Zülfikar’ın neşrinde Üstad’ın telâşı

Posted by

Zülfikar yazıları-6

Bediüzzaman Hazretleri, Zülfikar’ın basımı ve neşri konusunda fevkalâde hassas olduğu gibi yazılması ve tanzim edilmesinde de en az o kadar titizdir.

Bunu Emirdağ Lâhikası’ndaki şu ifadelerinden anlıyoruz:

“Eğer eski harfle imkân varsa, Evvelâ: ikinci vazifenin mahsulü ve Zülfikar-ı Mu’cizat-ı Ahmediye ve Kur’âniye namındaki mecmua gayet dikkatle ve ihtimamla tashihine ve eğer kabil ise tevafuklu olmasına çalışsın.”

Neşrindeki ihtiyat konusunda ise; “…ben dünyanın vaziyetini bilmediğimden, fırkalar fırtınası bizim bu mes’elemize ilişmemek için mümkün olduğu kadar ihtiyat etmemiz lâzımdır.” ifadesinin devamında  “Sizlerin şimdiye kadar isabetli ve tam yerinde hattâ ruhanîleri dahi alkışlamaya sevkeden kudsî hizmetiniz ve hakikatbîn tedbirleriniz ve eski ve yeni Said’lerin ve Abdurrahman’ın vazifelerini tam tamına yapmanız gösteriyor ki: Risale-i Nur ve Medreset-üz Zehra’sı hakikî sahib ve hâmi ve naşir ve şakirdlerini bulmuş. Daha bu bîçare, zaîf, perişan, ihtiyar Said’e ihtiyaç kalmamış.” diyerek naşir talebelerini tebrik ve teşvik eder.

Kaç makaledir; Zülfikar’ın tanıtımı ve takdimini yaparken, yapılan ve yapılması gereken ihtiyat ve tedbirine de  Külliyattan alıntılar yaparak dikkat çekmeye çalıştık.

Bunun bir sebebi ve hatta gerekçesi var, o da yine Külliyattan:

“Zülfikar, Siracünnur elbette gizli düşmanımız mason ve komünist maskesi altında anarşist ve mürted münafıkların çok dehşet verip bellerini kırdıklarından, herhalde Beşinci Şua’ı bahane derek eski kabinenin bir kısım erkânını aldatmışlar. Fakat bu plânları dahi akîmdir. Neşrolan ve istinsahla ziyadeleşen kısım kâfidir. Hükûmetin elindeki kısım, hükûmet memurlarına lüzumu var ki, kader-i İlahî bu hale müsaade ediyor….”

            “Dinî mecmuadan okuduğumuza göre; imanın altı rüknünü inkâr eden, Türklüğün Yeni Âmentü’sü isimli ve bu vatan ve millete çok dehşetli bir hakaret olan bu yazının yirmi seneden beri memleketimizde yayılmasını isteyen ve eline ehemmiyetli bir memuriyet geçen bazı insafsız ve dinsizlere bakınız ki; bütün âlem-i İslâma yayılan, hususan Mekke, Medine, Mısır, Şam, Hindistan allâmelerinin takdir ve tahsinlerine mazhar olup, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın kabr-i şeriflerinin üzerine konulan ve yüzbin adamların imanlarını kurtaran Risale-i Nur Külliyatı, hususan Asâ-yı Musa, Zülfikar mecmualarının neşrine izin verilmemesi elbette kışın bu emsalsiz soğuğunun bir sebebi olmasına hiç şübhemiz kalmadı. Mükerrer vakıalar ve emarelerle Risale-i Nur bir sadaka-i makbule hükmünde belaların def’ine bir vesile olduğundan; şimdi iki günlük işi, iki buçuk sene uzatmakla Nurların gizlenmesine çalışmakla elbette musibet ve bela fırsat buldu geldi. Kışın hiddetiyle kendini gösterdi kanaatındayız.” [1]

“Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve lâakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir.”[2]

Bu anlayışın ıslah olduğunu düşünüyor musunuz?

Zülfikar’ın neşrindeki telâşında Bediüzzaman haksız mıydı?

Mehmet Çetin

14.08.2017 Yeni Foça

 

[1] Gayr-ı münteşir Afyon Hapishanesi Mektupları, s.5

[2] M. Latif Salihoğlu, Adı Cumhuriyet (Tek Parti Dönemi), S. 261, Y. Asya Neş. İst/2017

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir