Hiç sormuyorsun?

Avatar photoPosted by

Hiç sormuyorsun?

            Dünya çapında büyük bilinen hâdiselerle ziyadesiyle meşgul olan, kendi dünyasındaki esas büyük meseleye yeteri kadar vakit ayıramaz.

İnsan, kendini sık sık sorgulamalı; şu an meşgul olduğum konu, geleceğime ne kadar lüzumlu?

Nefis, şimdiki zamanın vazifesinden uzaklaştırmak üzere ya geçmişe ya da geleceğe kaydırır. Bu iki zaman ile meşguliyet şimdiye fayda vermez. Kendi evinin önünü temizleme asıl vazifesi dururken, en uzak mahallin işinden vazife çıkaran, asıl vazifeden kaçandır.

İkinci Dünya Harbi olalı yedi sene olmuş, bütün haber kanalları söz konusu haberleri ulaştırır hem de tam namaz vakitlerinde. Haberi kaçırmamak için namazı vaktinde kılmak ya da cemaatle kılmayı kaçırtırcasına bir maliyeti var. Fakat bu rüzgâra kapılmayan Bediüzzaman’ın, hiç oralı olmayıp sormaması, yakın arkadaşlarının ve talebelerinin dikkatini çeker ve uzun sualli “Hiç sormuyorsun!”, derler.

Kendi meraklarına muhtemelen destek arayışını hissettirircesine ya da vaziyeti rapor etmek namına ve hatta esasen konunun ehemmiyetine dikkat çekmek istercesine “Bir kısım mütedeyyin ve âlim insanlar, cemaati ve camiyi bırakıp…”, dinlediklerini, izlediklerini dile getirilir.

Bir kısım mütedeyyin ve âlimin cemaat ve caminin terkine sebep olan şey, o, dünya çapındaki hâdisenin vebali, bunların kabir sualleri arasına girer mi acaba?

Hem, şu camiyi bırakıp ifadesini anlıyoruz da cemaati bırakmayı anlamakta zorlanıyoruz doğrusu! Genelde ikisi de aynı manaya işaret ederken niçin ayrı kelime kullanılır? Namazı beraberce  kılan cemaati mi yoksa beraber olduğu kardeşlerini mi, demek ister?

İnsanın iç âleminde o kadar çok vazifeleri var iken, yüzde, belki de binde bir sorumlu olduğu afakî âlemin derdiyle dertlenmesi, dış âlemin cazibesiyle mi, yoksa iç âlemdeki vazifeyi kavramamasıyla mı alâkalı, bilemedik. Hem insan bilse idi, o dış âlemdeki boğuşmaları ilgiyle takip ederek nihayetinde bir tarafa kalben taraftar olup, onun zulmüne hoş görerek ortak olur.

Evet, dünya çapındaki hâdise ve boğuşmalardan ve cihan hâkimiyeti meselesinden daha büyük bir dava, herkesin ve özellikle Müslümanın başına açılmıştır.

Bir insanın, bu dünyada en büyük davası, imanla kabre girip, girmemek davasıdır. Şayet bir insan, imansız kabre girse, dünyanın hangi meşguliyeti ya da hangi davası onu kurtarabilir? Bu mühim dava için, bin elimiz de olsa bu meseleye sarf etmek gerekir. Elindeki işi ile meşgul olmayan, o işi kaybeder. Grubuna, cemaatine, cemiyetine gereken hassasiyet ve sadakati göstermeyen ondan soğur ve uzak düşer.

Hiç sormuyorsun, ifadesinin işarî manası; elinizdeki işin haricindekilerle, davanızın dışındaki konularla meşguliyeti azalt ve önündeki vazifene dikkat et. Bu ikaz, o devre mahsus değil, her zaman için söz konusudur. Sosyal medyada; en içteki mahrem meselelerden, en dışa kadar âlemin en afakî meselelerinin dışa vurularak herkese merak salan bir zeminde “Hiç sormuyorsun” ile anlaşılan, “Onlarla mümkün olduğu kadar meşgul olma ve sorma!” dır.

Mehmet Çetin

22.10.2022 Yeni Foça İzmir

 

 

3 comments

  1. Abdullah Tunç
    24.12.2022 12:33:58
    İçinde bulunduğumuz şu zaman diliminde Müslümanların ki, Nurcular da dâhildir en çok meşgul oldukları meşgale siyasettir. Siyaset Nurcuları paramparça etmiş. İslâm’a hizmeti iktidarlara bağlar hâle getirmiş. Yani dindarlar idareye hâkim olmadan dine hizmet edilemez sakat düşüncesi, topluma hâkim olmuş. Bu arızalı fikir ve düşünceyi Bediüzzaman hayatıyla çürütmüştür. Devlet bütün gücüyle, kurumlarıyla Bediüzzaman’a karşı olduğu hâlde, ve hayatı devlet kontrolünde iken en büyük hizmeti yapmıştır. Hapislere, sürgünlere, takip ve kontrollere, enva-i çeşit yokluklara rağmen… Nurculara bakın siyaset âleminde kimlere tabi olmuşlar. Ülkeyi cehenneme çeviren iki siyasi cereyana nasıl sempati ile bakıyorlar görün, ibret alın. Nurcular nazarlarını tamamen Risale-i Nur’un firdevsî hakikatlerine çevirmedikçe maddî ve manevî sıkıntılar bitmeyecektir. Derin bir iç muhasebe gerekiyor.Tevbe istiğfar gerekiyor. Halisane iman hakikatlerine dönmek gerekiyor. Yoksa başımız belâdan kurtulmaz vesselam…

  2. Mustafa Yüncüler, Tekirdağ
    İç alemdeki vazifeyi, dış alemdeki olaylardan, ehemmiyetli bilmek ve zamanında tatbik etmek. Üstadımız bize bunu öğretiyor. Selamlar. Allah razı olsun.

  3. Nihat Sarıaltın
    Allah razı olsun abi enteresan hakikaten. Vazifemiz çok ehemmiyetli.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir