Sabahattin Işılak

Sabahattin Işılak

İsmi güzellik anlamına gelen eniştem Sabahattin Işılak, aslen Çavuş (Totuş) Köylü olup 1947 doğumludur.

Hasan ve Bedia’nın tek evlâdı Sabahattin, ziyadesiyle müşfik validesinin ellerinde büyüdüğünden, anadan geçen şefkat ve merhamet, onun insanlara bakışını yönlendirmiş olup çok merhametli bir karakter yapısı oluşturmuştur. Aynı yapıya sahip olan ablam Nurten Hanım da uyumlu bir eş oldu. Sadece insanlara değil, hayvanlara, tabiata da çok duyarlı ve merhametlidir. Bu sebeple rahmetli eniştemi evinde beslediği bitki ve kuşlarıyla anmayı, onun hakkındaki hatıralarım dile getirir.

Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nün çok sevilen personeli idi. Mesai arkadaşlarıyla çok yakından ilgilendiği, çocukluğumda işyerine gittiğimdeki hatıralarım arasındadır. Akrabalarına, komşularına da öylesine düşkün ve ilgilidir. Çevrenin düzeni, insanların huzuru gibi konular onun doğrudan alanına girer. Bu cümleden olmak üzere bir Ramazan ayı teravih namazının kılınmasında gösterdiği gayret ile ilçe müftülüğü talimatıyla görevlendirilen Mahmut Karakaş hocayla yıllar süren dostluğumuza vesile olan rahmetli eniştemdir.

 Öğretmen okulundan sınıf arkadaşım Yaşar Baydar, Ankara’da evlerine gittiğimizi ve kendisiyle çok ilgilendiğini taziye hatıralarına not düşer.

Kardeşim Ahmet Çetin şu notu düşer:

Kimseyi kırdığına, incittiğine hiç şahit olmadım. Allah rahmetiyle muamele etsin. İnşaallah son günlerinde çektiği ızdıraplar kefaretüzzünup olur. O ızdırapları çekerken bir kez olsun şikâyetlendiğini duymadım. Güzel ve sabırlı tevekkül sahibi insandı. Allah rahmet etsin.

Gençliğimin ilk yıllarında tanıştığım üniversiteli ağabeylerin yanına sık sık gidiyor, onlardan millî ve manevî değerlerimize sahip çıkmanın dersini alıyor, nasihatlerini dinliyordum. O zamanın birinde onlarla beraber iken bir gün rahmetli Ekrem Çetin ağabeyimle Sabahattin eniştem geldiler. Ali Vapurlu ağabeyin sohbetini dinlediler. Urfalı Habib ağabeyin hazırladığı çiğ köfteyi yemek üzere sofraya oturduk. İşte bu hatırayı eniştem sonraki zamanda şöyle nakleder:

“Mehmetçik, o sofrada hayrette kaldığım bir şey oldu. Ortada bir avuç çiğ köfte, etrafında en az on beş kişi. Ben dedim ki yiyormuş gibi yapayım da bu talebeler aç kalmasın. Başladık, herkes iştahla yedi, ben de daldım ama azar azar. Allah seni inandırsın, doyan kalktı ve sonunda o çiğ köfte arttı. İşte bunu ömrüm boyu unutamadım.”

Ömrünün son ama pek de uzun sürmeyen döneminde yakalandığı rahatsızlık, onun buradan vedasına vesile oldu. O, sanki bunu hissetti ve kadere teslim olurcasına davrandı. Sabırla karşıladı bu ağır imtihanını ve bir bebek masumiyetiyle buradan ayrılıp o uzun yolculuğa başladı. Eniştem Sabahattin Işılak’a (1947-2023) yolculuğunun kolay, yolunun aydınlanmasına vesile olması niyetiyle yapılan dualarımızla kendisine rahmet diliyoruz.

Mehmet Çetin

01.08.2023 Yeni Foça İzmir

Bir yorum

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir