Birinci Söz’de Cüz-i İradeyi Aramak

Posted by

Birinci Söz’de Cüz-i İradeyi Aramak

Birinci Söz, besmeleyi anlatan muazzam ve hacminden büyük bir eserdir.

Üstad, Birinci Söz’de yanımıza oturmuş, elini de omuzumuza şefkatle koymuş ve “Ey kardeş, ‘Bismillah’ her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız.”, diye bizi sohbete alır.

Her şeyin kendine mahsus hâl dili ile, yaratılış maksadına uygun fiili ile bir nevi Allah’ı zikrettiğini anlatır. Misaller getirir, ottan, böcekten ve nihayet çölde seyahat eden adamdan. Bedevî çölde dolaşan o adamın, bir reisin ismine alarak, ona tabi olarak hareket etmesini ya da etmemesini iki adam üzerinden temsil getirerek örnekler.

O hikâyede bir reisin ismini alarak ve onun adına hareket eden, kendi iradesini, reisin rıza ve emirleri istikametinde kullananı; reisin ismini almayan ise iradesini reisin rıza ve emrinin rağmına, kendi adına kullananı temsil eder.

Yine bir beldeye giren ve kanun namına hareket ederek koca köyü harekete getirenin devlet namına hareket ettiği temsil edilir. Yani cüz-i ihtiyarîsini Allah’ın adına hareket ettirenin o cüz-î iradesinin birden külliyet kesb ederek küllîleşip nelere vesile olduğuna işaret edilir.

Ondaki cüz-i iradenin bir “şart-ı âdi (ön şart) nev’inden bir şifre olduğu, o şifrenin devreye sokulması ile koca koca programın kullanılır olduğu izah edilir.

Cüz-i ihtiyarîsini kullanarak, kâinatta saklı bulunan hazinelerin bulunması ve idrak edilerek tefekkür kanalı ile Rabbinin esma ve sıfatının eşya ve hadisede tecelli ile tezahürüne, kendindeki demirbaş cüz’i sıfatları ile hem vesile olması ve hem de yine o sıfatlar ile bilerek, hissederek, yaşayarak (ilmen-aynen-hakkan) anlamasının basit, rahat, kolay tefekkür dersleri o Birinci Söz ’ün ilerleyen satırlarında sıralanır.

Taşı çatlatarak, arasından çıkan o nazik ipek gibi yumuşak kök ve damarların “Bismillah” dercesine sert olan taş ve toprağı delerek zuhuru, gözlem metoduyla tabiat seyrinden tespittir. Bu bakış, eşya ve hâdisedeki hareketliliğe mana-ı ismi ile değil, mana-yı harfîce bakıştır. Tefekkürün ta kendisidir. Esbabı dikkate alarak gereğinin yapıldıktan sonraki tevekkül ile teslimin resmidir.

İşte bu esas sebebiyle cüz-i ihtiyârînin güzel ve istikametli kullanımı olan; “Biz dahi “Bismillah” demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız.”, değişmez prensibini “Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle”, şeklinde formüle edilen kodlamanın dört şifresi, Birinci Söz ’ün sonunda, cüz-i ihtîyarî sahiplerini dâvet etmektedir.

Bu şifre paketiyle hareket eden adamın hâli, kadere iman ederek keder çekmeyeni, nasıl da güzel anlatır. Elindeki tek sermayesi olan cüz-i iradesini yani hürriyetinin kaynağı olan tercih hakkını, hakta kullanması ile gelişme ve genişlemeye çok arzulu ruh ve kalbi ile ötelerin ötesine seyrüseyeran ederek bir bal arası misali her bir eşyada, her bir sanat eseri çiçeğin üzerindeki öz ve hülasa olan zikir-fikir-şükür polenini alıp, kalb sandukçasında murakabe ile özümleyip tahiyyat secdesinde Rabbine “Ancak Sana ibadet ederiz ve ancak Senden yardım dileriz.”, olan o küllî talebi, mahlukatın efendisi sıfatıyla ubudiyet sorumluluğunu ibadet şuuru ile yapar. O Rab de bunu-inşaallah- en güzel kıvamda kabul eder, ümidi içerisinde Birinci Söz’de irademizin en küçük hâlini ararız, okuruz, yaşarız.

Hakikaten Birinci Söz, irade sahibini manen; kalb, ruh ve sırrın hayatî derecelerinde gezdiriyor. Meyyitlerle dahi görüştürüyor, konuşturuyor.

Ve Birinci Söz, elindeki dâvetnâmesiyle elinizdeki cüz-i ihtiyârînizi, kalbinizdeki vicdanınızı, başınızdaki aklınızı da yanınıza alarak, âlemin içerisinde hayal gemisiyle sizi-bizi-ehl-i şuuru seyahate dâvet ediyor, buyurun!

Bilin ki Birinci Söz, bir inci söz ’dür hem de irade-i manevîyesiyle.

Mehmet Çetin

08.12.2019 Yeni Foça İzmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir