Su

Kur’an’da Rabbimiz, her canlıyı “su”dan yarattığını ifade eder. Esasında bu ifade, bizim bakış açımızı gözden geçirmemize sevk eder. Kur’an’ın altmış üç ayetinde “mâ” olarak geçen su, insanın özü olan meni manasında da kullanılmaktadır. Cennetin en zevkli ve lezzetli içeceği olarak zikredilirken, cehennemde de en ıstırap veren içecek olarak kullanılan su, yağmur ve rahmet manasında da kullanılır.

Vahdaniyetin delillerinden olan sema, arz ve canlıların halleri ile su, doğrudan alâkalıdır. Bütün dinlerde su, mukaddes ve muallâ mevkiini muhafaza eder. Hint ve Grek felsefelerinde su, her şeyin özüdür. Kur’ân’da Allah’ın arşının su üzerinde, yani maddenin sıvı halinde bulunduğu ifade edilmektedir.[1]

Allah’ın ilk yarattığı şey bir cevherdi. Ona nazar edince suya dönüştü. Sonra o sudan, ateşi, havayı, toprağı ve nûru yarattı. Dolayısıyla hilkatin ilk aslı sudur.[2] Sudan yarattığı ateş, hava, toprak ve nûrdan ise melekleri, cinni, cansız ve canlı mevcudatı ve nihayet insanı yarattı.

Suyu tahlil eden, suda saklı olan hikmetlere hayran kalır. Suyun rengi, kokusu, tadı olmaz; bu özelliği ile diğer mevcudattan farklılığı dikkat çekicidir. Yağmur suyu saftır, yeryüzü ile temasının ardından halden hale girer. Derya damlaya değil, damla deryaya akar ama damla deryayı içine alır. Sudan yaratılan bir avuç toprağa baktığında, kendini de görebilirsin içinde. Goethe, “Hakikat bir damla suda gizlidir.” demiş. Müvellid-ül mâ, suyu doğuran manasındadır. İki şeyin bir araya gelmesi ile üçüncünün doğması ile hâsıl olan su. Melek nurdan, şeytan ve cinler ateşten yaratılmışlar. Cinlerin sudan geçememelerinin hikmeti ne ola? Ruh, sudan yaratılmamıştır, o; Allah’ın emridir. Dolayısıyla ruhun hastalığı olmaz, cesedin olur. Ruhun ve suyun nasıl yaratıldığı konusunda bir şey bilememekteyiz. Bu da garip değil mi?

Sudaki dengelerden, özellikle elektriksel dengeden bahsederler. Bu denge ile vücud sıhhatini muhafaza eder. Şu kadar mikrovolt olması gerektiği vs. Bu denge güzel şeylerden hoşlanır, kötülerden bozulur. Fıtrîlik bu dengenin olmazsa olmazıdır. Her şeyimizi fıtrî ve tabıî yapmamız ise dengenin normalleşmesine yardımcı olur. O halde besmele, bu dengenin ana anahtarıdır, formülüdür, denge sağlayıcısıdır. İçilen suya besmele ile başlandığındaki farkı yaşayanlar bilmekte. O halde vücudumuzdaki ve çevremizdeki suyun dengesine güzel ifade ve hareketlerle yardımcı olmamız, esasında kendimize faydalı olmayı verir. Dualarımızı içimizden geçirmek yerine fısıltı halinde ifade ederek yapalım. Zira içimizden geçenin değil, fısıltı ile de olsa açığa vurularak ifade edilenin tesiri vardır.

Bediüzzaman’ın suya bakışı kevnî hakikat noktasından, vahdaniyete bürhan olma zaviyesindedir. Külliyat’ın pek çok yerinde rahmet adını verdiği yağmur ile zikreder suyu. Rububiyetin mu’cizelerini, rahmetin hazinelerini anlatırken inen her bir yağmur damlasını bir meleğin indirdiğini ve ona bir daha sıra gelmediğini ifade eder. Sudan bahsini anlatırken pek çok esma-i İlahiye ile Kadîr, Alîm, Mutasarrıf, Müdebbir, Mürebbî, Muğîs, Muhyî gibi esmaya işaret eder.

“Âb-ı hayât” olarak da Külliyat’ta çokça zikredilir. Zariyat’ın 22. ayetini Yirmi Sekizinci Lem’ada tefsir ederken; nimetlerin yani, yediğimiz şeylerin pek çoğunun mevcudiyeti yağan yağmur ile, yağmur ise semadan gelir ifadesi ile  “Gökte de rızkınız vardır.” ayetinin izahını yine âb-ı hayata dikkat çekerek yapar.

Zemzem de bir sudur ama efendisidir. Ondaki özellikler diğerlerinden kesinlikle farklıdır.

Su, hayatın ruhu mesabesindedir. Âb-ı hayat, içildiğinde insanı ebedîleştiren, âdeta ölümsüzleştiren su, hayat veren su. Ebedî hayatımızın hayat bulması için bir âb-ı hayat olan Nur Risaleleri, susmuşları değil, susamışları beklemekte.

Yazının sonunda da olsa, unutmadan söylemeliyim; yanı başınızdan suyu eksik etmeyin. Ne olur ne olmaz, susuz kalmayın!

Mehmet Çetin- 23.11.2011- Çiftehavuzlar-İzmir


[1] Hud- 7.

[2] Fahreddîn Er Râzî, Tefsir-i Kebîr,c.17, sh.122

2 Yorum

  1. Su azizdir, “su gibi aziz ol” atasözünde bu mana dile getirilir.
    Suda %89 oksijen,%11 de hidrojen vardır. Oksijen yakıcı, hidrojen de yanıcı bir gazdır. İki zıt maddeyi birleştirip su gibi bir ab-ıhayat ortaya çıkarmak ancak Allah’a mahsustur.
    Su hayattır. Eğer dünyamız hayatsız olsaydı kupkuru
    bir çöl,donuk,sönük ve ölü bir küreden farksız hale gelirdi.
    Allah razı olsun Mehmet Çetin abi biz de istifade ettik.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir