Yüreği yanan babalar

Posted by

Telefonun çalmasından yine sizin aradığınızı âdeta hissettim. Siz, sessiz kalan, ama geçen haftaki yazımızı acıyla okuyan emsali babalar adına şöyle dediniz:

-Mehmet kardeşim, yine acı hatıralarımı deştin!

Doğru dersiniz ama öncelikle anlattıklarınızı da özetle kıymetli okuyucularımızla paylaşmak isterim: Medrese-i Yusufiyeden üçüncü çıkışınızda üç yaşına basan oğlunuz sizi tanıyamadığı için kucağınıza bile gelmedi. “İlk üç yaşında alması gereken babalık sevgi ve şefkatini hapiste kalmam sebebiyle veremediğim gibi devam eden yıllarda da sürekli hizmetle meşguliyetimden dolayı yapamıyordum.” dediniz.

Velhasıl bu ağabinin, oğlu ile olan o yıllardaki soğukluğu, baba evlât münasebetindeki kırgınlık hâlâ devam eder gider. Baba hayatta iken öksüz geçen acılı yıllar oğlunun hayatına huzursuzluk verdiği gibi babayı da çok üzer. Duâdan başka çarenin kalmadığını yaşayarak anlayanlardan olduğunu ifade eder.

Farkındayım! Mehmet kardeşim, yine aynı konuyu işliyorsun! diyorsunuz. Elhak haklısınız ama hata, hâlâ devam ediyor.

Nasıl mı? İzah edeyim izninizle: “Babam hayatta iken babasız geçen yıllarıma hakkımı helâl etmiyorum.” diyen evlâdım ile alâkalı, eşimin “o, senden alâka ve şefkat bekliyor.” ifadesi hatamın devam ettiğinin delilidir. Ben ki eli kalem tutan birisi olarak köşemde bunu itiraf ederek yazıyorum ama anlaşılan o ki yaptığım nasihatin bana tesiri olmamış, yazıklar olsun!

Dostlar, biliyorum, bu konuda diyecekleriniz var. Her ne dersek diyelim ama önce yapılması gerekeni yapalım evvelâ.

Bir şey bütün bütün elde edilmezse, bütün bütün de reddedilmez, elbette. Bu vakte kadar evlâtla olan münasebetlerimizdeki hatalı hâllerimiz artık geride kaldı. Onların tashihi bundan sonraki davranışlarımızla olmalı. Evvelâ, müşfik ve cidden samimi yönelişimiz, bizdeki enaniyeti kabartmayıp, aksine bu zamana kadar farkında olmadan yapılan hatalarından dolayı Rabbinden yardım isteyen bir baba nedameti içerisinde olmalıdır. Oğul baba arasındaki çoğu problemin kaynağı gurura dayanan otoritenin paylaşılamazlığıdır. Bu tesbite ne kadar itiraz etsek de, gizlesek de zaman zaman oğlumuza şefkatli yaklaşıma gizli gurur, kısmen mâni oluyor. Bunun izalesi tövbe ve tevazulu müşfik yaklaşım ile mümkündür. Yapılan görüşmelerde, rahatsız etmeden, kendisine yönelik babalığındaki kusurlara, ilerleyen yılların sonunda farkına varıldığı, bundan dolayı Rabbimizden af, kendisinden helâllik dilediğimiz ifade edilmeli. Yakında ise ziyaretler, uzakta ise iletişim vasıtasıyla görüşmeler hasretle yapılmalıdır. Yardım değil, hediye verme, bu alanda gizli fetih vesilesidir. Yardım, esir eder; hediye, gönül alır. Unutmayalım! Henüz, güneş batıdan doğmadı, hâlâ ümit var. Zararın neresinden dönülürse kârdır. İlk adımı atan kazanır.

Babaya seslenirken oğula da kısa ama önemli bir hatırlatmamız olacak: Dünyadaki en yüksek hakikat, peder ve validelerin evlâtlarına olan şefkatidir. Bununla beraber en yüksek hukuk da ebeveynin şefkatine mukabil, evlâdın hürmet etmesi haklarıdır. Anne baba, karşılıksız hayatını feda ederler. Bu kadar mühim hukuk, karşılıklı beşerî hatalardan dolayı incinmiş olabilir ama bunun telafisi geciktirilmemelidir.

Bugünün evlâdı, yarının babası olacaktır. İnsanoğlu ne ektiyse onu bulur. Her amel, kendi cinsinden karşılık görür. Ciğeri yanan babaların derdini anlatırken yarının babasına da ikaz işaretimiz inşaallah duâ yerine geçer.

Mehmet Çetin

12.03.2017 Bostanlı İzmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir