Üç İmtihan

Risale-i Nur’a imtisal edenin üç imtihan ile muhatap olduğu ifadesi dikkat çekici. Üstadın veladeti, seyadeti, siyaseti şeklinde tasnif edilen üçleme sınavı hakikaten çok anlamlıdır.

Üstadın veladeti konusundaki tarih ihtilafında sırlar saklı. Rivayetlerdeki işaretleri, Külliyatın satır aralarındaki sırları bir araya getirerek anlamak mümkün olabilir.  Seyyidliğindeki tartışmalarda rivayetlere uygunluk arayanın adresi yine Külliyatın muhtelif parçalarıdır. Siyasetinde; esastan kopup günlük hadiselere çözüm arayan kişiye, resmin parçası ile meşgul olmama istikameti vermektedir. Bediüzzaman’ı bir çırpıda anlamak hakikaten çok zordur. Hayat imtihanın perdeli olması ile üç alandaki müphemiyet muhafaza edilerek sürmektedir.

Bu üç konu hakkındaki rivayet, tesbit ve müjdelerin açık biçimde ifadesi üç mühim sıkıntıya sebep oluyor. Evvela Risale-i Nur, hiçbir şeye alet edilmemesi gerekir. Zira imanın gerektirdiği her şey Allah için yapılmalıdır. İkinci olarak, kesin delil tereddütsüz kabulü gerektirir. Böylesi bir imanın makbul olması gerekir iken; büyük zatların ifadelerinin, delilsiz ve sorgulamasız şekilde gerçeğe en uygundur diye tercih edilip kabul edilmesine dönüşür. Bu ise hakiki değil taklidi imanı netice verir. Bu şekilde oluşan zayıf imanın fiili ve kavli duası, inatçı zındıkaya tam galebesinin olmaması da şaşıran ehli imanda görünmeye başlar. Üçüncü sıkıntı ise,  siyasilerin evhamına ve bir kısım hocaların itirazına sebep olmasıdır. Onun için Üstadın veladetinin, seyadetinin ve siyasetinin perdeli olmasındaki sır, imtihan gereği görülmelidir.

Bahsedilen üç konudaki işaretlerin bir zat üzerinde aşikâr olması, o zatın şahsında nazarların toplanmasını gerekli kılacak. Bu ise o vazifeli zatın getirdiği imani hakikatlerin gölgelenmesini netice verecek. Bunu hiç unutmamak gerekir.

Bediüzzaman’ın doğum tarihi, seyyidliği ve siyaseti ile alakalı bilgilerin eserlerinde açıkça ifade edilmeyip makam gereği çoğu zaman perdeli olması Nur Talebesinin, hayatının her safhasında imtihana tabi olduğunu gösterir. Gelişen ve yaşanan hadiseler bu imtihanın sahneleridir. Aynı satırları okuyanların farklı yorumlarda bulunması, dünkü ile bugünkü kanaatlerinin farklı olmasını da bu imtihandan saymak gerekir. İstikameti bulmak, istikrarı yakalamakta bu kadar zorlanmalar ise cabası.

Zaman, şahs-ı manevi zamanı olduğu için böyle ciddi hakikatler, fani ve acizlik ihtiva eden şahsiyetçiliğe bina edilemez. Bazı hakikatlerin müşavere ile idraki daha selametlidir. Meşveret, üç imtihanın sıkıntılarında kabirdeki nur,  haşirdeki sırat gibidir.

Mehmet Çetin

19 05 2014 Çiftehavuzlar Çiğli İzmir


Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir