Öfkede iman sorumluluğu-2

Öfke doğrudan sabır ile alakalıdır. Sabır, olay anında gösterildiğinde bir kıymeti harbiyesi olur, değilse hikâyedir. Kur’an’da “öfkenizi yutunuz” emri çok dikkat çekici. Yutmak kelimesinin hatırlattıkları manalar empati ve terapide kullanılması tavsiye edilir. Bir insan öfkesini tutup, onu ne bir söz, ne de bir fiil ile göstermediği zaman gayzını tuttu denilir. Böylece öfke geldiğinde yürütmeyip, onu tutarak, içeriye doğru çevirmek sabrın, hilmin ve yumuşaklığın çeşitlerindendir.[1] Öfkesini yutan kişinin kalbinin Allah tarafından iman ve emniyetle doldurulacağı hadisin vaadleri arasındadır.[2]

Dikkat edilirse öfkeyi yenmenin ve hâkim olmanın doğrudan iman ile irtibatının olduğu anlaşıldığı gibi esasında insana güven duygusunu da kâmilen veriyor.

Kâfirlere karşı çetin, müminler arasında merhametli olmak ayete göre öfkenin kullanım açılımlarındandır. Allah için öfke, imanın gayretindendir. İnanç farklılığından doğan öfke yerine, olumlu yaklaşmak ise inanmayanları imanın selametine davet eder.

Öfkenin kontrolü konusunda uzaklara gitmeye hacet yok, Resul-i Ekrem’in (asm) sünneti doğrudan uygulamalı, tecrübeli bir çaredir. Bu konuda pek çok hadis ve uygulamalı olarak nakledilen sünnetler var. Öfkelenildiğinde pozisyon değiştirme tavsiyesi en meşhur ve en etkili olanlardandır. Şifreli dua, eûzüde saklıdır.

Hayata müspet açıdan bakmak, her şeyin güzel tarafını düşünmek, huzur, çözüm, barış bakış açılı olmak, olmazsa olmazlardır. Müspet hareket en öfkeli olanı bile hizaya getirir. Kendisi ile barışık olan kavgacı olamaz, bırakın öfkeli olmayı. Eşya ve hadiseye hep hikmet noktasından bakarak mütevekkil olmak sükûnete erdirir. Zira insan ne eşyaya ve ne de hadiseye hâkim olabilir. O sadece murat edilenin yaratılmasında küçük iradesi ile üç beş sebebe teşebbüs ederek vesilelik yapar. Bu noktadan da hayırda mükâfat şerde sorumluluk üstlenir.

Risale-i Nur’da öfke ve hiddetin kullanılmayıp, kontrol altına alınması, istikametli kullanılması anlatılır. Öfkenin karakter olarak kazanılması ve uygulanması tasvip edilemez. Uhuvvet konularının vazgeçilmez ayeti olan Âl-i İmran/134 anlatılırken muarızlara dahi hiddet ve misli ile karşılık verilmemesi, itiraza sebep konuların izah edilerek cevap verilmesi tarzındaki yönlendirmeleri, psikolojik ve sosyolojik açıdan çok önemlidir.

Tasdikçi olmak, hediyeleşmek, kaliteli ve sevgi dolu beraberlik, yardımcı olmak, fiziksel temas bu konuda muhabbeti besleyen, öfkeyi ıslah eden tavsiyelerden önemli olanlarıdır. Affetmek ve en önemlisi helal etmek, bu işin panzehiridir.

Affet ki affedilesin, helal et ki helal edilesin!

Öfkeyi yok etmek fıtrata aykırıdır, ıslah etmek, kontrollü tutmak, yeri geldiğinde dengeli kullanmak, doğru olanıdır. Kişi öfkesinin sorumluluğunu üzerine aldığı zaman kontrol kolaylaşır. Öfkelenen, hâsıl olacak zararlar ile sevdiklerini sıkıntıya sokarak, kendini ve karşı tarafı harap edeceğini hatırlamalı. Eşya ve gönül kırdığında rahatladığını zanneden, kendine geldiğinde maliyetin ağırlığı, öfke hazzını azaba dönüştürür. Öfkelenince bunların kaybını düşünerek hemen vazgeçip doğru olanın affetmek olduğunu ve bunun neticesinde sevap olan ibadet olduğunu düşünmek gerekir.

Dışa vurulan öfke, sağlıklı ilişkileri tahrip eder. Öfkeyi dışa vurarak değil sabırla içeriye atarak mütevekkil olmak gerekir.

Öfkeli anda Allah’ın isimlerini zikir ve anmak dolayısıyla yardım istemek gerekir. Vicdanın sesini dinleyerek, hızlı muhasebe edip, affetmeye meyil ederek neticede verilecek sevap ve bunların ötesinde Allah’ın rızası için bağışlamak ve bağışlanmayı ummak imanın en kâmil hâlidir. Öfkenin ifrat ve tefritinin bir musibet olduğunu düşünmeli. Musibete karşı sabır ile mükellef olduğu düşüncesi kişiyi istikamete yönlendirir.

Riyazet, öfke ve şehvetin ıslah yollarındandır. Riyazeti yeme içmeyi kısıtlamanın yanında; öfke ve şehvetin aşırı kullanılmasının da kısıtlanması, daha doğrusu itidalli kullanılması olarak anlamak daha tamamlayıcı olur. Şeytanın şerrinden sakınma sırlarının saklı olduğu muavizeteyni sık sık okumalı.

Sevgi, öfkenin sakinleştiricisi, sevgi dolu ifadeler ise sükûnetin basamaklarıdır. Fakat öfkenin en tesirli ilacı tevhiddir. Allah’ı fail bilmeli. Bütün fiiller Allah’ın izni ile olmaktadır. Öfke fiilinin ıslahını O’ndan dilemelidir.

Sahi siz öfkelenmiş yüzünüzü hiç gördünüz mü? Bir soru daha, öfkeli yüzünüzü hatıralık olarak asar mısınız duvara? O halde gelin vaz geçelim bu musibetten!

Mehmet Çetin

03.10.2013. Çiftehavuzlar. Çiğli. İzmir


[1] Fahreddin Razi, Tefsiri Kebir, 7/70

[2] Ebu Davud, Edep, 3 (IV/248)

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir