Kelebeği saran karıncalar 3

Kelebeği saran karıncalar 3

*Bir tefekkür çalışması

Karıncaların nasibine mâni olurum, endişesi

13.800 civarında çeşidinin olduğu tesbit edilen karıncaların sosyal hayatı, imece usulü, vazife paylaşımı ve yardımlaşma gibi çok noktalardan dikkatleri takdirle çekmektedir.

Bir karıncanın kafasında birçok algı organı bulunur. Kafalarına bağlı olan iki anten kimyasalları, hava akımlarını ve titreşimleri algılar ve dokunma yoluyla sinyal iletişimini sağlar. Kafada yiyecek taşımaya, nesneleri hareket ettirmeye, yuva kurmaya yarayan ve aynı zamanda savunma maksatlı kullanılan iki kuvvetli çene bulunur. Karıncalar ekolojik nişlerin geniş bir kesiminde bulunur ve doğrudan ya da dolaylı otçul, avcı ve leşçi olarak çok kapsamlı besin kaynaklarından yararlanır. Türlerin çoğunluğu genel hepçildir ama bazı türler besin konusunda özelleşmiştir.[1]

Bizim bahçedekiler sanırım hepçil, zira ortaya ne düşerse ondan bir şekilde haberdar oluyorlar, hemcinsleriyle kurdukları iletişimle birazdan karıncalar ordu hâline gelip ortadakinin icabına bakıyorlar.

Fıtraten haram!

Bu bilgileri hatırladık ama aynı zamanda karıncaların rızkına mâni mi oluyorum endişesi, tereddüde düşürmüştü. Lâkin, bilinen bir şey var ki etçil hayvanların helâl ve meşru rızıkları ölmüş hayvanlardır. Sağ hayvanın öldürülerek etinin yenmesi o etçil hayvana fıtraten meşru değildir. Kendi yahut yavrusu için bir canlıyı parçalarsa bir başka canlı tarafından saldırıya uğrayarak fıtrî bir cezaya tâbi olacaktır. Bu hâllerin her birisi duygu, kabiliyet ve tercihine bakar ki bulunduğu davranışının mukabilinde ise âlemde geçerli olan kaidelerin hükümleri uygulanır.

Bir çocuk eline aldığı kuşu veya sineği öldürmesiyle şefkat hissine muhalif hareket etmiş olur, bunun da cezası, düşüp başının kanamasıyla olmaktadır. Yavrusunun beslenmesi için ceylan yavrusuna saldıran kaplanın, avcının kurşununa hedef olması hikmeti, çok da düşündürücüdür, doğrusu.[2]

Otçulların fıtrî rızkının ot olup, et yemelerinin gayr-i fıtrî olması hakikatinden hareketle; etçillerin de ölü ya da ölü hükmüne düşen sakat ve zayıf hayvanları yemek de onların fıtrî rızkı olup, diğerleri de gayr-ı fıtrîdir; buna muhalefet ise, başlarına musibeti dâvet etmektir. Âlemdeki cins ve nev’ler arasındaki hassas dengenin korunması, çok esaslı bir hakikattir, buna aykırı hareket eden, hareketinin aksiyle tokat yer.

Free Ant Karınca photo and picture

Âlemde dengenin sağlanması, âlemin fıtrî selâmeti açısından esastır, bunun aksine davranan doğrudan ya da dolaylı hata yapar ve cezaya müstahak olur, hakikatinden hareketle; kemirgenlerle beslenen yırtıcı kedigiller olmasa her tarafı kemirgenler istila ederek ekolojik denge bozulacak. Arslan ya da kaplan gibi yırtıcı hayvanların olmasıyla otoburların varlığının dengesi sağlanmaktadır. İşte bu muvazeneyi bozmak fıtrî olarak haramdır, cezaya müstahak olur.

“Hayvanlara göre haram helâl ölçülerini kâinat kitabı, yani Allah’ın kâinata koyduğu kanunlar belirliyor. Allah, hayvanları şefkat ve merhamet hisleriyle birlikte yaratmıştır. Bir hayvan ne kadar da yırtıcı olsa, ruhuna konulmuş merhamet hissiyle canlı hayvanlara zarar vermemekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü ona Allah’ın Rahman ve Rahîm isimleri fıtrî olarak yüklemiştir.”[3]

Mehmet Çetin

22.04.2023 Yeni Foça İzmir

 

 

 

 

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Kar%C4%B1nca

[2] Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevî-i Nuriye (2017), s. 87 (Katre)

[3] Süleyman Kösmene, https://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/hayvanlarin-hesabi_211965

Bir yorum

  1. Mustafa Tevfik Özbilgin Beyin yorumu:
    Makalede anlatılan konular çok karmaşık izah edilmiş.
    Kurbanlık koyunu kesen kasap merhametsiz mi sayılacak?
    Hayvanlar âlemini Allah koyduğu kurala göre yönetiyor.
    Hayvanların ruhu yoktur, onlar yaptıkları için bu dünyada ve ahirette cezalandırılmaları söz konusu değildir.
    Hayvanlara kişilik verirsek, ortaya öküze tapan kavim çıkar karşımıza.
    Son söz Hayvanlar aleminde saldırıya uğrayan hayvanlara Allah acı hissi vermeyerek onlara karşı merhametini göstermekte hatta kurbanlık koyun kurban edilirken boynunu kendisi uzatmaktadır.
    —-

    Hayat varsa ruh da vardır (Sünuhat, s. 338) ve ruh, varlık âlemine çıkmış bir kanundur. Verilen hayatın devamı, orada icra edilen kanun ve emirlerle mümkün olmaktadır. Ruh; kanunlar âleminden ve irade sıfatından gelmiş, kudret ise ona algılayabilen bir beden giydirmiştir (Mektubat, s. 553). İşte bu hakikatler ışığında insan ruhu ile hayvanın ruhunu karıştırmamak lâzımdır. Hayvanlardaki ruh ile insanlardaki ruh arasındaki fark, insanlarla hayvanlar arasındaki fark kadar açıktır. İnsanın ruhu, insana yakışan, hayvanın ruhu da hayvana yakışan bir özelliğe sahiptir.
    Hayvana fıtrî olarak verilen şefkat, merhamet gibi hislere, daha büyük ve kapsamlı bir kanunla yani ona mahsus ruhla hükmedilip onun hayatının devamı sağlanmaktadır. İşte bu muhtevadaki bir canlı, âlemdeki kanunlara uygun hareket ederse lehine, etmezse aleyhine sonuç alır. İsm-i Adl gereği, âlemin tanzim ve tedviri icabı ekolojik dengenin temini için de âlemde öylesine canlı ve çok hikmetli kanunlar hükmediyor ki bu dengenin bozulmasına sebep olan maksadının aksiyle tokadı yemektedir.
    Hayvandaki ruh, ahiret noktasından değil fıtrî kanunlara uyup uymama noktasından ceza ya da mükâfata muhataptırlar.
    Kurban kesmek, Kevser Suresi’ne göre vaciptir ve emirdir, dolayısıyla merhametsizlikle alâkası yoktur.
    Selâm ve dua ile. M.Ç.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir