İmam-ı Gazali’yi Bediüzzaman İle Anmak

Posted by

18.12.1111 de Hakkın rahmetine kavuşan İmam-ı Gazali’nin vefatının sene-i devriyesinde rahmetle, minnetle anıyor, dualar ediyoruz.

Aslen Tûslu (Meşhet) olan Gazali’nin ismi, Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Ahmed’dir, Künyesi ise, Ebû Hâmid El-Gazzâlî, lâkabı ise Hüccet-ül-İslâm’dır. Yani İslâm Dininin delil ve burhanıdır. Hicrî 450 de doğdu(1058) Köyünün adı ile anılan İmam-ı Gazalî, Cürcan’da beş yıl tahsili sonunda memleketine dönerken yolda eşkıyalar yollarını keser. Eşyaları peşine düşer, reisten notlarını (ta’likatını) ister, Cürcan’a o notlardaki bilgileri elde etmek için gittiğini söyler. Reis ise dalga geçerek kağıda yazacağına aklına yazması gerektiğini söyler ve verir. Bunu İlâhı ikaz kabul eden İmam, üç yıl içinde bu notları ezberler. Daha sonraları Nizamülmülk’ün himayesi altında yirmi sekiz yaşında iken meşhur âlimlerle tanışır ve çalışır. Devrin en tehlikeli akımlarından Bâtınilik karşısında Ehl-i Sünneti savunur ve ikame eder.

Külliyatta 49 yerde ismi geçen İmam, Üstadın nazarında fevkalade bir makamdadır.

Felsefeye takılan İbn-i Sina ve Farâbî gibi zatlara adi bir mü’min mertebesi bile vermeyen[1] İmam, marifetullah penceresinden bakar[2] ve Resul-i Ekrem’den (asm) feyz alan bir şems gibi[3] asırları aydınlatır. Üstad, Gazali’nin “Radiyallahü anh” terkibi ile anılmasını söyler.[4] Tarikat ve tasavvuf yolunda devam edenlere Şeriatın mizanlarını elde tutmak için İmam-ı Rabbanî ile İmam-ı Gazali’yi rehber etmelerini tavsiyede bulunur.[5]Hatta  “Çok Sözlerde ispat edildiği gibi ve İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbani gibi muhakkıkîn-i ehl-i tarikat derler ki: “Bir tek Sünnet-i Seniyyeye ittibâ noktasında hâsıl olan makbuliyet, yüz âdâb ve nevâfil-i hususiyeden gelemez. Bir farz bin sünnete müreccah olduğu gibi, bir Sünnet-i Seniyye dahi bin âdâb-ı tasavvufa müreccahtır” demişler.”[6], ifadesi ile Sünnet-i Seniyye ittibanın ehemmiyeti noktasında Gazali’nin tavsiyesini nakleder. Âlemin muntazam yaratılışı konusunda  “Daire-i imkânda bu mükevvenattan daha bedi, daha güzel yoktur.”[7] İfadesi ile tevhidin burhanlarına işaret noktasında İkinci Şua’da yerini alır.

Üstad, ilmî mücahedede akıl-kalb beraberliğinde “Gözü kapalı olarak değil; belki İmam-ı Gazali (r.a.) Mevlâna Celâleddin (r.a.) ve İmam-ı Rabbani (r.a.) gibi kalb, ruh, akıl gözleri açık olarak”[8] gezdiğini anlatırken İmam-ı Gazali’yi de anar. Üstada, İmam-ı Gazali’yi beğenmiyor ve eserlerini yanında bulundurmuyor, tarzındaki ithama verdiği cevapta kendisini Hz. Ali (ks) ile bağlayan yegane Üstadı olarak zikrederken ; “Fakat onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkân-ı imaniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allâme ve müçtehit zatların asırlarına göre münazara-i ilmiyede ve diniyede istimal ettikleri silâhlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden, Risale-i Nur Kur’an-ı Mucizü’l-Beyandan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübarek ve kutsi zatların tezgâhlarına müracaat etmiyor.”,[9]şeklinde cevap verir.

İmam-ı Rabbanî ve Mevlâna Celaleddin-i Rumi’yi Üstatları arasında İmam-ı Gazali’yi de zikreden Üstadım, üstatlarına olan vefayı hiç ihmal etmez.[10]

Rabbim hepsinin şefaatine bizleri dâhil eyleyip bıraktıkları eserleri mucibince amel etmeyi nasip eylesin.

Mehmet Çetin

18.12.2011-Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Sözler, sh.885

[2] Age. Sh. 1123

[3] Age. Sh.380

[4] Mektubat, sh. 471

[5] Age. Sh.758

[6] Age. Sh.770

[7] Şualar sh.54

[8] Mesnevî-i Nuriye  sh.16

[9] Kastamonu Lahikası sh.258

[10] Emirdağ Lahikası sh. 838

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir