Beş gizli nidalı dördüncü duamız

Posted by

Na’büdü Mütalâaları-25

Önceki üç duamız Rabbenâ nidası ile başlarken, ama bu dördüncü duamızda ise Rabbenâ nida kelimesi bulunmaz, sadece gizli olarak mevcuttur. Gizli olarak, yani kelimenin ekinde var.

Nida uzaklık için söz konusu olur ve seslenilir, Rabbenâ! Ancak bu sonuncu gizli nidada ise kul artık yalvarmasını sıklaştırıp, münacat ettiği Rabbine iltica ederek adeta kurbiyet kesbederek sırlı konuşmaya, kapalı duaya devam eder: “1.Vağfuannâ 2.Vağfirlenâ, 3.verhamnâ, 4. Ente Mevlana 5. Fensurnâ…

Birinci ve ikinci nidasında af ve bağışlanmasını ister. Vağfuannâ, bizi affet derken vağfirlenâ da ise mağfiret ister. Af ve mağfirete dikkat etmemiz hatırlatılır. Af, kuldan cezanın düşmesi manasına olup mağfiret ise utanılacak suçun örtülmesidir. Ey Rabbim! Azaptan kurtulmam için affet, ancak mahcup olacağım günahımı da ört ki hakiki kurtuluşa ermiş olayım. Affetmen ile cismani azaptan, mağfiretinle ruhani azaptan kurtulmuş olurum.

Affedilip mağfiret edildiğini anlayan kul hemen Rabbine üçüncü nidası ile seslenir “verhamnâ”, bize merhamet et! Yani kul mükâfata yönelir ve ister. İkisini de ister. İkisi, yani cismani lezzet mükâfatı olan Cenneti nimetleri ile beraber ister. Diğeri ise, mükâfatların zirvesi olan celâl ve cemal nurlarının kendisine inkişaf etmesidir ki bu artık ruhanî bir mükâfattır. Kul artık duasını “Ente Mevlana”, Sen Mevlâ’mızsın olarak fısıldar, yani içinden haykırır. Böylece kul, artık masivadan sıyrılır. Ruhanî hazlarla dopdoludur. Bütünüyle Rabbine yönelmiştir. Kul bu noktada her şeyin sahibinin, malikinin Rabbi, Allâh olduğunu anlar, yaşar.

Tekrar, hayata döner ve devam eden hayatında yardım talebinde bulunarak, bir münacatta bulunur, nusret ister. Kâfirlere karşı yardım ister. Bu yardımında Rabbinin melek ve ruhanîlerinin desteğini arzu eder.

Resul-i Ekrem (asm) miraca çıktığında melekler; Allah, senin peygamberliğini methetti, O’ndan iste, dediler. Cebrail (as) da kendisine yardımda bulunarak nasıl dua edeceğini öğretir. Rabbine seslenir Sevgililer Sevgilisi (asm) :”Ey Rabbimiz! Bağışlamanı dileriz. Dönüş ancak Sanadır.” , deyince Rabbi ise “Şüphesiz ben sizi bağışladım” der. Devamında Resul-i Ekrem “Bizi muaheze etme” der, Rabbi ise “Muaheze etmeyeceğim” der. “Ağır yükler yükleme” deyince “ Size katı davranmayacağım” buyurur. Tekrar “takat getiremeyeceğimiz yükleri yükleme.” , duasına ise Rabbi “Yüklemeyeceğim” müjdesini verir. Artık Resul-i Ekrem (asm) “Bizi affet, mağfiret et, merhamet et, sen Mevlâ’mızsın, kâfirlere karşı yardım et.” talebine mukabil ise “Muhakkak ki sizi affettim, mağfiret ettim, merhamet ettim, size yardım edeceğim.” buyurur. Bu azim konuşmanın ardından melekler de âmin ile şahadetlerini, iştiraklerini ifade eder.[1]

Ey Rabbimiz! Biz de Efendimiz (asm) gibi, miraçtaki söylediklerinin aynısını söylüyor, dua edip, niyaz ediyoruz. Günahların çirkin yüzünden, masiyetin vahşi şeklinden kurtar. El- aman, el-aman! Ya Hannan!  Ya Mennan! Bizi günahlarımızın ağır yüklerinden halâs eyle. Resul-i Ekrem’inin (asm) yüzü suyu hürmetine bizi affet, mağfiret et.  Nefsimizi bize musahhar kıl. Nefis ve şeytanın şerrinden, kabir azabından, Cehennem ateşinden muhafaza eyle Cennetü’l Firdevs’te mesut kıl. Âmin.

Mehmet Çetin

14.12.2011-Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Fahrettin Razi, Tefsir-i Kebir, c.6 sh. 116

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir