Torunum İle Hatıralık Duygularım

Rabbimden, her talep edene vermesini temenni ederek torun sahibi olma duygularımı anlatmak isterim bu defa.

Yaşanarak anlatılacak duyguların başında gelir. Bu yazıda da olduğu gibi, yapılan konuşmalar, yazılan yazılar sadece torun sahibi olmanın laf ü güzafıdır.

Kusura bakılmasın, boş laf dediğime de kimse alınmasın ama tekrarlıyorum minderin dışındaki hareketlerdir.

Yaşamanın tarifi ve ifadesi mümkün mü?

Yaşamak, adı üstünde sadece yaşamak ile anlaşılır. Her ne kadar her seferinde ayrı ayrı ve ince ince zevki olsa da genelinde benzeri zevk ve lezzet veren duyguların idraki ancak yaşamakla anlaşılır. Farklılıklar ise her farklı yaşamakta farklı hissedilir.

Hâl ile alakalı olan bir duygudur bu. Hâlin hiçbirisi diğerine benzemez. Her hâl müstakildir, özelde; genelde benzese de.

Önce hasretini çekersiniz uzaktan. Resimlerle avunursunuz kavuşuncaya kadar. Kısmen telefon görüşmelerinin yatıştırdığını zannedersiniz ama aksine kavuşma hasretini tutuşturmaktadır diğer yandan, hem de gizlice ve kuvvetlice.

Bir bahane ararsınız, gerekçe olacak görüntüde olmalıdır da. Gerekçe bulmaya çalışırken ani kararla “Torunumu özledim” der ve yola çıkarsınız.

Kapıyı annesi/babası açtığında, yıllardır özlediğiniz, bağrınıza bastığınız evladınızı âdeta bakar kör olarak görmez olursunuz. Esasında siz, torununuzu arıyorsunuz. Uyuyor dediklerinde usulca varır, uyandırmaya kıyamadan derince kokusunu içinize çeker ve şükredersiniz. Artık annesini/babasını gözünüz görür, hatta onların “hoş geldiniz”lerini aniden duyuverirsiniz. Buna diğerlerinin şaşırdığı gibi siz de şaşırırsınız.

Gençliğimde Kitap Sevgisi hakkında yazdığım bir yazımda şöyle demiştim:

“Dünyada, İnsana en fazla haz ve­ren koku, çocuğunun teninin kokusudur. Hakikaten hiçbir koku, bu hayat başlangıcının kokusundan daha cana yakın değildir. Ama bu kokunun ardından hangi kokunun geldiğini sorarsa­nız, biz kitap kokusu deriz.”

Bu yazımı tashih ediyorum.  “..çocuğunun ve özellikle torununun teninin kokusudur.” şeklinde düzeltiyorum.

Vakti ile her evladımı yetiştirirken, onunla beraber olduğum zamanları, ileriye birer “Hatıralık Zamanlar” derdim. Bu duygularımı da tashih ediyorum. Artık mümkün olduğu kadar torunum/torunlarım ile –inşallah- beraber olduğum zamanları da en nadide hatıralık anılarım olarak yâd etmek istiyorum.

Bu ifadelerimi torun sahibi olanların anlayacağına eminim. Evlat sahibi olanları da müjdelerim. Aman dikkatli kullansınlar evlatları ile olan beraberliklerini. Zira o beraberlikler, torunlu zamanların müjdecisidir.

Çocuk sahibi olmada ağır davrananları ikaz etmeme lütfen izin verin. Ekonomik sebepleriniz/gerekçeleriniz sizin olsun. O müstakbel evladın Rezzak’ı/Rabbi kesinlikle Allah’tır. Siz sebep olmaktan öteye bir hiçsiniz, o kadar! Ağrınıza gitmesin ama bu gerçektir. Gerçeklere tahammüllü olmak size yakışanıdır. Ben, babamın baba olmasına sebep olduğum gibi, evladıma da baba olma noktasında sadece sebebim o kadar.

Sebep olmadaki sorumluluk duygularınız ise gerekçe olarak da kabul edilmiyor. O sorumluluk zaten vazifenizdir. Kimseye fatura kesmeye hakkınız yoktur. Vazife ne zaman bahane oldu?

Üç zamanın en kısası şimdiki zamandır. Geçmiş ve gelecek ise müsavi. O halde o kadar uzun zannettiğimiz şimdiki zamanı gelecekten alıp, geçmişe gönderirken şimdiki hatıralarınız engin olmalı. Enginlik sonrasında ise, önce evlat sonra torun ile zengin olmalı.

Zenginlik akıllılıkla beraber olunca daha da derinlik kazanır. Gelin, çocuk sahibi olmakta tereddüt eden evlatlar, şu kararınızı bir daha düşünün! Akıllı olun!

Akıllı olun! Zira size yakışanı da odur. Nasihat etmek ve edilmekten ziyade hakikate işaret etmektir muradım.

Tekraren hem şimdikilere ve hem de gelecektekilere diyorum ki:

Kucağına alıp, sıcaklığını hissedip, kokusunu koklayıp, konuşmasını dinledikten sonra hâline şükret, dostum.

Mehmet Çetin

04.12.2012.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir