Yurt dışındaki İslâmî hizmetler

Kuzey Afrika’da Sicilya’ya yerleşerek orada meşhur Palermo medeniyetini kuran hareketlerin içerisinde sahabilerin olduğunu, tarihçiler söylemekte. Avrupa’ya İslâm’ın Endülüsler’le gittiği ise bilinen tarihî bir gerçektir.

1962 yılında Almanlarla yapılan işçi anlaşmasının esas yoğunluğunun 1968’lerde yaşanması ile Anadolu Müslümanlarının özellikle Almanya’da ibadet etme talebleriyle başlayan münasebetler, 1980’li yıllarda ailelerin gelmesi ile daha kapsamlı boyuta geçer.

Önceleri Nurcular, Süleymancılar ve Millî Görüşçülerin daha sonrasından dindar milliyetçiler ve 1978 veya 1979 yılından itibaren ise Süleyman Demirel’in gayretiyle Köln’e tayin edilen müşavirle Diyanet’in hizmetleri başlar. 1979 öncesi dernek ve sivil inisiyatif aracılığıyla yapılan hizmetlerin Anadolu’daki kökleri ile benzerlik gayet normaldir. 12 Eylül ihtilâli sonrasında bu hizmetleri yapanlar arasına ihtilâf tohumları atılarak birbirlerinden uzaklaşarak ayrışmaları yapıldı.

Kısa tesbitlerimizle beraber bu yazımızda konunun bir başka tarafına özetle dikkat çekmek isteriz, şöyle ki:

Avrupa’daki ekonomi ve sosyal hayatın üst düzeyde olmasının getirdiği rahatlık ve her nev’i imkân, insanımızı evvelâ bocalattı. Bu şaşkınlık bazılarını hevesatları peşine sürükler iken keyfiyet noktasından mühim bir kısım insanımızı da istikamete soktu ve bazıları da reaksiyoner olarak İslâm’a dönüş yaparak doğru yola erdiler.

İktisadî ve insanî anlayışın farklı ama ileri derecedeki vurgunundan etkilenen insanımızın yaşadıkları, ekonomik ve sosyo-kültürel tahlili, tahmin ederiz ki konuya muhatap ehillerince yapılmıştır. Buradan kendimize fert ve devlet olarak ders çıkarmamız gerekir idi.

Onca gurbet sıkıntılarına katlanarak, nice ümitlerle o yaban ellerine giden insanımızın yukarıda isimleri zikredilen yapılarda yer almasının ve bunun yurt içi ve dışı bağlamıyla beraber ilişkili olarak değerlendirilip vaktiyle eksik bırakılan noktalar tesbit edilmelidir.

Yıllarca dinden uzak bir eğitimi devlet eliyle ve sonrasında da dini bilgilerin yine kontrollü ve merkezden komutalı verilmesiyle bir yanları eksik kalan insanımızın arayış içerisinde olmasını yadırgamamak gerekir.

Bu cümleden hareketle şu bir gerçek ki hayat boşluk kaldırmaz, zaviyesinden hareketle insanımızın dinî duyguları ehil eller vesilesiyle beslenmez ise nâehiller tarafından suiistimal edilir. Geride bırakılan menfî hadiselere bu cepheden bakılırsa problemi görebiliriz. Görülen problem, bulunduğu mecrada tedavi edilmelidir, uzağında değil.

Yurt dışında İslâmî hizmetlerde genel olarak şöyle değerlendirmek mümkün:

Sonuca odaklanmadan, müsbet hizmet edebilmenin zemin ve sebeblerin hazırlanmasında hata yapmayıp ama ümitle devam etmek gerekir. İsevilik Hakiki Dininden aldığı feyz ile insanların cemiyet hayatına faydalı san’at, adalet ve hakkaniyete hizmet eden fenlerini takip eden müsbet Avrupa’nın (Batı’nın) keyfiyeten mevcudiyetini düşünüp, dinsizliğe karşı semavî dinlerin şahs-ı manevîsinin tahakkukuna vesile olacak duygu, düşünce ve faaliyeti organize etmek gerekir.

Yurt dışında hizmetin selâmeti, onların dilini iyi bilip kullanarak onların akıllarına İslâmî hakikatleri müdellel ve sadece ihlâsla anlatmak elzemdir. Uhuvvet düsturları en genel manada tatbik edilip, ihlâsla hizmet edilmelidir. Yapılan kötü propagandalar sebebiyle hatalı izleri bırakılan terör, radikalizm, fundamentalizm, İslâmofobi gibi değişik ünvanlara saklanan İslâm düşmanlığının önünü almanın en muknî yolunun asayişi netice veren müsbet iman hizmetini ihlâsla yapmaktan geçer.

Mehmet Çetin

17.02.2019 Londra

 

 

2 Yorum

  1. Hocam yüreğinize, dilimize, emeğize, kaleminize sağlık. Allah razı olsun. Selamlar, saygılar.

  2. ALLAH yeni asya camiasından razı olsun hakikatin gür sesi mazlumun sesi ALLAH yolunuzu açık etsin

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir