Torunla anlaşılanlar

Evlâdın yetiştirilmesine doğrudan taraf ve muhatap olan ebeveyn duygusallıkla bağlandığı için terbiye sürecinin geneline vakıf olamıyor. Dolayısıyla davranışlarını muhakeme ve kontrolde zorlanıyor. Kapalı olan bu ifadenin önemli kısmının anlaşılması dedelik zamanında mümkün olmaktadır.

Günlük hayatın getirdiği meşakkat ve sıkıntılarla evde anne, iş yerinde baba, akşama yorgun ama evlâdını sevmeye arzuludur. Kendine gösterilen ilgiye heyecanlanan yavru başlangıçta mutludur ve gereken alâkaya muhatap olmaktadır. Ne varki anne ve babayı yorgunluk tazyik ederek evlâda olan tahammülü zorlaştırmaktadır. Diğer yandan iş ve ödeme sıkıntıları ile zaten babının kafası ziyadesiyle meşguldür. Sıralanabilecek özel ve genel mazeret gibi görünen sebeplerden dolayı evlâda olan ilginin heyecanı yavaş yavaş sönmeye başlar. Düşen alâkanın yükselmesini isteyen evlâdın hırçınlığı başlayınca özellikle fıtraten anneye göre daha az şefkatli olan babada sinirlenme alametleri başlar. O an için önemli gibi görünen basit bir şey yüzünden tansiyon yükselir. Nihayet evlâdın gönül hanesine tamiri mümkün olmayan hatalar hatıra olarak işlenir. Sonrasında ne kadar da gönül alınsa bile ileriki yıllarda bu hataların acı hatıralar olarak bahsedilmesi yürekleri dağlayacaktır. Bunlar bizim gibilerin yaşadıkları eski tecrübeleridir.

Ovada bulunan, ovanın genişliğini farkedemez. Hadiseleri yaşayan bütününü göremez. Bunun için farklı bir makam gerekir. Küçük bir tepenin yüksekliği ovayı keşfe, duygulara hakimiyet ise hatalı davranışları görmeye makam olur. Duygulara hakimiyet zor bir iş olmakla beraber neticesi çok hayırlı ve hadis ile yüceltilen bir mücahededir.

Dedeye torun, bu makamın ihsanında vesiledir. Dede, torunun terbiyesinde ebeveyn gibi doğrudan muhatap değildir. Ebeveyn kadar iş hayatı yoğun da değildir. Yine onlar kadar duyguları heyecanlı değil aksine durulmuştur. Olaylara sükunetle yaklaşırlarken yaşayarak tecrübe edindikleri acı tatlı hatıraları şimdi torunları vesilesi ile bir kere daha yaşamaktadır. Dolayısıyla yapılan hataları artık daha açık görebilmektedir. Bu da dedelerin yaşadığı yeni tecrübedir.

İşte bu nokta, dede için ayrı bir tecrübe tepesi olacaktır. Yaşanan yeni hadiselerden sonuçlanacak acı veya tatlı hatıra öncesi, ebeveyn nasıl uyarılmalı? Her işe müdahale eden veya ilgisiz olmadan damara dokundurmadan nasıl anlatılmalı?

Konu ile alâkalı hatıralar, çok sık bahsedilip bıktırılmamalı. Başkalarının davranışları ile kıyaslayarak verilen nasihatlerin faydasızlığı unutulmamalı. Yardımcı kitaplardan bahisler, bilim adamlarının tavsiyelerinin ayarına dikkat edilmeli. Sabır isbetli kullanılmalı. Ne zaman sabredilecek, ne zaman konuşulacak, ne zaman müdahale edilecek? Kaldı ki ebeveyn müstakil bir ailedir, müdahaleye ne kadar hakkınız var? Diğer taraftan ise ortadaki yavru da torununuz!

Zannetmeyin ki bunlar sadece benim derdim! Bu vakitten sonra evlat sahibi olanlara veya olacaklara bu notları düşmezsem kendimi sorumlu hissedeceğim. Yeni ebeveyn iken yaptığım hataların böylece Allah’ın nezdinde ola ki affıma, evlatlarımın da helalliğine vesile olur.

İşte bu duygu ve düşünceler ancak torun ile hasıl oluyor. Zamanı gelmeden ne anlaşılan ve ne de yaşanabileceklerden.

Mehmet Çetin

30 09 2014 Batıkent Ankara

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir