Hikmete bakarken sebebe takılma!

Avatar photoPosted by

Hikmete bakarken sebebe takılma!

Rabb-ül Âlemin olan Allah “Hakîm”dir, her işi sayısız ve sonsuz hikmetlidir. Zahire takılan, esasa ulaşamaz. Küçük işle meşgul olan, büyükleri idrak edemez. İnsan bilmelidir ki, her küçük ve sıradan şeyin ardında, daha büyük, daha sırlı ve esasen daha hikmetli icraatlar yapılmaktadır. Âkıl odur ki, bunlara vakıf ola!

Yağmurun tanesi tek başına bir şey ifade etmez, bu küçücük şey, neyi ifade eder ki; bu az kazanç benim ihtiyacımı karşılamaz, bir kişiyi ıslah etmişin ne kıymeti var ki, zaten âlem bozuk; bir iyi hâdiseye bakarak ahvali bütünüyle güzelleyemezsin gibi olumsuzlamaların ne kişiye ne de cemiyete faydası yoktur. Olsa olsa; ümit kırıcı, frenleyici, vites düşürücü ve dolayısıyla neticeyi menfi yönde etkileyici olabilir.

Yıllardır umumî dertlerden biri hakkında; o şey, sanki birilerinin sorumluluğu altında imiş gibi sahiplenerek, başkalarının hatta muhalif bilinenlerin o derde hangi niyetle sahip çıkarsa çıksın çözümü noktasında yardımcı olmasına, çare aramasına destek olmanın yanı sıra iyi ve doğru değerlendirmek lâzım. Bu istikametteki gelişmelere bütüncül bakmak, küllî nazarla mütalâa edilmelidir. Nice şer bilinenlerin, netice itibariyle dolaylı olarak hayra vesile ve vasıta kılınmasındaki hikmeti anlamak gerekir.

Niyet, kişinin amelini bağlar, neticeyi değil. Zira netice Allah’a ait bir keyfiyet olurken, kul sebebe bakar. Allah’ın bir sıfatı olan “Hakîm” gereği her şey, bir sebeb ile yaratılıyor, o hâlde o sebep ile hâsıl olan hikmeti araştırmak, tecelli ile tezahür eden kaderi okumak da kula düşer.

Sebeple, haddinden fazla meşgul olan, neticeyi uzaklaştırır, belki de ulaşılamaz, uzlaşılamaz hâle getirir. Milletin menfaatine bir hayır ve fayda nereden gelirse gelsin, dikkatli olup hikmetle değerlendirmek gerekir.

Başkası, bize gelene sebep olurken; bizde, başkasına gidene sebep oluyoruz. Bu, bir nevi yardımlaşmadır. “İşte burada köprü olan sebeptir.”, dememizdeki maksad şudur: Vesile ve vasıtanın da üzerine çıkarak, onları sebep olarak kullanan; daha kuşatıcı, daha yardım edici, daha şefkatli olup onun da üzerindeki hikmeti ve onunla kendini tanıttırmak isteyen bilinmeli ve anlaşılmalıdır.

Zahirî sebebe takılınca hakiki sebeb anlaşılmaz, demiştik. Müsebbibü’l-Esbab vasfıyla sebeplerin sebebi olan Allah, eşya ve hâdise üzerinde esma ve sıfatını hikmetle tecelli ettirmektedir. Sebebi vasıta etmek, hikmet ile sırlamak, irade ile beyan edip, kudretle yaratmak; muhit ve kuşatıcı ilmi gösterir. Bütün zamanları da içerisine alarak onlardan daha engin keyfiyetleriyle ezeliyetini ifade eder.

İnsan, ayağının birini eşya ve hâdisedeki hikmetli aynaları tefekkür ve tetkik için kullanırken diğerini de onların tevhid merkezinde yer alması için sabit kadem tutmalıdır. Pergelin bir ayağı merkezde tutulursa, daire çizimi başarılı olur.

Seyyah ayak, hikmet araştırmasında; sebebe yeri ve makamı kadar kıymet vermelidir, haddi aşmamalıdır. Sebeb, hikmete vesile olurken derman, eğer o sebep maksad edilirse dert olur.

Mehmet Çetin

03.01.2023 Yeni Foça İzmir

 

 

 

One comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir