Hadislere bakış açılarından bazıları

Avatar photoPosted by

Dünya neyin üzerinde duruyor? 2

Sahabe zamanında İsrail ve Hıristiyan âlimlerinden çoğu İslâm’a girdiler. Ne yazık ki eski malûmatları dahi onlarla beraber Müslüman oldular. Gerçeğe zıt, bazı eski bilgileri, İslâmiyet’in malı olarak zannedildi ki hurafelerin kaynaklarını bu noktada da aramak gerekir.

Hadisleri nakleden ravilerin bir kısım sözleri yahut onların çıkarım ve yorumları hadisin metninden, kendisinden zannedildi. Onların ferdî değerlendirmelerindeki hakikate ters olan ifadeleri ise hadisin kendisinden zannedilerek hadislerin zayıf olmasına hükmedildi.

Allah tarafından ilim ihsan edilen bir kısım hadis âlimlerinin ilhamları ya da bir kısım evliyanın ilhamları, sehven hadis telakki edildi. İşte bu ifadeler de yıllar yılı hadis gibi nakledile geldi.

Halk arasında kullanılan bazı hikâye, atasözü ve deyimlerde geçen bazı ifadelerin hakikî manasına bakılmadan, genelinde kastedilene göre hükmedilir. İşte böylesine kabul gören bazı deyimleri, Resul-i Ekrem Efendimiz, ümmetine ders vermek için o hikâye ve kıssayı zikrediverir. Muhtemel ki o atasözü ya da kıssada bazı kusur olsa bile hadisin metnine eleştiri getirilmeyip, o hadiste kullanılan kıssa ya da hikâyedeki kusura vermek gerekir.

Nice benzetme ve temsiller var ki zamanla ilmin elinden cehlin eline geçince anlam kayması olup, temsildekini gerçekmiş gibi kabul ediliyor. Dünya neyin üzerinde duruyor hadisinde geçen öküz-balık benzetmeleri, gerçekte vaki imiş gibi algılanmasına bu noktadan da bakmak icap eder. Bir vakit Peygamberin huzurlu sohbetinde iken müthiş bir gürültü işitilir. Resul-ü Ekrem (asm) ferman eder: “Bu gürültü, yetmiş senedir yuvarlanıp, tâ ancak bu dakika Cehennemin dibine düşen bir taşın gürültüsüdür.[1] İşte bu hadisi işiten, hakikate ulaşmayan, inkâra sapar. Hâlbuki yirmi dakika o hadisten sonra, kesinlikle sabit ki biri geldi, Resul-i Ekrem’e (asm) dedi ki: “Meşhur münafık yirmi dakika evvel öldü.” Yetmiş yaşına giren o münafık, Cehennemin bir taşı olarak bütün ömrü müddetinde çukura düşer bir vaziyette idi. Bu vaziyeti peygamber Efendimiz gayet veciz bir şekilde ifade etmiştir.

Şu imtihan dünyasında Allah, hikmeti gereği meselâ Kadir gecesini, Ramazan ayının günlerinde gizlediği gibi mühim şeyi çok şeylerin içinde saklıyor. Eceli, ömrün içerisinde saklamayıp alenî belli etse idi, o vakte kadar gafletle geçirip, sona yaklaşıldığında adım adım gitmek, müthiş dehşet verirdi. Bu sebeple olsa gerek ki ahiret ve dünya dengesi, korku ve ümidin çok ölçülü kullanılması ile mümkündür.

Ahirzamanın hadiselerinden olan deccal, süfyan ve mehdi ile alâkalı hadislerin değerlendirilmesinde de çok dikkatli olmak gerekir. Bunlarla ilgili hadis metinlerine sızmış olan nakledenin ifadelerini, tefsir eden müfessirin yorumlarını ayrı tutup, karıştırmamak elzemdir.

Hadislerdeki teşvik, sevap ve fazilete yönlendirmek için yapılan veciz ve belagatlı ifadeler, zaman zaman mübalağalı zannedilmiş. İşte, halk arasında kullanılan “Bir güzel sözün, bir köleyi azad etmek gibi sevabı var.”, deyimindeki murad, insanları güzel ve hayırlı konuşmaya teşvik içindir, bakış açısıyla o hadislere bakmak lazım.

Her toplulukta fiil ve davranışlarıyla harika insanlar bulunur. İyilikte ileri gitmişlerse halkın kahramanıdırlar. Sonrasında ise onlar birer ideal ve rol model olmaktadırlar.

Sıraladığımız değerlendirme ölçülerini çoğaltmak mümkündür ve hem de ehline mahsustur. Biz, denizden bir damlayı bu satırlara sadece taşıdık.

İşte bu bilgileri aklımızın kenarında tutarak “Dünya neyin üzerindedir?”, sualine cevap veren hadisi anlamaya devam edeceğiz, önümüzdeki yazılarımızda, inşaallah.

Mehmet Çetin

26 Temmuz 2020 Yeni Foça İzmir

 

[1] Müslim, 4:3184, hadis no:2844, 4:2145, hadis no:2782…

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir