Zülfikar’a hafız ve hocalar muhtaçtır-3

Mehmet ÇetinPosted by

Zülfikar yazıları-4

Zülfikar’ın Mu’cizat-ı Kur’aniye Makamında, Bediüzzaman Hazretleri öylesine ilginç şekillerde izahlarda bulunuyor ki Allah’ın, ahiretteki fevkâlade harika ef’allerini kalbe kabul ettirmek için oraya hazırlık olması babından dünyadaki emsalî fiillere âyetlerle dikkat çeker.

İstikbalî ve uhrevî olan İlâhî o acib fiillerin zikredildiği âyetleri öyle bir izahla nazara vererek, âdeta bunlarla sanki dünyadan meşhudumuz, şahid olduğumuz, yaşamışız gibi kanaatımızın geleceğine dikkat çeker.

Cüz’i maksatların zikrinin küllî maksadlara tevcih için olduğu, isyankâr amellerin zikri sonunda tehdit ile tahdid ve ıslaha teşvik, netice de ümitsizliğe düşmemek için müşfikâne teselliye âyetlerle dikkat çeker.

Kur’an’ın, diğer kelâmlarla kıyas edilemeyeceği anlatılır. Tekrarların kusur olmadığı aksine mu’cizevî sır ve şifreyi sakladığına işaret edilir.

Üçüncü Makamdaki zeyillerde Kur’an’da zikredilen peygamber kıssalarında saklı olan işaretlere dikkat çekilir. Onların her bir mu’cizesi, beşere işarettir. Fetih Suresindeki işaretler, geçmişteki hadiselere anahtar olduğu gibi geleceğe de şifredir.

Evradın yer aldığı son kısımda dualar, dualar…

İşte bu ve daha anlatamadığımız mevzuları ihtiva eden Zülfikar, hoca ve hafızlarımız tarafında ısrarla okunmalı ve sahip çıkılmalıdır.

Vaktiyle Dahiliye Vekilinin emriyle, aleyhte bir rapor çıkarmaları için Diyanet İşleri başkanlığına gönderilen Zülfikar’ın, ehl-i insaf hocaların üç ay tetkikleri ardından tenkit yerine takdir ederek, Diyanet Kütüphanesine Asâ-yı Mûsa ile konulması istikbale işaret nevindendir. Mülhidlerin müdahalesine rağmen, Risale-i Nur ve onun parçalarından olan Zülfikar, ilim dünyasında yerini aldığı/alacağı gibi Diyanet camiasında da yerini alıyor ve alacak inşaallah. Elverir ki aslına uygun tab edilsin, muhtevasına müdahale edilmesin.

Birkaç satırlık miras ve tesettür bahisleri bahane edilerek dört sene müsadere edilen Zülfikar’ın, nihâyetinde beraat etmesi hayra çok vesile olduğu gibi istikbalde de çok okunmasına vesile olacaktır, inşaallah. Bu cümleden hareketle Asâ-yı Mûsa ve Zülfikar geçmişte Ravza-i Mutahhara civarındaki ulema heyetine takdim edilmesi, Mısır Camiü’l-Ezher, Şam ulemasına, Hindistan ulemasına gönderilmesi nasıl geçmişte müellif-i muhterem Bediüzzaman Said Nursi’yi fevkalâde memnun ettiği gibi, bugün dahi neşredilerek umum İslâm ulemasına ulaştırılması mana âleminde yine memnun edecektir inşaallah. Bu iki eserle beraber Tılsımlar, Siracinnur Mecmuasının neşrine de Üstad ehemmiyet vermiştir, bugün de neşri gerektir.

Rahmetli Hafız Ali, Zülfikar ve emsali eserlerin neşrinde büyük gayret ve yardımları olan ağabeylerdendir.

“Zülfikar’a verdiği herbir banknota mukabil, bin kâr görecek, binler hayırlara medar olacak.” ifadesindeki müjdenin farkına varan her bir ehl-i sehavet bu kazançtan geri kalmayacaktır inşaallah.

Risale-i Nur ve Zülfikar’dan iktibas ederek kendi malumatı gibi neşredenlere hakkını helâl eden Bediüzzaman Hazretleri, memnun olduğunu da ifade eder. Zira onun için önemli olan Kur’an ve iman hakikatlerinin ilân edilmesidir, neşredilmesidir. Bu noktada isim, sonraki konudur. Dolayısıyla hocalar zülfikar’daki mevzuları ihtiyaç hissettikleri zaman kendi malumatları gibi anlatmalarında bir sakınca olmamaktadır. Ancak yeri ve zamanı geldiğinde de Fatihaya ve duaya vesile olması noktasından müellifinin ve eserinin ismini söylemek de ehl-i vefaya yakışandır.

Mehmet Çetin

22.07.2017 Yeni Foça İzmir

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir