Dünya neyin üzerinde duruyor? 1

Posted by

Muhkemat-müteşabiha

Bu kısa araştırma yazılarımızın temeli Âl-i İmran Suresi’nin 7. Ayeti’dir ki meali şöyledir:

“Sana kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’an) bir kısım âyetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır; diğerleri ise müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (kişisel arzularına göre) te’vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. Hâlbuki onun tevilini ancak Allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. Derler ki: Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır. (Bu inceliği) yalnız aklıselim sahipleri düşünüp anlar.”

Ayetler muhkemat ve müteşabihat diye iki gruba ayrılır. Muhkemat adı üzerine mana noktasından muhkem olup, kesin hüküm bildirir, üzerinde tartışmaya gerek olmayacak şekilde açık ve anlaşılır. Müteşabihat ise doğrudan anlaşılması müşkül olup, benzetmelerle nakledilerek zamanın algı ve anlayışına uygun izahların yardımı ile anlaşılır.

Kur’ân-ı Kerîm’de gerçek anlamını ancak Allah’ın bildiği veya manasını ilm-i rüsuh tabir edilen sadece ilimde yüksek mertebelere eriş(tiril)miş kişilere lütfettiği müteşabih âyetlerin bulunmasına birçok açıklama getirilmiştir. Bunun hikmeti konusunda çok izahlar yapılmıştır ki bu çalışmamızın dorudan konusu değildir.

Kur’ân-ı Kerim’in tutarlılık yani çelişmezlik üzerine kurulu ve fakat ondaki müteşabihatın anlaşılmaması üzerine yapılan izahların buraya kısmen nakline çalışacağız.

Nasıl Kur’ân-ı Hakîm’in müteşabihatı yani manası açık olmayan ayetleri var; tevile muhtaçtır veya mutlak teslim istiyor aynen onun gibi bir kısım Hadis-i Şerifin dahi müteşabihatı vardır, onların da tabir ve tefsirinin yapılması gerekir.

İşte bu hadislerden bir tanesi de dünyanın öküz ve balığın üzerinde olduğunu ifade eden hadistir.

İbn-i Abbas (ra) rivâyet eder ki: Resul-i Ekrem Efendimiz’den (asm) sorulur: “Dünya ne üstündedir?”

Resulullah Efendimiz (asm) buyurur ki:

El-ardu ale’sevri ve’l-hût” (=Dünya öküz ile balık üzerindedir.)

            Bir diğer rivâyette bir defa “Ale’s-sevr” (=öküz üzerindedir)

            Bir defa da, “Ale’l-hût” (=balık üzerindedir.) buyurmuştur.[1] 

Mevcud ilmî malûmat ise böyle bir şeyden bahsetmiyor. Hâlbuki dünya uzay boşluğunda bir yıldız gibi geziyor, altında ne öküz var ne de balık?

Bu ve emsalî hadisleri anlama yoluna girmeden önce bilgi basamakları olarak şunların nakli gerekir.

Ayet ve hadislerin tabakaları olduğu gibi İslâmî meselelerin de var. Bunlardan kimisi kesin delil ister, kimisi genel kabul ister, kimisi teslim ister ve hakeza. İmanî meselelerden olmayan teferruata dair zamanın hadiselerinin her birinde kesin delil ve kaynağa ihtiyaç hissedilmeden bazen reddedilmemesi bile bir değerlendirme ölçüsü olmaktadır.

Din bir imtihandır, bir tecrübedir; yüce ruhlar ile kötü ruhları ayırır. Öyle ise ileride herkese göz ile görülecek vukuatı öyle bir tarzda bahsedecek ki, ne bütün bütün bilinemezlik içinde kalsın, ne de alenî olup, herkes ister istemez tasdike mecbur kalsın. Akla kapı açacak, ihtiyârı ve iradeyi elinden almayacak. Eğer çok açık bir şekilde meselâ kıyamet alâmeti görülürse kulluk teklifi anlamını yitirir. Söz konusu manası çok açık şekilde ifade edilmeyen hadislere bu noktadan bakılabilir.

Tefekkürümüz devam edecek inşaallah.

Mehmet Çetin

26 Temmuz 2020 Yeni Foça İzmir

[1] Hâkim, Müstedrek, 4:636;…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir