Dursun Koçak (1959-2008)

Rahmetli Dursun’un bendeki en hatırlatıcı vasfı, çok okumasıdır. Yanı sıra konuşması, yani çok konuşması. Muhtemelen konuşmaya bu kadar arzulu olması, ondaki çok bilgi birikiminin tahriki olsa gerek. Öğrendiği malumatı, birisiyle paylaşıp, tartışmak ve değerlendirmek, o mutlu oluyor, insanlara faydalı oluyordu.

Aynı mahallenin çocuklarıyız. Babalarımız hem komşu ve hem de dostlar idi. Kurşunlu Camiinde rahmetli Âdem Hoca’dan Kur’an okumayı beraberce öğrendik. Çarşıdaki dükkanlarımızda babalarımıza yardımcı olurduk. Çocuk yaşımızda ticareti öğrenirdik.

Benim, Hasanoğlan Öğretmen Okuluna tahsile gitmem, mahallemizde olan alâkamı ister istemez biraz gevşetmişti. Teğmenlikten ayrıldığını biliriz.

Dursun ile sonraki merhabamız, öğretmenlikten ayrılıp, baba mesleğine dönmemle yenilendi. Cuma namazını, rahmetli Cüce Sait’in dükkanından aşağıdaki Mescidde kılıp, beyaz eşya satan Yaylaklı Mustafa Ünal’ın dükkanına uğrardım. O sıra Dursun da gelir, derken sohbete Köfteci Hayrettin, Berber Atak, Televizyoncu Durhayat ve Çatçat’lı Sefa da gelince sohbet halkası tamamlanır. Mustafa’nın nükteleri zaman zaman Dursun’u bastırırdı. Onun açtığı ya da açmak istediği konular ayaküstü mevzular değil, oturup enine boyuna müzakere edilmesi gereken nev’inden idi. Dolayısıyla meselenin ehemmiyetine dikkatini çeker ve kendisini Risale-i Nur sohbetine davet ederiz.

Dursun kardeşimiz, fikr-i sabit olanlardan değil idi. Çok defa sohbetimize geldi ve önemli akaid konularını ciddî zeminde, seviyeli sohbetimiz olurdu. O, daha fazlasıyla siyasî ve ekonomik sebebler noktasından yaklaşır ve oralarda çözüm aradı.

Doğrusu insanın cemiyet hayatı ve iktisadî hayatı, gayet ehemmiyetlidir, lâkin bu iki hayatına ruh olacak ve doğru bir istikamet verecek ana muharrik lâzımdır. İnsanın; iç dünyasının, varoluş gerçekleri ile uyumlu olması, onun dış dünyasındaki vazifesinde başarılı kılar. Bu cümleden hareketle insan; maddî yönünü, maddeye bakan yüzünü manevî ve ruhî dünyasındaki donanımları ile tanzim eder, tertip eder, organize eder.

Dursun arkadaşım, bu konuların tam ortasında bir adam idi, zira babasından aldığı temel eğitimi var idi. Bu sebeble kendisi ile sohbetimiz daha verimli devam ediyor idi.

Memleketimden ayrıldıktan sonra selamlaşmalarımız uzaktan oldu. Zaman zaman görüşmelerimiz olsa da. Ankara’ya işini, kardeşi Yaşar ile taşıdıklarını orada devam ettiklerini biliyorum. Edindiğim bilgiye göre amcasının oğlu ve iş ortağı Candemir Koçak, vefatı sonrası borçlarının ödenmesinde çok yardımcı olmuş, sağolsun.

Hayat bu, işlerimizin en mühim olanı, şimdiye yakın zamanda yapmalıyız. Sonraya bırakanlar, o ideal zamanı bir türlü yakalayamalardır. Dursun ile, yaptığımız sohbetleri hatırlayınca, iyi ki zamanında yapmışız derim.

Mehmet Çetin

02.01.2018 Yeni Foça

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir