Hacı Sabri amcamız

Hacı Sabri amcamızı, oğlu rahmetli Mustafa Kara ile tanıştığımız 1988 yılından itibaren tanırız. İlk tanıdığımız zaman ile bugün kabristanda bizlerden ayrılma zamanına kadar, kanaatımız hep olumlu olmuştur. Zerre kadar eksilmek şöyle dursun her görüşmemizde artan bir hayranlık ve muhabbetle kendisini dinlemiş, seyretmiş ve ders almışızdır.

Seksen beş yılın engin ve zengin tecrübesi imanla yoğrulunca demek böyle oluyormuş. Susması, konuşması, karşılaması, kucaklaşması ve uğurlaması hepsi edep, hepsi terbiye ve hepsi hayâ dersi veren davranışlardır. Bir şey sormanıza, söylemenize gerek yok, sadece alıcı gözlerle seyredin, kalbinizle izleyin, yeter. Allah için sevmenin, saymanın sessiz abidesi.

Ne kadar çok sevildiğinin canlı misalini cenaze namazının kılındığı camiin içi ve dışının dolması ile, kabristanda halka halka sevenlerinin iştiraki ile bir daha anladık. Geriye bıraktığı evladlarının yaşlı gözlerle mütevekkil halleri, aldıkları dersi ve terbiyeyi izah eden tablolardır.

Evlad denilince rahmetli Mustafa’mızı anmadan geçmek mümkün mü? Damadı rahmetli Kader kardeşimizi anmadan geçmenin mümkün ve doğru olmayacağı gibi. Kaderin garip bir tecellisine bakın ki bu ikisi de trafik kazası ile rahmet-i Rahman’a kavuştular.

93 yılının son Temmuzunda eve dönerken ahirete dönen Mustafa’mızı uğurlayalı henüz dört gün olmuştu. Dersin onun evinde olması münasip görüldü. Alt katta kalan ağabeyi Süleyman’ın evinin önünde yaz dersi yapıyoruz. Dersi Dr. Süha ağabeyimiz yapıyor. Ders boyu ehl-i kalb olan rahmetli Kader kardeşimiz, dört gün öncesi defnedilen Mustafa’yı kefeni ile gelip, karşıdaki ağaca dayanarak dersi dinlediğini görür, dersin bitiminde kaybolur. Bu müşahade bize Mustafa’nın arkadaşları ile kardeşleri ile hâlâ irtibatlı olduğunu anlattı.

Bu hatırayı rahmetli Sabri amcamıza Kader kardeşimizi defnettiğimiz günü anlatmıştık. İlk defa duyduğunu ifade ederek takdir ve şükranla karşıladı.

O yıllarda icra edilen Kocatepe Mevlidlerine değil ailecek sülalecek iştirak ederdi Sabri amcamız. Hayatından, ailesinden ve evladından şükürle bahsederdi. Şikayetini hemen hiç duymadık.

Dahil olduğu ehl-i tarik grubunun ıstılahınca “sofi” diye hitap eden rahmetli Sabri amcamızı sofi kardeşlerinin kabristandaki son vedada gösterdikleri vefa, doğrusu takdire şayan idi.

Ölüm en büyük nasihat edicidir, gerçeğini bu vesile ile bir daha yaşadık. Görünen beş tarafı ve görünmeyen alt tarafı ile kabristan büyük bir hakikat olan ölümün şerhedicisi olarak lisan-ı haliyle konuşuyordu. Bize müjde olarak Sabri amcamızı, Mustafa ve Kader’ine kavuşmasını da şahit göstererek ölümün ayrılık olmadığını, sevdiklerine kavuşma olduğunu ifade ediyor.

Kainatın sultanı olan Allah, hayatın olduğu gibi ölümün de yaratıcısıdır. Dolayısıyla Allah’a imanı elde eden, her şeyin dizgininin O’nun elinde olduğunu bilir. Mülk, umumen O’nun emrinde olduğu gibi ihtiyacını karşılayan da O’dur. Hayatı veren ve ölüm ile alan yine O’dur. Hayat vazifesinden ölümü bir terhis olarak anlamamızı isteyen yine O’dur. O halde ölüm bir tebdil-i mekandır. Ebedi ayrılık değil sevdiklerimize sonsuz kavuşmaktır. Mezaristana göçtüğümüz vakit dünyadan ve içerisindekilerden ayrıldığımıza üzülmek yerine açılan kapıdan yeni ve daimi bir hayata kavuştuğumuza sevinmemiz lazım. Orada öylesine güzellikler var ki ne gözler görmüş, kulaklar işitmiş ve ne de beşerin kalbine ihtar edilmiştir. İşte böylesine ve daha anlayamadığımız kadar muktedir bir Rabbimize kavuşma vesilesi olan ölümü bir müjde olarak görüyoruz.

Bu defa müjdeyi rahmetli Sabri Amca vesilesi ile idrak ediyoruz. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Kabrinin nurlar içerisinde Cennet bahçelerinden bir bahçe olmasını niyaz ediyoruz. Ailesine ve dostlarına Allah’tan sabırlar diliyoruz.

Mehmet Çetin

04.03.2014. Çiftehavuzlar. Çiğli. İzmir

3 Yorum

  1. Allah rahmet eylesin Sabri amcaya.Sabri amca ehli takva ender bir insandı.Herkes tarafından sevilen ve saygı duyulan bir kişi idi.Mekanı Cennet olsun inşallah.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir