Rahmetli İzzettin Yıldırım ile

Posted by

1976 yılının güz aylarında, Eskişehir Eğitim Enstitüsü’ne kayıt yaptırıp, dershanede kalmak talebi ile Vardar Apartmanındaki dershanede bulunan, İzzettin ağabey ile görüşmeye gitmiştik. İnşaat dershanesine yerleştirdiler.

Üç ay kadar orada kalmıştık. Bu zaman zarfında Yeni Asya Gazetesini dershaneye sokmamamız konusunda ikaz edilmiştik. Nihayet 08.01.1977 günü Yeni Asya Gazetesi’ni dershaneye sokmamız ve bulundurmamızdan dolayı benimle beraber toplam beş kişi dershaneden ihraç ediliyoruz.

Bu tebligatın ardından önce, o zaman asistan olan Ömer Rıza Akgün’e ve sonra da rahmetli Mehmet Çalışkan amcaya gittik. Anlattıklarımızın ardından İzzettin ağabeylerle görüşmeler yaptılar ve bize Arifiye Mahallesinde bir ev tuttular.

Bu hadise elbette hepimizi üzmüştü. Eskişehir’in kışı meşhurdur. Neyse ki sağ olsunlar tuttukları dershaneye eşya yardımı da yaptılar.

Bu vesile ile bize ayrı bir grup dersi yapma zarureti hâsıl olmuştu. Takip eden zaman içerisinde yeni hizmetler yapıldı. Ancak takdir edersiniz ki yaşanan olayların içerisinde insanın iradesine her zaman hâkim olması fevkalade güçtür.  Bu cümleden hareketle gıybete varan ifadelerim olmuştu. Heyecanın yatıştığı sonraki zamanlarda bu tatsız hatıralarım beni rahatsız etmeye başlamıştı. Bir vesile aramaya başladım.

Aradığım vesileyi Rabbim İzmir’de nasip eyledi. Zehra Vakfının İzmir’de düzenlediği bir toplantıya rahmetli İzzettin abinin de geleceğinin haberini aldım. Bu benim için bir fırsattı.

Toplantı bitiminde görüştüm. Görüşmeyeli yıllar olmuştu. Sakal bırakmış ve saçlarındaki beyazları fazlalaşmıştı. Yine “Ahi” hitabı ile karşıladı ve samimi olarak kucakladı, bunu hissettim.

Rahatsız olduğum hususu ifade ettim. Gülerek karşıladı, tebrik etti ve helalleşerek kucaklaştık. Hal hatırın ardından vedalaştık.

Yıllar sonra 29.12.1999 günü Diyarbakır’da kaçırıldığı haberini duyunca fevkalade üzüldüm ve dualarda bulundum. Kendisi hakkında oynanan bu kaçırılma olayı hâlâ mechûliyetini muhafaza etmektedir.

Kendisi her nevi takdirlerin üzerinde fevkalade fedakârlığa sahip, sabırlı gayretli bir Nur Talebesi idi. Risale-i Nur’un bireysel farklı anlayışlarla değerlendirilmesi ve mütalâalarda bulunulması elbette gayet tabiidir. Yeter ki Risale-i Nur’un genel çerçevesi içerisine dâhil olsun. Bu farklılık kaynağın zenginliğini gösterir. Esas kaynak Kur’an olduğu için gelişen zaman, muhatap olan insan ne kadar farklı olursa, o kadar farklı yorumun olacağı doğaldır.

Hayatın değişik zaman ve safhalarında bulunan bizler, dâhil olduğumuz grubun anlayışı istikametinde devam ederken genel manadaki uhuvveti temin edici tavır ve davranışlarda bulunmakla vazifeliyiz. Cemaatimizin menfaati için İslami uhuvveti zedeleyici hareketler doğru değildir, esasen o davranış, cemaatin de tasvip ettiği bir hareket de değildir.

İzzettin abi ile yaşadığım ve bahsettiğim hatıra bende unutulmaz ve hatırladıkça ibretli ikazlarla dolu anıdır. Daha sonraki zamanlarda bulunduğum yerlerdeki farklı cemaat ve gruplarla olan münasebetlerimde hep uhuvveti takviye edici, kucaklayıcı ifadelerde ve davranışlarda bulunmayı esas edindim.

İnsan yaratılışı itibari ile etkileyen ve etkilenen bir yapıya sahiptir. Yaşanan olaylarda bulunduğumuz anın bir imtihan anı olduğunu unutmamak gerekir. O anki imtihanı, haram sınırına girmeden geçirmenin bir sonraki anlık imtihan için dua ederek Rabbimizden yardım dilemeliyiz.

Su akar yolunu bulur. Olaylar olur, hadiseler durulur ve her şey devam eden zaman içinde açıklığa kavuşur. Hadiselerin içerisinde olunduğunda isabetli hareket etmek bazen mümkün olamamaktadır. Zamanın geçmesi ile geçmişteki davranışlarımızın bizi mahcup ve mes’ul duruma düşürmemesi için düşünerek hareket etmek daha akıllıcadır.

O halde “Evvel düşün sonra söyle. Muhakemesiz sözler kırıcı ve dağıtıcıdır.”[1] altın prensibi ile hareket etmeliyiz.

Mehmet Çetin

17.06.2013.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Zübeyir Gündüzalp, Altın Prensipler, Y. Asya Neşriyat, sh. 35

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir