Kuvve-i şeheviyede iman sorumluluğu

Posted by

Müslüman her şeyini iman sözleşmesi çerçevesinde ele alır. Şahadetin esası olan Allah’a (cc) imanın evveli, O’ndan başka İlah olmadığını ikrar ve hemen ardından O’nun varlık ve birliğini kabulün ilanıdır. Tevhid ve vahdetin davet edici ve açıklayıcısı Resul-i Ekrem’in (asm) peygamberliğini kabul ve tabi olmak ise sözleşmenin ikinci kısmı ve tamamlayıcısıdır.

Bu esas üzere hayata ana bakış açımızı tespit ettikten sonra istikametin ölçü taşları olan akıl, öfke ve şehvet duygularının kullanımını iman sözleşmesi gereği tanzim ederiz. Bu cümleden olmak üzere insanı en fazla etkileyen şehvetin iman mukavelesindeki önemli sorumluluklarını hatırlama babından bu mütalâa konusunu biraz açalım.

Kadın erkek ortasındaki gayet esaslı ve şiddetli münasebet ve muhabbet ve alaka hakikaten iman noktasından çok önemlidir. Münasebet, muhabbet ve alakanın istikamete oturtularak sürdürülebilirliği ancak iman mukavelesinin hayatımızda canlı ve etkili olması ile sağlıklı olur. Bunun için eşlerin birbiri ile münasebet, muhabbet ve alakalarını her ne kadar beşeri hisler ön planda olsa da asıl planda Allah’ın bir emri olduğu için yapılması esas olmalıdır. Ki bu da imandan sonraki takvanın gereği olarak haramdan çekinmek, emredileni yapmak şeklinde algılanıp uygulanmalıdır. Böylece kadın erkeğin bütün münasebetleri bir manada ibadet olur.

Eşler arasındaki münasebet, muhabbet ve alakanın sadece dünyada kalmayıp, ahirette de devam edeceği inancı, mevcut hâle daimi bir ciddiyet ve şevk getirir. Bu ciddiyet ve şevkin devamlılığı zaman zaman kırılma ve kesilmelere maruz kalsa da taraflardan birinin alttan alması ile sağlanması çok önemlidir. Bu davranışta ilk bulunan, sevap, akıllılık ve olgunluk faziletinden büyük hisseyi kapar.

Şehvete bu temel esaslar çerçevesinde bakarken sağlıklı devamı konusunda sorumluluğun hatırlanması adına şunları ifade edebiliriz.

Beraberliğin dünya ve ukbada sürmesinde dışarıdaki hayatta tesettür ve ciddiyet önemli olduğu kadar ev içerisinde de sıcaklık, yakınlık; güzelliğin ve yakışıklılığın bütün cazibesi ile takdim edilmesi, karşılıklı sevgi dolu ifade, münasebet ve iltifatlar da bir o kadar önemlidir. Evde bunlara tatmin olmayan -Allah korusun- bir zaman gelir, takviye görmeyen imanın yetersizliği neticesinde tahammülü aşarak dışarıya kayması ihtimal dâhilindedir.

Erkeğin güzele âşık olması, kadının da güzelliğini göstermeye tutkun olması fıtraten mevcut bir duygudur. Madem hakikat bu ise kadın, erkeğinin nazarını, dikkatini, sevgisini hülasa bütün münasebet, muhabbet ve alakasını kendisine daimi olarak çekmesinin yolunu aramalı ve uygulamalı. Erkek ise kadının hassas duygularına nazikâne yaklaşarak, iltifatlarını samimi yaparak kendisini de eşini de ateşe atılmaktan korumaya çalışır. Bizim kadınlarımız ve erkeklerimiz akıllıdır, bu konularda derse ihtiyaçları yoktur. Ancak biz temele işaret ederek bütün bu sorumlulukların Allah’a (cc) iman ve itaatimiz gereği olduğunu hatırlatmak isteriz.

Çevrenin ve iklimin insan ahlakı üzerine olan tesiri ciddi bir gerçektir. Bu durum imanlı veya imansız her insanı etkiler. Dolayısıyla çevre ve iklimin tesiri ile dışarıda yaşanan hayat, insanın doğrudan duygularına hitap ederek etkiler. Sıcak memlekette yaşayanlar soğukta yaşayanlara nispeten daha fazla etkilenirler. Çabuk etkilenen ve hassas olan sıcak iklimin insanlarının nefsanî ve şehevani duygularının heyecana gelmesini, tahrik olmasını sağlayan açık saçıklık ile şehvet duygusunun istikametle kullanılmasında eşlerin birbirine yardımı, imanı gereği vaciptir.

İnananların ahlakını bozmak için her zaman olduğu gibi son zamanlarda da bütün imkânları ile özellikle erkeklere kadın; kadınlara da erkekleri bütün şeytani yolları kullanıp takdim edip, ifsat etmektedirler. Ahirzamanın bütün teknolojisinin kullanılarak yapılan bu tahribat önceki asırlara göre daha dehşetli olmaktadır. Bu noktadan tekrarlayarak ifade edelim ki eşler; tahribat ve ifsadat karşısında hem yuvalarının selameti ve hem de ahretlerinin akıbeti için ellerindeki bütün erkeklik ve kadınlık hünerlerini akıllıca ve ustaca kullanarak ev içerisinde bütün duyguları tatmin edilmiş, arzuları helal dairede yerine getirilmiş bir cennet hanesine çevirmeliler. Ayet ve hadisin gereği olarak bunları yapmamız noktasını da tekraren hatırlatmak istiyorum.

Helal dairesi keyfe kâfidir, harama girmeye ihtiyaç yok. Evdeki ve eldeki helal olan muameleler dışarıda aranıyorsa evvela eşler kendinde sorumluluğu aramalı. Eşi, hangi noktadan rahatlamıyor ki dışarıda gözü var, sorgulamasını hemen yapmalı ve ihmal etmeden uygulamalı, eksik tamamlanmalı. Unutmayın, evvel yapan kazanıyor.

İmanın, şehvet hayatımızda istikametle kullanılması Fatiha’daki dosdoğru yoldaki akıl, öfke ve şehvetin istikametli kullanımı olan kulluğumuzun gereğidir. Dolayısıyla iman, şehvetin istimalinde eşlere mühim mesuliyet yüklerken uygulamada da dikkate, sebata, şevke, samimiyete ve sevgiye davet eder.

Mehmet Çetin

24.07.2013.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir