Rabbimizin Katındandır

Posted by

Na’büdü  Mütalâaları-29

Kur’an’da muhkem ve müteşâbih ayetlerden biri de Âl-i İmran suresinin 7. ayetidir.  Esasında Kur’an tamamıyla muhkemdir.[1]Ancak bazı hikmetlere binaen bir kısım ayetlerde müteşâbih ayetlerdir.

Evet, Kur’an’da muhkem ve müteşâbih ayetler vardır.[2] Ne var ki müteşâbih ayetler, öncesi ve sonrası ayetlerle bir ve beraber mütalâa edilmelidir.

“O, Allâh’ın ruhu ve kelimesidir..”[3] ayetindeki müteşâbih olarak kullanılan “ruhu ve kelimesidir” ifadelerinin zahiri, lafzî manalarına muhkem olarak değil; mecazî olarak, teşbih ve benzetme yolu ile ifade edilen manaya muhkem şeklinde bakmak vaciptir. Yani mana muhkem, kullanılan kelime ve ifade şekli müteşâbihtir, benzetmelerdir. Aslında İsa (as);  lafzî değil, mecazî manada Allâh’ın kelimesidir. Yani vasıtasız ve nutfe bulunmadan, Allâh’ın emri ve kelimesi ile vücud bulmuştur. Nitekim İsa(as) insanların dini hayat bulmalarına sebep olmuştur. Allâh tarafından vazifeli kılınan temiz ve nezih bir rahmettir. Arapça üflemek manasında olan ruh, Cebrail’in (as) üflemesi ile Allâh’ın emridir.[4] İşte sıralanan manalar müteşâbih ayetten ilhâmen yazılan manalardır. Bunların her birisi kendi mana ve makamında doğru ifadelerdir. Bu doğru ifadelere delil olan kelimeler ise benzetme yolu ile kullanılan kelimelerdendir.

Evet “muhkem”den murad, Kur’ân’ın hak, lâfızları fasih, manaları sarih bir kelâm olduğudur. “Müteşâbih”e gelince, iki şeyden birinin, zihnî ayırımdan aciz bırakacak tarzda diğerine benzemesidir. İnsan birbirine benzeyeni ayıramayıp acze düşünce benzer şeyler diye ifade eder.

Risâle-i Nur’da Âl-i İmran suresinin 7. Ayeti yedi yerde geçer.[5] Muhkem ve müteşâbihin konu edindiği bu ayeti Üstad, Beşinci Şua’nın Mukaddeme öncesinde anlaşılmaz zannedilen ayetlerin bu ayetin sırrı ile tevillerle anlaşılacağını ifade eder. Yine ayetin muhtevasında geçen ilimde rasih olanların “Biz buna inandık. Hepsi Rabbimizin katından indirilmiştir.” deyip o gizli hakikatleri izah ederler.

Bahsedilen ayet,  ifadelerinde geçen “Rabbimiz” nidasında bulunun –biz (nâ zamiri) ile nâ’büdü mütalâalarına dâhil olmakta. Biz, ayetlerle bahsedilen bütün  manalara inanarak ve hepsini Rabbimizin katından indiğini ilân edip, iman ederiz.

Müteşâbihat konusunu ilimde rüsuh sahibi olanların, yani ilimde derinliğine ve genişliğine ince bilgi sahibi olanların tevillerle anlayıp ortaya çıkaracağını Beşinci Şua’nın başında geçiyor demiştik. Birinci Şua’da Nur Suresinin 35. Ayetin izahlarını özetle anlatan fihrist kısmında tevillerinin dayanağının yine Âl-i İmran’ın 7. ayeti olduğunu okuyoruz. Yine Yirmi Sekizinci Mektub’un Hz. Musa (as) ile Hz. Azrail (as) kıssasının nihayetinde okuyoruz.

Dokuz Kısım’lı, Dokuz Nükte’li Yirmi Dokuzuncu Mektup’taki tevil ve tefsirin de istinadı bu ayettir. Kur’an’ın esrarının bilinmediği, müfessirlerin Kur’an’daki hakikatleri anlamadıkları manasında sorulan sualin cevabının dayanağı da bu ayettir.

İşte bahsedilen hakikatlerin dayanağı olan ayetin metninde, tevil ve tefsirinde geçen “Rabbimiz” şeklinde ifade ettiğimiz münacatımızda kendimizi dâhil ediyoruz. Nereye dâhil ediyoruz? Üç taifeye dâhil ediyoruz. Yani, vücudumuzdaki zerrelerimizin taifesinden başlayarak, tevhid ehli olanları da alıp kâinattaki her şeyin dâhil olduğu muazzam geniş bir büyük taife olarak “Rabbimiz” diye nida ediyoruz.

Tefekkürümüze derinlik katan bu manalar ile yaratılan bütün mahlukat çapında bir büyük yakarış ile;

“Ey Rabbimiz! Senin ayetlerinin bütününde neyi murad ediyorsan, onların hepsi senin katından gelmiştir. Buna böylece iman ederiz.” mana ve makamında dua ederiz.

Mehmet Çetin

05.12.2012.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Yunus,1;Hûd,1

[2] Nisa,171. Bu ayet bu konunun en güzel numunelerindendir. Zira bu ayette muhkem ve müteşâbihin ikisi de vardır. Ancak müteşâbihi, muhkem olarak almak caiz değildir.

[3] Nisa, 171

[4] Razi, T.Kebir, 8/426

[5] Bak. R. N. K.’da Geçen Ayetler, M. Çetin. sh. 69

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir