Üç aylarda evrad mı, Risale mi okunmalıdır?

İçerisinde bulunduğumuz üç ayların mânevî havası, Risale-i Nur ile meşguliyeti özellikle okumaya yönelik gayretimizi arttırmalıdır. Yirmi Birinci Lem’anın ahirindeki mektup bu konuda bir ikaz mânâsını taşımaktadır.

“Yazıda usanan” ifadesini hem Külliyatın yazılması ve hem de okunması anlamında anlamak mümkündür. Üstad, ibadet ayları olarak nitelediği Şuhur-u Selâsede (üç aylarda) evrada düşkün olabilme ihtimalini öngörerek Nur Mesleği noktasında önemli bir konuya işaret eder, dikkat çeker.

Üç aylarda evrad okumayı, beş cihetle ibadet sayılan Risale-i Nur ile meşguliyete tercih edenlere iki hadisi hatırlatır.

Bu hadisler şunlardır:

“Mahşerde ulema-i hakikatin sarf ettikleri mürekkep şehidlerin kanıyla muvazene edilir, o kıymette olur.” 

“Bid’aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ve hakikat-i Kur’âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.”

Hadislerdeki vurgulanan ince mânâdan murad, ulema-i hakikat ile hakikat-i Kur’âniye ifadeleriyle hakikat ilmi ile meşguliyettir ki Bediüzzaman Hazretleri, talebelerine şöyle seslenir:

Ey tembellik damarıyla yazıdan usanan ve ey sufîmeşrep kardeşler! Bu iki hadisin mecmuu gösterir ki, böyle zamanda hakaik-i imaniyeye ve esrar-ı Şeriat ve Sünnet-i Seniyyeye hizmet eden mübarek, hâlis kalemlerden akan siyah nur veya âb-ı hayat hükmünde olan mürekkeplerin bir dirhemi, şühedanın yüz dirhem kanı hükmünde yevm-i mahşerde size fayda verebilir. Öyleyse onu kazanmaya çalışınız.”[1] 

Nur Mesleğinde sofi meşreplik var mıdır? Bu konu ayrıca değerlendirilmelidir. Ne kadar şahsîlik de arz etse de Risale-i Nur mizanları ile ehem mühim sıralaması yapılmalıdır.

Risale-i Nur ile meşguliyetin beş nevi ibadetini öğrenmeyi o Risaleye havale ederken Kastamonu Lâhikası’ndaki cevap bu konuya isabetli bir bakış getirmektedir.

“Hıfz-ı Kur’an’a çalışmak ve Risale-i Nur’u yazmak, bu zamanda hangisi takdim edilse daha iyidir?” diye sualinizin cevabı bedihîdir. Çünkü bu kâinatta ve her asırda en büyük makam Kur’an’ındır. Ve her harfinde, ondan ta binler sevap bulunan Kur’an’ın hıfzı ve kırâati her hizmete mukaddem ve müreccahtır. Fakat Risale-i Nur dahi o Kur’an-ı Azîmüşşanın hakaik-i imaniyesinin bürhanları, hüccetleri olduğundan ve Kur’an’ın hıfz ve kıraatine vasıta ve vesile ve hakaikini tefsir ve izah olduğu cihetle, Kur’an hıfzıyla beraber ona çalışmak da elzemdir.”[2]
Üstadın, “Fakat” ile başlayan cümlesini bir kere daha okumaya ama daha dikkatli okumaya dâvet ediyorum.

Farz-ı ayin olan iman hizmetini nafile vazifelerle sekteye uğratmamak Nur mesleğinde fevkalâde ehemmiyetlidir.

Mehmet Çetin

10 04 2016 Bostanlı İzmir

[1] Lem’alar, s. 403

[2] Kastamonu Lâhikası, s. 88

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir