İç içe imtihanlarda çare

Risale-i Nur’un devlet eli ile basımı kendi içinde imtihanları barındırıyor. Bir kısmımız bu hareketin mevcut derin ve resmi anlayışın tekeli ve hâkimiyeti altına gireceği endişesini dile getirirken, diğer kısmımız Bediüzzaman’ın talebinin karşılanması olarak görüyor. Bu münakaşaların yapıldığı sosyal medyada gıybet, tarafgirlik, hakaret, adavet,  nifak, ayrılık, inat, haset gibi kırmızı hattı geçen alanlarda verilen imtihan kalpleri parçalıyor.

Referandum, genel ve mahalli seçimler arifesinde ve sonrasında yaşanılan imtihanda ihtilafın getirdiği gizli sıkıntılar kayganlaşan zeminde ayakların kaymasına sebep oluyor. Mevcut iktidara Külliyattan destek kaynaklı iddialara mukabil yine aynı kaynaktan fitne ve fesadın temsilcisi süfyanın son temsilciliğinin üstlenilerek veya üstlendirilerek sürdürüldüğü iddia ediliyor. Her iki yorum sahiplerinden bazılarının bu imtihandaki davranışları zaman zaman haddi aşarak uhuvveti zedeliyor.

Siyasal İslâm’ın ülke içerisindeki farklı cenahtaki iki temsilcisinin ciğerleri parçalayan ithamlara varıncaya kadarki tartışmalarda doğru davranışı gösteren istikamet imtihanı çok önemli. Kaldı ki bu kavganın kazananı olmaz, başkaları kazançlı çıkar.

İslâm âleminde estirilmek istenen rüzgâra önce ihtiyatlı daha sonra kapılarak siyasal alanda hizmet etme iddiasındakilerin kan ve darbeler arasındaki bocalama imtihanı onları denerken, çeşitli dualarla yardım, bizi sınamakta.

Resmin parçalarına takılıp kapılmadan bütünü üzerinde yorum yapma, çareleri sıralama, dünyanın ve hayatın faniliği ile esas imtihanın kabre imanlı girip girmeme olduğunu ikna edici usullerle tebliğ sınavı bizi beklerken aman Allah’ım, nelerle meşgulüz, hangi tuzaklarla oyalanmaktayız? Bu imtihanların içerisindeki kırmızıçizgileri aşarak bulunduğu gruba zarar veren kişi neyi dinliyor/dinlemiyor dersiniz? Neticeye odaklı hareket eden sebeplere, kulluk esaslı hareket eden Allah’a tapar.

Hadiste ahirzamanda nifak ve zındıka başına geçip, az bir kuvvetle insanların huzurunu bozarak, İslâm âlemini esaret altına alacak mühim şahıslara karşı kılıçla mukabele edilmemesi ısrarla bildirilir. Mücadele değil ancak manevi kılıç hükmündeki Kur’an nurları ile mücahede edilmelidir. Hadis-i Şerife muhalefet felakete davetiye çıkardı.

Ehl-i dalâletin kuvvetlerini birleştirerek saldırdığı zamanda ferdi mukavemet yerine şahs-ı manevinin tecellisi olan meşveretle hareket edilmelidir. Meşveret, Allah’ın emridir. Konuya muhatap ve uzman insanlardan mürekkep meşveret kararlarına teslimiyet, ayete itaati gerekli kılar. İstişarenin dışındaki konuşmalar fitne, gıybet ve dedikodudan öte değildir. Hizmet zannı ile ferdi görüşlerin meşveret haricinde dile getirilmesi; hem zarar vermek, hem de imtihan içerisindeki tuzaklara yakalanmaktır. Böylesi hadiselerin fazlasıyla yaşandığı zaman, metanetin korunarak şevkimizi bozmayıp, nihayetsiz fedakârlıkla ve meşverete itaati davet edici hareket etmek gerekir. Dünya hayatını ve içerisindeki hâkimiyet zevkini seve seve ahirete tercih etmeyi, bu zamanın dehşetli bir marazı bilip feda etmek gerekir. Muhtemel fitnelere meşveretle, ortak akıl ile kuvvet kazanıp istikamet bulmak ve bunu ubudiyetin bir başka şekli olarak uygulamak vazifemizdir, tek yolumuzdur. Unutulmamalıdır ki kişi imtihanını niyet, fikir ve davranışları ile verecektir.

Siyasileri takdir ve tenkit konusunda haddi aşmadan, istikrar ve istikametle hizmeti meşveretle anlayan sebatla yaşayan kullarından eylemesini Rabbimizden diliyoruz.

Mehmet Çetin

06 07 2014 Çiftehavuzlar Çiğli İzmir

4 Yorum

  1. Muhterem efendim,
    “Ehl-i dalâletin kuvvetlerini” diyerek başladığınız o mükemmel parağrafa muhatap olan herkes bunun şuurunda olduğu halde niçin mesverete müracaat edilmiyor? Mesverete katılmayanların bu tutumumuna “enaniyet” demeyeyim de, ne diyeyim? Hepsi de o ahirzaman hadisinin şuurunda olduklari halde böyle davranıyorlar. Yazık ki ne yazık…

    Cevap: Değerli izleyicim Abdullah Demir kardeşimin üzüntüsüne iştirak ediyor, muhataplarını insafa davet ediyorum.MÇ

  2. Degerli mehmet bey abiciğim. meşveret nasıl olmalı fıkıh kitaplarında yazılıdır. 15 gün bu cemeatı gazete ile yönlendir. Ekmeleddinin destekliyoruz diye. Sonra cemeat tam kıvama geldi mi istişareye çağır. 15 gün pompaladığın fikri oya sun. sonra bu na istişare de . hay canına ne güzel istişare değil mi?

    İstişareden önce daha adaylar adaylıklarını açıklamadan sadece ortada ekmelettin var ken biz ekmelettinin destekliyoruz de…
    Öbür aday kim?
    kim olursa olsun isterse peygamber olsun bizim adayımız. ekmelettin de…
    ya seçim iki ve daha fazla kişi arasında olur. tek kişi varken karşı tarafı bilmeden taraf olunmaz ama ne yazıkkı yeni asya bunu yaptı. sizde kuzu kuzu destekliyordunuz. üstadın kemikleri sızlıyor…..

  3. Meşveret nasıl olmalı? Fıkıh kitaplarında yazılıdır.
    15 gün bu cemeatı gazete ile yönlendir. Ekmeleddinin destekliyoruz diye. Sonra cemeat tam kıvama geldi mi istişareye çağır. 15 gün pompaladığın fikri oya sun. sonra bu na istişare de . hay canına ne güzel istişare değil mi?

    İstişareden önce daha adaylar adaylıklarını açıklamadan sadece ortada ekmelettin var ken biz ekmelettinin destekliyoruz de…
    Öbür aday kim?
    kim olursa olsun isterse peygamber olsun bizim adayımız. ekmelettin de…
    ya seçim iki ve daha fazla kişi arasında olur. tek kişi varken karşı tarafı bilmeden taraf olunmaz ama ne yazıkkı yeni asya bunu yaptı. sizde kuzu kuzu destekliyordunuz. üstadın kemikleri sızlıyor…..

  4. Halil kardes,
    Yeni Asya`yı sanki ilk defa mesveret yapmiş gibi değerlendirmişsiniz. Defalarca yapılmıştır ve her defasında da Yeni Asya haklı çıkmıştır. Yeni Asya`ya bu ve benzeri tenkidleri isnad edenlerin tümü daha sonraları çok vahim hatalar işlemiş ve türlü türlü hadiselere maruz kalmışlar ve harap olmuşlardır. Yorumunuzda “Öbür aday kim? ” deyip güya Yeni Asya`nin karşı adayı bilmeden Ekmelettin Bey lehine karar verdiğini iddia etmişsiniz. Şu müthiş öngörüye bakın ki, Yeni Asya “karşı tarafın kim olabileceğini” tahmin etmiş ve hakikaten de o tahmini doğru çıkmış! Hem de sizin deyiminizle ortaya çıkmadan tahmin etmiş ve kararını vermiş. Bu öngörüyü tekdir değil, takdir etmek lazım. Bu bir maharettir. Öyle bir maharet ki, işin nereye varacağını çok evvelinden tahmin edip teşhisini koyan bir maharet. Tıpkı misalleri çok olmakla beraber mesela 82 Anayasa oylamasında olduğu gibi, çok önceden ve yüzde yüz isabet kaydeden bir maharet.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir