Makedonyalı Recail Kardeşime Hitaben

Allah’a hamdederek, selâmını takdim eder, sağlık sıhhat ve saadet dilerim.
Gezideki rehberliğiniz, kişiliğinizdeki samimiyetiniz, yapınızdaki dürüstlüğünüz ve inancınızdaki sadakatiniz beni fevkalade memnun ve size hayran bıraktı. Binler defa tebrik ederim. O ellerde soy ismin gibi Osmanlının sadakatli ve gayretli evladı olma size ne kadar da yakışmış ve sizde ne kadarda güzel temsil ediliyor, şahsınızda bunu takdir ve sevinçle müşahede ettik.

Görüşmemizde söz verdiğim gibi gezideki kanaat ve izlenimleri ve ayrıca tecrübeleri Yeni Asya Gazetesinde cumartesi günleri çıkan Mütalâa isimli köşemde neşredeceğimi ifade etmiştim. Nasip eden Rabbime hamdolsun. Ricam, o günün Yeni Asya’sını saklamanız ve bu kardeşinizden bir hatıra olarak muhafaza etmenizdir.

Kendi kendime diyorum ki bu Recail kardeşim, hakikaten Risale-i Nur’u tanımaya hak ediyor ve hatta hakkı da var. İşte bu cümleden hareketle bu haftaki köşe yazımı da sadece şahsınıza ayırarak, yine şahsınızda Makedonya’daki kardeşlerime köşemin imkânlarınca Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ve Risâle-i Nur Külliyatı hakkında toplu bilgi vermeye çalışacağım.

Peygamber Efendimizin (asm) Hadis-i Şeriflerinde “Benden sonra her asırda bir müceddid gelecek.” der. Gelen bu müceddidler o asırdaki inananlara Kur’an’ın o asra bakan yönünü tefsir edecekler. İşte bu cümleden hareketle yaşadığımız ahirzamanın müceddidi beklenen son müceddid olan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleridir.

Bediüzzaman unvanlı olan yani zamanın eşsizi olan Said Nursi (1878-1960) Resul-i Ekrem’in (asm) mübarek neslinin evlâdıdır. Eserleri olan Risâle-i Nur Külliyatı ise Kur’an’ımızın bu asırdaki manevi tefsiridir. Biz bu tefsirlerde din ilimleri ile fen ilimlerinin kaynaşarak birleştiğini ve billurlaşarak ifade güzelliğine kavuştuğunu, kalbe hidayet, akla ise sükûnete vesile olduğunu yaşayarak görüyor ve şahit oluyoruz. Münazarat isimli eserinde Bediüzzaman Hazretleri, Medresetüzzehra eğitim-öğretim projesi ile sınırları, milletleri aşarak bütün dünyayı kuşatacak bir kucak açar. Türkçe-Arapça-Kürtçe dil üzerinden eğitimi anlatırken mahalle göre dil eğitimini esas aldığını ve bu işaretten de bulunduğunuz mahaldeki dilleri de dahil ederek bu din+ilim tedrisatının yapılması gerektiğini anlayabiliriz.

Medresetüzzehra namını verdiği dünyaya fakülte şubeleri ile yayılmasını istediği üniversitesinin bütün müfredatını o eserde en ince tafsilatına kadar sıraladığı ve fevkalade ehemmiyet vererek adeta hayatının davası olarak takdim ettiği bir büyük harekâttır. Bu büyük harekâtı ve hakikati eserlerinde okuyoruz.

Eserleri olan külliyatta bu asırda akla ve kalbe gelen ve gelmesi muhtemel olan bütün sualler ikna usulüyle tefsir edilerek anlatılmakta. Tefsir edilen her cümlesi ya doğrudan veya dolaylı yoldan mutlaka âyetin tefsiri olduğunu tahkikatımız neticesinde görüyor ve tespit ediyoruz.

Said Nursi’nin; dünya tarihinde eşine rastlamadığımız bir mühim noktası da eserini kendisinin defalarca okumasına rağmen hâlâ da okumaya muhtaç görmesidir. Bunun sebebini de Risale-i Nur Külliyatının kendisinin olmadığını Kur’an’a ait olduğunu şu ifadeleri ile izah eder: “Üzümün hasiyetleri kuru çubuğunda aranmaz. İşte ben de o kuru çubuk hükmündeyim.”, “Said yoktur, Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan hakikat-i Kur’an’iye ve imaniyedir.” der.

Talebelerini şiddetle siyaset ve tarafgirlikten meneder ve ısrarla hakka ve haklıya destek vermelerini söyler. Bununla beraber hem siyasi âlemde ve hem de insanın kalb aleminde takip edeceği yolu ise en ince tafsilatına varıncaya kadar yine eserinde ifade eder.

Takdir edersiniz ki din insanın hususi hayatını tanzim eder. Hususi hayatı dinî esaslar üzere istikametlenen insanların cemiyet hayatı da dolayısıyla doğru yola, doğru harekete ve doğru münasebete ulaşır.  Cemiyet hayatı, ferdin hayatında başlar ve biter. Yapı taşları sağlam olan bina elbette muhkem olacaktır, inşaallah.

İşte Recail Osman kardeşim, Risâle-i Nur Talebeleri ile bu gezi vesilesi ile tanışmanız Rabbimizin sana bir büyük ikramı olarak gördüğünü senden duymam hakikaten beni kardeşlerim adına söylüyorum fevkalade duygulandırdı ve şu kalbî ifadeleri satıra döktürdü.

Arkadaşlarımızın verdiği, vereceği Risale-i Nur’ları sabır ve gayretle okumanız ve hatta bunda ısrarcı olmanız size şimdiye kadar şahit olmadığınız sırları açacak ve açılmasına vesile olacak, inşaallah.

Sohbetimi istemeyerek sonlandırırken Risale-i Nur’u anlama konusunda köşemde yardımcı olacağımı da ifade etmek isterim.

Allah yâr yardımcınız olsun, senin ve ailenin Nur’larla istikametleşmesi duamız olsun.

Mehmet Çetin

28.03.2012-Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir