Cürüm eşyası satın alma hatıraları 3

Cürüm eşyası satın alma hatıraları 3

Bu hatıraları, geçmişin tövbesi, geleceğin ümidi olsun diye ibret alınsın niyetiyle naklediyoruz.

Türkiye'de İsrail istihbaratına casusluk yapmakla suçlanan 57 sanığın davasında ara karar - 15.11.2023, Sputnik Türkiye

Hasan ile Bornova Adliyesi duruşma salonunda karşılaştık. Dışarıda beraber beklediğimiz meslektaşımla salona girdiğimizde Hasan, jandarmaların arasındaydı. Duruşma hâkimi üst üste sorular sordu ona, o da artık ileri geri konuşmaya başladı, hani derler ya saçmalamaya, işte o cinsten konuşmayı yapınca hâkim dayanamadı ve patladı;

– “Şimdi seni hâkime hakaret ediyor diye içeriye atarım!”

Hasan;

– “Hiç fark etmez, ben zaten yanmışım, bir de senin için yatarım”, deyince hepimiz şok olduk.

Benim ikinci şok olmam birazdan olacak.

Sorgulama sırasında Hasan’a çaldığı altını, beni göstererek

– “Bu kuyumcuya mı sattın?”, diye sordu. Hasan,

– “Hayır.”, deyince ben dayanamadım ve

– “Hâkim bey, ben buraya niçin çağırıldım?”, dedim.

Anlaşılan soruşturma dosyasında bir karıştırma olmalı.

Hayatta insanın başına gelmedik kalmayabiliyor. Bunlara karşı hazırlıklı olmalı.

Hayatın devamındaki durumumuzu, vakıa anındaki tepkimiz belirliyor.

Tezgâhtasınız, bir müşteri çok canınızı sıktı, ona hemen öfkeye kapılarak sert bir müdahalede bulunsanız, bulunduğunuzla kalmayacak, sonrası dönemde aleyhinize kullanılacak, “falan kuyumcu müşterilerine sert müdahalede bulunuyor.”, diye. Kimse bunun öncesini bilmez ve bilmek te işlerine gelmez.

Hatırıma gelen bir başka benzeri vakıayı nakletmem lâzım ki faydası ola.

Kel Yaşar namıyla tanınan sarraf ağabeyimiz, bir hanım müşteriye bilezikleri çıkarır ve tezgâhına koyar. Meğer kadın hırsızmış. Çıkardığı bileziklerin birinin eksik olduğunu fark eden Yaşar ağabey, hemen kapıyı kapatır ve kadına bileziği ortaya çıkarmasını söyler. Kadın fetbaz, çok uyanık ve kurnaz. Hemen şalvarını indiriverir aşağıya ve “kuyumcu bana sarkıntılık ediyor.”, diye bağırmaya başlar.

Yaşar ağabey şaşırır. Kadının üstüne yürüse, iftirası ortada, yürümese bilezik gidecek. Ne yapsın? Aklı başına gelir, iftiranın maliyeti, bilezikten daha ağırdır, der ve kapıyı açarak “Git başıma bela olmadan defol.”, der, gönderir.

Evde olduğum bir gün, dükkândan aradılar. Hırsızlık malını, bizim dükkâna sattığını beyan eden kadın, bizim eve yakın karakolda imiş, oraya gelmemi söylediler. Vardığımda personelim o kadını gösterdi, dayanamayıp kadına ağır konuşmak için “Be Allah’ın belâsı…”, diye başlayacaktım ki polis, lâfımın önüne geçerek, hakaret etme suçundan tutanak tutabileceğini söyleyince sustum.

Hey Allah’ım! Neyle muhatap oluyoruz.

Dikkatli olalım, eyvallah; hakaret etmeyelim, eyvallah; ama bu hırsızın hiç mi suçu yok, anlayamadım gitti?

Mehmet Çetin

27.04.2023 Yeni Foça İzmir

 

Bir yorum

  1. Necdet Şimşek’in yorumu
    Ne günler yaşadık. Benim de böyle bir fetbaz bir kadın. Tuğralı bir kolyeyi arazi etti. Bende “çıkar kolyeyi”, dedim oda başladı soyunmaya, hemen def ettim, kolyede gitti.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir