Allâh’ın Ayni Sıfatları

Allâh’ın Sıfatları- 6

Risale-i Nur’da Allâh’ın sıfatları üç grupta ifade edilir.[1] Devam edecek olan mütalâalarımızda inşaallâh bunu ifade etmeye çalışalım.

1.Ayni sıfatlar: Sıfat-ı ayniye, sıfat-ı selbiye, sıfat-ı tenzihiye, sıfat- vacibe gibi isimlerle ifade edilen bu sıfatlar ile sadece kendisine ait, mahlûka ait olamayan, verilemeyen, verilmesi caiz ve mümkün olmayan sıfatlardır. Ayni sıfatların zıtları Allâh hakkında düşünülemez. Allâh’ın ne olmadığını anlatan sıfatlardır. Zıtları olan eksiklik noksanlık, sonluluk ifade eden mahlûki özelliklerden olan ve mahlûka ait sıfatlar, Allah hakkında olmadığı için selbi sıfatlar denilmiş. Dolayısıyla Allah’ı tenzih etmek için tenzihi sıfatlar denilmiş.  Kendisinin olmazsa olmazı, lâzıme-i zaruriyesi olduğu için vacip sıfatlar denilmiştir.

Allâh Lafza-i Celâli,  O’nun ayni sıfatıdır.  Lafzullâh, bütün kemâl sıfatlarını tazammun eder bir sedeftir. Başka has isimlerinin böylesi bir delaleti, alameti, hususiyeti yoktur.

Ayni sıfatları şunlardır: 1.Vücud,  2.Kıdem,  3.Beka,  4.Vahdaniyet, 5. Muhalefetün Lil-Havadis   6.Kıyam bi-Nefsihî sıfatlarıdır.

Vücud, Allâh’ın mevcudiyeti. Yokluğu düşünülemez. Allâh mevcuttur, ancak mahlûkun mevcudiyeti manasında mevcut değildir. Mahiyeti meçhul bir mevcudiyet. Mahluki mevcud manalarından müstağni ve yüksek bir mevcudiyet. Vacip-ü’l vücud; şeffaf şeylerde güneşçiklerin yansıması ile semadaki Güneşin mevcudiyetinin kesinlikle olması gerektiğinden daha kesin olarak vücudu vacip olan mevcudiyet.

Kıdem, ezeli manasında. Ezeli demek zaman kavramının üzerinde ve dışında bir mevcudiyet, başlangıç meselesi tartışılamayan, zamanla kıyaslanamayan bir kıdem. Bir başka ifade ile mahiyeti meçhul bir kıdem. Kıdem, varlığının başlangıcı olmamak.

Beka, devamlılık, sonsuzluk, ölümün arız olmadığı daimiyet. Ezeli manasında bir ebediyet, ebedi manasında bir ezeliyet. Zamanın evvel ahir manaları gibi hiçbir şekli ile söz konusu olmayan bir beka. Mahluki ezeliyet ve ebediyet manaları üzerinde, bu manaları yaratan ve yarattığına mahkûmu olmayan bir beka, varlığının sonu olmamak.

Vahdaniyet, vahit, tek ve bir. Ama insanların anladığı çoğulun zıttı manasındaki teklikten azade, müstağni bir vahidiyet. Başında şuur, yüzünde göz bulunan herkesin âlemdeki nizam, intizam, hikmet ile gördüğü, anladığı mana ile ifade etmeye, kısmen yaklaşılmaya çalışılan bir vahdaniyet, yani şeriki, ortağı bulunmamak.

Muhalefetün Lil-Havadis; hâdis, sonradan ortaya çıkan, hudûs eden. Havadis, hudûs edenler, sonradan ortaya çıkanlar. İşte, sonradan ortaya çıkanlara muhalif olmak, onlara benzememek, onlardan müstağni olmak. Kendisinden başka, sonradan ortaya çıkmayıp evvelinde var olan ve evvel ahir manalarına mahkûm olamayacağı manası ile belki ifadeye çalışılan bir muhalefetün Lil-Havadislik. Sonradan yaratılanlara benzemeyen, onların mana ve mahiyetlerinden azade olan.

Kıyâm bi-Nefsihî; Nefsi ile kıyamdadır. Kendiliğinden mevcuttur. Mevcudiyeti kendindendir. Her şeyin mevcudiyeti O’na, ama O, hiçbir şeyin mevcudiyetine bağlı olmaksızın bir kaim olma, kıyam bi-gayrihi, başkasının ayakta tutmasına, kıyamına muhtaç olmama manasında bir mevcudiyet.

Allâh’ın sıfatlarını anlamaya çalışırken mahiyetlerini anlama, ifade etme noktasında meçhuliyetimizin olduğu, bilgimizin olmadığı veya olamayacağı muhtevası ile bir kabulle yaklaşmak gerekir. Resul-i Ekrem’in (asm) âyeti talim ettirdiği manayı anlayabildiğimiz kadarıyla iman ederiz. Esasında da böyle olması gereken bu mana ile biz Allah’ı hem mevcud ve hem de vahit bilir, anlar, ikna olur iman eder, teslim olur, hükmüne itaat ederiz. Allah’a müteveccih manaları anlatır ve düşünürken beşeri kelimeleri kullanır ama mahluki manaları yüklemeden, sırf mahiyetini bilemediğimiz Rabbimizi ifade yolunda bir unvan ve işaret taşı olarak mecburen kullandığımız kelimelerle zikreder, fikrederiz.

Risale-i Nur, Rabbimizi, Kur’anî tabirlerle talim eder. Biz, Üstadın dilinden bu tabirleri okurken, başkasına anlatmada anladığımızı, kendi cümle ve ifadelerimizle anlatırız. Ancak tavrı- esasiyi, ruh-u asliyi muhafaza etmeyi de sadakat olarak biliriz, vazife biliriz.

Mehmet Çetin

17.02.2012.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] İşaratü’l-İ’caz, sh. 32,33.

1 Yorum

  1. R.Kalyoncu
    rkalyoncublogspot
    rkalyoncu@gmail.com

    Tekvin sıfatının risalede yer almaması; müellifin Eşari mezhep olmasından dolayıdır, müellifin tasarrufu değildir. Maturidiye göre sifati subutiye sekiz, Eşariye göre yedidir.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir