Sıla hasreti kokan duygular

Posted by

Bu web sitesi her ne kadar şeklen ve resmen şahsa ait olsa da esasen millete ait birer kürsüdür. Bu sebep ile zaman zaman bu sitenin asıl sahiplerinin duygu ve düşüncelerini buradan nakletmek bir vazifedir.

İşte bu noktadan hareketle Kadıobası Köyü’nden rahmetli Âdil Yıldırım Amcamın torunu Av. Alican Yıldırım’ın kaleme aldığı ve hepimizin duygularına tercüman olduğu hatıra dolu bu yazısını buradan sizlere naklediyoruz:

“Bugün köyümüzden aldığım acı bir haber beni hem çok üzdü hem de alıp taa gençlik ve çocukluk yıllarıma götürdü.

            Gerçi benim annem yoktu o yaşlarda ve babam çok erken çıkmıştı dönüşü olmayan yolculuğuna ama yine de güzeldi, köyümüzün insanlarıyla yaşadığım çocukluğum. Güzeldi arkadaşlarımızla yaptığımız futbol maçları. Büyükler küçükleri sever ve korurdu, küçüklerde büyüklerini sever sayardı özlemini çektiğim çocukluk yıllarımda köyümüzde. Kapılar kilitlenmezdi hiç geceleri köyümüzde, herkes birbirine sonsuz güvenirdi zira. Gaz lambası ışığında ders çalışır, masamız olmadığı için yerlere uzanarak ödev yapardık evlerimizde ama mutluyduk yine de. Çelik çomak oynardık, kabaktan oyuncak araba yapardık kendimize, eşeğimiz mersedesimiz olurdu ama mutluyduk.

            Kış aylarında tepelerden yuvarlanarak kayardık köye doğru yukarıdan aşağı güle oynaya. Koca ceviz ağacının tepesine tırmanıp asfalttan köye dönen arabaları izlerdik kuşbakışı. Caneriğimiz, cevizlerimiz ne kadar lezzetli olurdu, tadına doyamazdık. Kavun bal gibi tatlı, karpuz hem sulu ve şeker gibi hem de serinletici olurdu, domates ise domates gibi kokardı köyümüzün bahçesinde. Lezzetli üzümlerimiz ve kaynattığımız pekmez ve içine ayva atardık kaynarken pekmez teştine.

            Okulda yakan top oynamaya doyamazdık. Cıvıl cıvıldı okulumuzun bahçesi, içine ancak sığabilen öğrencileriyle. Nasıl unutulur Bağobası’lı Halil Amcanın burnu akarak kış günlerinde sunduğu süt tozu içeceği. Birde bakmışsın Tahir Dayı gelmiş takım elbise giyip kravat boynunda okula nutuk atmaya.

            Özledik yanık sesiyle selâ okuyan Adil Dedeyi, bayram sabahlarında. Bayram namazı sonrası topluca mezarlık ziyareti ve bayramlaşma faslı unutulur mu hiç? Bir başka olurdu çocukluğumun bayram günleri.

            Kimler geldi geçti şöyle sayacak olursak soldan başlayıp köyümüzün insanlarından; Cırık Ali Amca, Fiyetli Teyze, Talip Amca, Nasibe Teyze, Abbas Amca, Kemal Abi, Molla Mustafa Hoca, Deli Gelin lakabıyla anılan Zeynep Nine ve çocukları Kadir Abi ve Mehmet Dede abi, Halil İbrahim Amca, Çavuş Amca, Muhtar Abdullah Amca, Şükrü Amca, Abdurrahman Amca, Hiraların Arif Amca, İzzet Amca, Hava Teyze, İbrahim Amca, Apının Hacı, Dursun Amca, İhsan Amca, İsmet Amca, Kel Ali Dayı, Şaziye Gelinbacı, Dursun Amca, İsmail Amca, Kara Emine Teyze, Remzi amcalar, Özbek kardeşler, Emin Amca, Hacı Ahmet Amca, Fehmi Amca, Nuri Amca, Gülüzar Teyze, Gülcihan Teyze, Şifa Amca, Fadime Teyze, Zahide Böle, Rukiye Teyze, Makbule Teyze, Belgüzar (Belkize) Teyze, Şerife Nine, Münür Yenge ve emsalleri gittiler birer birer bizleri bırakıp öteki yere.

            Ya erken yaşta gidenlere ne demeli başta babam Yaşar Yıldırım olmak üzere, amcam İsrafil, Borçcogulların Ömer Abi ve eşi Gülüfer Teyze, Hüseyin Abi ve eşi Zeynep Abla, Yurt ve çocukluk arkadaşım Ömer’in Üçler, Cırık Ali’nin Aziz, Çavuş’un İlhan, Dursun’un Ramazan, Abdurrahman’ın Ömer ve Rahim, İbrahim’in Durhayat, Kel Ali’nin Hazım, Davut ve Dursel dayılar, Hacer Abla İzzet’in Bahri ve şu anda aklıma gelmediği için ismini yazamadıklarım.

            Anmış olduk hepsini bu vesile ile. Nur içinde yatsınlar hepsi çocukluğumun güzel insanları, umarım tekrar görüşebiliriz gittiğiniz yerlerde günün birinde.

            Sizleri çok seviyorum…”

Allah hepsine rahmet eylesin.

Mehmet Çetin

24.10.2020 Yeni Foça İzmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir