Ey Rabbimiz! Kaldıramayacağımız yükü yükleme!

Na’büdü Mütalâaları-24

Bakaranın son ayetindeki üçüncü duamız aslında ikinci duamızın daha ısrarla tekrarıdır: “Ey Rabbimiz Takat getiremeyeceğimiz şeyi bize yükleme.”

Ayetin başındaki müjde bu dualardaki sıkıntımıza imdat olmaktadır. “Allah bir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez.” Üstadın satırlarında “teklif-i mâlâyutak” şeklinde ifade edilen mana ise, imdadımız, müjdemizdir. Ama yanı sıra da mesuliyetimizin ikazcısıdır da.

“teklif-i mâlâyutak”, insanın yapamayacağı, gücünün yetemeyeceği şeyi teklif etme işi.  Evet, Rabbimiz Rahman ve Rahimdir, bize gücümüzün üzerinde teklifte bulunmaz. O halde yapılan teklif yapabileceğimiz, gücümüzün dâhilinde olan işlerdir. Gözümüzde büyütmeye, minderin dışına çıkmaya hacet yoktur. Bu tekliflerin yerine getirilmesinde ise üç sabra sırtımızı dayamalıyız. Üç sabır; itaate sabır, masiyete sabır, musibete sabır. Yani; İbadeti devam ettirmeye sabır, günah işlememeye sabır, belalara isyan etmemeye sabır. Bunlar için yine Rabbimizden “La havle..” niyazı ile yardım isteriz. Bu mevzuda numune alacağımız ziyadesiyle kardeş ve büyüklerimiz mevcuttur.

Mesuliyetimizin ikazcısı dedik. Evet, elhak gücümüzün üzerinde teklif yok ama gücümüz dâhilindeki teklifleri de ihmal etmemek, ihlâsla yerine getirmek, ikazı yapılmakta.

Ayetin bu kısmında geçen  “Takat getiremeyeceğimiz” ifadesinde çoğul eki kullanılmış. Burada na’büdü (biz) yine bir hatırlatma yapmakta. Duanın topluca yapılmasının daha mükemmel olacağı işareti var. Her insanın himmeti ve gayreti ayrı ayrıdır. Bunların bir araya gelmesi ise daha tesirli olur.

Allah, kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez. Ancak, taşıma vasfını devamlı artırır. Zaten burada da her taşıdığımız yükün altından İzn-i İlahî ile kalktıkça yeni yükleri kaldırmak için dua ediyor ve yardım istiyoruz. Her indirdiğimiz yükü, sırtlandığımız ile karşılaştırdığımızda ise ilk zamanlardakinden daha ağır yükleri kaldırdığımızı fark ederiz.

Ayette takat olunamayacak, kaldırılamayacak şeylerden maksat önceki kavimlere yüklenilen yüklerin bize yüklenilmemesi, yüklenilirse takat getiremeyeceğimiz manası anlaşılmaktadır.

A’râf suresinin 157. ayetinde takat getirilemeyecek yüklerin hafifletildiği ile alakalı müjdeler var.

Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil’de vasıfları yazılı o ümmî Peygambere tâbi olurlar. O Peygamber ki kendilerine meşru şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mubah, murdar şeyleri ise haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona iman eden, onu destekleyen, ona yardımcı olan ve onunla beraber indirilen nura tâbi olanlar var ya, işte felaha erenler onlardır.”

Bu dua ayeti ve devamındaki nidalar tamamen teslim olmayı ifade eden manalardır. Hadsiz ihtiyaçlara müptela, nihayetsiz düşmanlara hedef olan insanın ruhu, bu dua, bu teslimiyet ile öylesine bir dayanak ve öylesine muhteşem bir istinat bulur. Böylece bütün ihtiyaçlarının karşılanacağı rahmet hazinesi, bütün düşmanlarının def edileceği ve sığınacağı kaleyi, takatinin üzerindeki her şeyi karşı dayanma güç ve kuvvetinin verileceği hidayet ve inayeti bu teslimiyetle bulabilir.

Resul-i Ekrem’in (asm) getirdiği esaslar insanın fıtratına uygun, takatine tahammül edebileceği yükler ve vazifelerdir. Kaldı ki hususi hallere de ruhsatları olan kolaylıklar da mevcuttur. Dolayısıyla dua kabul olunmuştur. Miraç dönüşü muhteşemdir.

“Bakara suresinin sonundaki iki ayet vardır ki bir gecede okuyana onlar yeter.”[1] müjdeli hadisi ile bir sonraki dördüncü duamızdaki nidalarımızda buluşmak üzere…

Mehmet Çetin

14.12.2011- Çiftehavuzlar –Çiğli-İzmir


[1] Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Diyanet.İşleri.Başkanlığı Yay., c.1, sh.456

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir