Azrail’i sevmek!

Azrail’i sevmek!

Bahsedeceğimiz konu, bazılarının celladına âşık olma meselesinden daha öte, yüksek ve ulvî bir haslete işarettir.

“İnsanın en kıymetli ve üstünde titrediği malı, onun ruhudur. Onu zayi olmaktan ve fenâdan ve başıboşluktan muhafaza etmek için kuvvetli ve emin bir ele teslimin derin bir sevinç verdiğini kat’î hissettim.”[1], ifade ve kanaatini, kıymetli komşum Mehmet Akgün’ün vefatıyla yeniden kalben hissetmemize vesile oldu.

Ne zaman dört büyük melek hatıra gelip, Azrail’in ismi anıldığında insana bir ürperme gelir. Fakat bu konuya ciddiyetle eğilip ve samimiyetle yaklaşılsa insanın kanaatinin değişeceği kuvvetle muhtemeldir.

Bunun ilk basamaklarından birisi de Allah’a imanla beraber Onun meleklerine de imandır. Bu hayatı onlarla paylaştığımız gibi ahirette de onlarlayız, dolayısıyla komşularla iyi münasebet kurulmalı ki huzura vesile olsun.

Yoldayım, Gün Batımı, Dağlar

Bir yolculuğa çıkıldığında taşıyamayacağımız kıymetli şeylerimizi, en güvendik birisine teslim etmemiz, malımıza olan sahiplenmekten geldiği gibi onları sevmemizi de gösterir, insanı mutlu kılar. Aynen öyle de insanın amelini yazan meleklerin, en küçük hatıramıza gösterdikleri azamî dikkat, hakikaten onları sevmeyi şart kılar.

Her insan sözünü, eserini bakileştirmek ister. En veciz ifadelerini kaleme alır, satırlara döker, kayda alır. İleriki hayatında onları gördüğünde mutlu olur, dostlarıyla paylaşmak ister. İşte bu hizmeti yapan Kiramen Kâtibin diye yâd edilen yazıcı melekler, bu manada en sadık dostlarımızdandır.

İnsan, hayatının en sıkıntılı ve yalnız zamanında bilir ve bilmeli ki hemen yakınında melekler var, ruhanî dostlar var. Onlarla bu kimsesizliğini giderir, beraberce bu âlemi keşfeder, okur.

İşte bu ve benzerî mütalâalarla dolu hayatın içinde ömrümüzde bir defa görebileceğimiz ya da hissedebileceğimiz Azrail’e, bahsedilen bütün kıymetlerimizi teslim etme gerçekliği, ondan korkmayı ve ürkmeyi değil dost olmayı şart kılmaz mı? Akıllı insan, düşmanını iyi münasebetlerle dost yaparken Azrail’le niye düşman kalsın ki?

Bu ve benzeri sırlara vakıf olan Mehmet Akgün (1934-2023) ağabey, daha birkaç ay öncesi ahirete yolcu ettiği hanımı Ganime Akgün’ün (1944-2022) hasretiyle yanarken, ona kavuşmanın yolunun onun gittiği âlemden geçtiğini çok iyi biliyordu. Bu sebeple o yolculuğun başındaki vazifeli melek olan Azrail’le dost olmalıydı.

Son kahvaltıyı yapacaktı. Sessizce odadan çıkıp lavaboya gitti. Dönüşte koridorda oğlu Akın ile karşılaştı ve koluna giren oğluyla beraber odasına geçtiler. Yatağa usulca uzandı. Zor anlaşılan sesi ile babasının yolculuğun başında olduğunu anlayan Akın, hemen kardeşlerini telefonla aradı. Eliyle babasına dokundu, alnını sıvazladı, usulca eğilerek yanaklarından öptü, derin derin kokladı, zapt edemediği gözyaşlarından birisi babasının yanağına düştü, yavaşça sildi ve bir daha öptü. O ara, azıcık açılan kirpikleri arasından sevinçli gözlerini gördü ve işte yolculuğa başlayan sevgili babasının gidişini seyrediyordu.

Ey insanoğlu, bak! Elinden bir şey geliyor mu? İşte gidiyor.

Dicle Nehri son 30 yılın en berrak görünümünde

Hey Mehmet Ağabey, ölümüne hayran kaldım! Bildim ki vaktiyle Diyarbakır’ın Dicle kenarında Mehmet Kayalar’dan dinlediğin dersler, dermanın olmuş bu son yolculuğunda.

Duaları kalben ama hızla okurken, yüzündeki tebessümünü fark etti. Anlaşılan dostu Azrail ona âyan olmuştu. Muhtemelen elini uzattı babasına “Haydi gel, seni Ganime’ne götüreyim.”, dedi.

Ve 88 yıllık çınardan bir yaprak daha düştü. Çınar ve diğer yapraklarını mı soruyorsunuz? Onlar bizim hatıralarımızda yaşamaya devam ediyor.

Allah rahmet eylesin, bizi de Azrail’le dost olanlardan eylesin. Âmin.

Mehmet Çetin

26.06.2023 Yeni Foça İzmir

 

[1] Bediüzzaman Said Nursi, Şualar (2017), s. 282 (Meyve’nin 11. Meselesi)

3 yorum

  1. Mustafa Tevfik Özbilgin’in yorumu
    Ruhu Azrail’e emanet etmekten onun yedi emin olduğundan söz edilmiş ancak onu ruhu teslim almakla görevlendiren Allah C.C dan söz edilmemiş.

    Paramızı bankaya teslim ederiz, ancak bankayı para almakla görevlendiren bakanlık izni olmazsa banka parayı emanet olarak alamaz.

    İyi huylu insana melek gibi deriz, ancak bunu derken parantez içinde Azrail hariç demediğimizden iyi huylu insan İsrafil Mikail Cebrail’e ve diğer meleklere de benzemiş olur. Kaldı ki Allah, Azrail’i çok güzel yaratmıştır

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir