Akın ve Yücel olmak üzere beş evladı olan Mehmet Ağabeyin kıymetli hanımı Ganime Ablamız, Anadolu kadınıdır.

Kendisine sağlıklı, uzun ve hayırlı bir ömür diliyoruz.

Mehmet Çetin   20.10.2021 Yeni Foça İzmir

2 comments

  1. Hüseyin Çeşitçioğlu’nun yorumu
    İsmi geçenlere Allah af mağfiret ve rahmet etsin. Doğu’nun üstüne sinen ölüm sessizliği ve baskı örtüsünü çekip yırtan kahraman Mehmed Kayalar ve Bekir Berk Abilere de Rabbim gani gani rahmet etsin mekanları Firdevs Cenneti olsun inşaallah..

  2. Ömer Öçalan’ın yorumu
    Mehmet abeyimizin hatıralarını okuduk. Oraları görmedik fakat hayalen bizi oralarda gezdirdi. Allah razı olsun Kendisine ve sizlere Allah’tan hayırlı ömürler niyaz ederiz Selâmlar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir