Yeni Asya’nın tanıtımını yapan kardeşimle beş yudumluk bir sohbet

Bir bardaklık çay içimi zaman dilimine ilk yudumu merhaba diyerek çekip başlayalım.

Evvelen tebriklerimizi lütfen kabul buyurun ve bunu bir dua olarak da.

Yeni Asya, Risale-i Nur’un matbuattaki lisanıdır. Risale-i Nur ise Kur’ân’ın manevî bir tefsiridir. Bu sebeple yaptığınız Yeni Asya tanıtımı hizmeti, dolayısıyla Kur’ân’a yapılmış bir hizmettir. Allah’ın kelâmı Kur’ân’a müteveccih olan hemen her hizmet, bir nevi ibadet şuuru içerisinde yapılmalıdır.

Lütfen, çayınızdan ikinci yudumu çekiniz.

Hizmetinde bulunduğumuz iman hakikatlerinin Risale-i Nur tarzındaki tebliğ hizmetinin bilerek yapılması esasından hareketle; tanıtımda bulunan kardeşin, mutlaka Nur Külliyatını ve Yeni Asya’yı iyi bilmeli ki takdimi şuurlu, istikametli ve doğru olsun.

Üçüncü yudumun ardından şunu ilave edelim:

Hikmetli hareket, aklın gereğidir.  Müşavereli hizmet, Nur Cemaatinin vasfıdır. Sadece Allah rızası için hizmetimizi yapmak en birinci düstur olan ihlâslı olmanın vecibesidir.

Akıl ve müşaverenin gereği olarak, mukteza-i hâle mutabık hareketin iktizasıyla Yeni Asya’yı herkesten ziyade, muhatap olabilecek, okuyabilecek, sahip çıkabileceklere verilmelidir. İmkânların sınırlı olması, zaman ve zeminin münasib olmaması gibi gerekçelerle hikmetli hareket ederek bir müddet sonra doğrudan kendi imkânıyla Yeni Asya’yı satın alıp okumayı sürdürebilecekler tercih edilmelidir. Bütün bunlar; o yeni kardeşimizin Yeni Asya vesilesiyle Risale sohbetlerine davete, devama ve nihayetinde Nur’lar vasıtasıyla imanının takviye edebilmeye matuf olmalıdır.

Dördüncü yudumu içtiyseniz devam edelim:

Unutulmamalıdır ki biz Nur cemaatiyiz. “Ben” yerine “Biz” havuzunda enesini eriterek ferdîlikten küllîliğe kucak açanlarız. Mahallimizde çok kabiliyetli ağabeylerimiz, kardeşlerimiz, yazarlarımız vardır. Bu kardeşlerimizin, Yeni Asya tanıtımı çalışmalarındaki hizmetleri gerçekten hem çok tesirli ve hem de çok müşevvik olmaktadır. Ancak devamlılığı çoğu zaman sağlanamamaktadır. O kişilerin devamlı gitmeleri durumunda ise nazarların şahsa bağlanması riski var. Bunu neşriyat sahasında hizmet eden daha ehil ve tecrübeli kardeşlerle müşterek olarak yapmak, o yeni kardeşlerle alâkadar olmayı, onların tecrübeli ellerine bırakmak ve fakat ara sıra ağabey ve yazarlarımızın da müşevvik olarak bulunmalarını temin etmek elzemdir. İşte bunları yaparken yenilerin nazarlarının o tanınmış şahıslara değil bütünüyle cemaate, Külliyata ve şahs-ı manevîyeye yönlendirilmesini temin etmek bu alandaki en mühim vazifelerdendir. Zira ne çektik ise “ağabeycilikten” çektik. Hâlbuki bir buz parçası hükmündeki “ene”yi, “biz” havuzunda eriterek, havuz kadar büyük bir şahs-ı maneviye dâhil olmaya işaret etmek, derde derman bir yoldur.

Son yudum ile şunları da afiyetle içelim inşaallah:

Risale-i Nur’un, bu mübarek vatanın manevî bir halaskârı olması hasebiyle; dinsizliğe karşı imanı takviye, âlem-i İslam’daki ihtilâfa karşı ittihad-ı İslâm maksadıyla bulunduğu Kur’ânî hizmetin muhtaçlara ulaştırılmasına binaen, elimizin altında küçük risaleler ve diğer neşriyatımızdan bazıları ve özellikle gündeme dair olanlar ve Beşleme gibi eserler, tanıtım hizmetlerinde münasib olanlara okumaları için verilmelidir. Bu okuma işi dikkatle takip edilmeli, derse, uhuvvete, irtibata davetkâr olmalıdır. Bilmeliler ki Nur Talebeleri bu nevi hizmetlerinde sadece Allah rızası için hizmet ederler. Dünyevî uhrevî menfaat gayeleri yoktur. Huzurun, nizamın manevî bekçileridir. Asayişi netice veren iman hizmetini, müsbet iman hizmeti olarak kabul edenlerdir.

Mehmet Çetin

12.12.2018 Yeni Foça İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir