“Ayetlerimi, az dünya menfaatiyle değiştirmeyin” ayetinin ihlâs ile alâkası nedir?

İhlâs Risalesi okumaları 13

İhlâs Risalesi’nin giriş bölümünde geçen ve ilk başta da zikredilen Bakara Suresinin 41. Âyetinden bir parçası alınan kısım “Benim ayetlerimi, az bir dünya menfaatiyle değiştirmeyin” şeklindeki ikazın, ihlâs ile alâkayı kurmakta zorlanıyor olabiliriz.

Maide’nin 44. ile Bakara’nın 41. Ve kısmen Nahl’in 95. ayet sırasında bulunan ve İhlâs Risalesi’nde geçen ayetin, ‘Allah’ın emirlerinin az bir fiyatla satılmaması’ şeklinde tembih ve ikaz yapılırken işaret edilen nokta dikkatten kaçmamalıdır.

Meallerde “dünya menfaati karşılığında” geçen kelimeleri gerçek anlamıyla değil, yönlendirilmek istenen manaya bakmak ve anlamak daha doğru olsa gerekir.

Külliyatta 18 yerde tekrarlanarak sıkça ikaz edilen bu vaziyetin İhlâs Risalesi’nde de işlenmesinin bir hikmeti olmalı.

Dinin dünyaya satılmasından insanın sakındırılması, bu ayetin arka cephesinden öne çıkan manasıdır.

İbrahim Suresi’nin 3. Ayetindeki “Onlar, dünya hayatını seve seve ahirete tercih edenler.” ikazındaki dehşetli yanılgıya işaretle aynı hataya düşmekten sakındırır. Her iki hatalı fiilin ortak vasfı ise; ahirete iman var iken, dünyanın öne alınması, ahiretin ötelenmesidir.

İşte bu noktada ayetlerle yapılan tehditler, doğrudan insanı, aslına ve özüne davet ederek, kulluğunu hatırlatarak, kalbindeki imanın hayatına hâkim kılınmasında en âmir husus, ihlâsla yapılan kulluktur. Bu noktadan ayetlerin ihlâs ile alâkası vardır.

Bu alâka sonrasında kaldığımız yerden devam edelim.

İhlâsın kırılmasını netice veren hareketlerden sakındıran ikazlara kulak tıkanması durumunda “şiddetli tehditkârâne nehy-i İlâhîye mazhar olup, saadet-i ebediye zararına, manasız, lüzumsuz, zararlı, kederli, hodfuruşâne, sakîl, riyâkârâne bazı hissiyat-ı süfliye ve menafi-i cüz’iyenin hatırı için ihlâsı kırmakla,”

İhlas Risalesinin girişinde vurgulanarak sıralanan ve ehemmiyeti ısrarla işlenen ihlâsın ciddiye alınmayarak “lüzumsuz, zararlı, kederli, hodfuruşâne, sakîl, riyâkârâne bazı hissiyat-ı süfliye ve menafi-i cüz’iyenin hatırı için” yorumlanıp uygulanması vaziyeti “saadet-i ebediye zararına, manasız” şekilde “ihlâsı kırmakla” ayetteki tehditlere muhatap olunur.

menafi-i cüz’iyenin hatırı için” ifadesi, doğrudan yukarıdaki ayetle alâkası mevcud olup, sıralanan menfî vasıflarla beraber olması daha da menfi bir vaziyettir.

İkazların ciddiye alınmaması ile ayette bahsedilen “şiddetli tehditkârâne nehy-i İlâhîye” nin bir sebebi olmalı. Rabbimizin indirdiğini yanlış ve işine geldiği gibi yorumlayıp, haramı helal, helali haram gibi göstererek ferdî, maddî ve manevî menfaatler için kullanmak, bu tehdidin sebebi olarak anlaşılır.

İlgili ayetin muhtevasında zikredilen ve sakınılması istenilen “dünya menfaatiyle değişmeyin” diye genellemesi yapılan hatalı davranışların dokuz vasıfları şunlardır.

manasız, lüzumsuz, zararlı, kederli, hodfuruşâne, sakîl, riyâkârâne bazı hissiyat-ı süfliye ve menafi-i cüz’iye”

Bunlar, hakikaten anlamsız şeylerdir.

İhlâsı kıran her bir fiil kendi özelinde incelendiğinde gerçekten manasız, lüzumsuz, zararlı, kendini beğenmişçesine, sıkıntılı, ikiyüzlü, süflî hisler gibi adi ehemmiyetsiz menfaatler olduğu anlaşılır.

Menfî ve ademî yapıda olan bu vasıflar, ihlâsın ihyasına muvafık değil, ifnasına mutabık fiillerdir.

Rabbim bu hâllere düşmekten muhafaza buyursun. Âmin.

Mehmet Çetin

06.12.2018 Yeni Foça İzmir

4 Yorum

  1. İbrahim Seyhan’ın bir yorumunu paylaşıyoruz
    İhlâs Risalesi’nde 5 ayet olan bu Bakara Suresi’nde 41 ayeti İhlâs’a koymuş. Kur’ân’da, Bakara Suresi’nin basından sonuna doğru BU SURE YAHUDİLERDEN BAHSEDİYOR. Yahudinin özelliği ne en başta kitabı bozmak, TEFRİKA yapmak, peygamber ve varislerini öldürmek veya nazardan düşürmek, iftira etmek. İnsanın “Vay be!”, diyesi geliyor. İhlâs’la bu Sure’nin ilgisi ne?????

  2. Harika ve fevkalade… Tefekkür turabında filiz patlağı vermiş mükemmel yolcusu mahsulat-ı tefekküriye… Allah bu sırlara ermeyi ve muhafaza etmeyi nasib etsin. Tebrikler. Barekallah.

  3. Ömer Öcalan’ın yorumu
    Rahmetli Babam ve arkadaşı aklıma geldi
    İkisi köyümüzün tecrübeli ağaç aşısı, bakımı gibi işlerde mevsimi geldiğinde her sene bakımını aşısını yapıp ücretini malın gerçek sahibinden alırlar çünkü bazı zeytinleri toplayan, yağ ve zeytinin ortakçısı dediğimiz malın sahibi olmayan kimseler var.
    Kadastro geldiğinde malın sahiblerine tapu verilecekti. Babam ve arkadaşı o havaliyi iyi bilenler olarak onları nizalı olan mesele olduğu zaman bilirkişi tayin edilmişler. Biz, Allah rızası için doğru neyse onu söyleyeceğiz, diye yemin etmişler.
    Bir gün Babama, benimde tanıdığım rahmetli birisi babama tenha yerde yüz lira uzatıp “Dayı cebine koy.”, deyince babam “Ne olacak bu?”, deyince “Mahkemede benim olduğunu söylersin. Biliyorsun ben, yirmi senedir, burası ile ben ilgileniyorum.”, deyince
    babam zaten sinirli bir adamdı, bir söz söylüyor ve birbirine giriyorlar.
    Mahkemede hakim, babama soruyor: “Buranın sahibi kim?”, diye. Babam gerçek sahibini söylüyor.
    Hâkim, arkadaşına sorduğunda, demesin mi babama yüz lira teklif eden adamın olduğunu, söyleyince, dedim ya; babam ağzındaki baklayı çıkarıp “Ne yaptın sen?”, diye bağırmaya başlar. Hâkim, “Çıkarın bu adamı.”, diyor Ve babam dışarıda beklerken arkadaşı çıktığında “Neden yaptın? Biz yemin etmedik mi?”, deyince
    gelen cevap içler acısı ibretlik: “Âlemin doğrusu, dürüstü sen misin?”, deyip, uzaklaşıyor.
    Aradan yıllar geçtikten sonra “Ne oldu? Kime verildi?”, diye sordum. “Hak yerini buldu.”, dedi
    “Arkadaşınla aranız nasıl?”, dedim. “Uzun zamandır konuşmadık. Hastalandı ziyaretine gittim fakat tadı yok.”, dedi

    O günlerde kendisini gördüm, hal hatır sorduğumda “Şu hastalığım geçip, minarede bir ezan okuyabilsem, ah!” dedi güzel ezan okur Cuma günü yaptığı müezzinliği ve özellikle sesi hala kulaklarımda

    Az bir dünya menfaati denilince; bu hadiseyi nefsimle derse mazeretsiz gitmediğimde, farzları geciktirdiğimde, cüz’i menfaatlerin hatırı için bunu yaptın, diye dikkat ışığını kendime yakmaya çalışıyorum, Rabbim yardımcımız olsun. Amin.
    Fiemanillah

  4. Enelerin egoların ön plana çıktığı, bünyemize fevkâlade zarar vermeye başladığı bu günlerde ferahlık veren bir yorum. Risale-i Nur’un imbiklerinden süzülerek geldiği belli oluyor. Allah c.c muhafaza eylesin.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir