Ömer Bozkır

Bilinen ve tanınan lakabı ile –ki er, lakabı ile anılır- “Arzuhalci Kambur Ömer” hepimizin amcası, arzuhalcisi, dert babasıdır.

Taş merdivenlerden indiğinizde sol tarafta olan yazıhanesi- ki şimdiki gençler büro derler-sürekli kalabalıktır. Gelenlerin genellikle mahkemelik davaları vardır, istida yazdırmaya gelmişlerdir.

İstida; arzuhâlin yani hâlinin arz edildiği yazı, dilekçedir.

O, sadece mahkemelik arzuhâl yazmazdı, diğer dairelere verilecek dilekçeleri ve hatta mektubları da yazardı, sır ve dert ortağıydı. İnsanımıza devlet dairelerinde nasıl davranılacağını öğretir.

Yardımcı olduğu birisi, mahkemede bir duruşmada hâkimin ikazlı izahlarına dayanamayarak “Hâkim Bey! Hâkim Bey! Sen bu işi Gambur Omar’dan daha mı iyi bilin?” diyerek Ömer Bozkır hatıralarına tebessümlü not düşmemize sebep olur.

Ömer Amca, memleketimizin insanıdır. Halkın derdini, dilini yani hâlini iyi bilirdi. Maddî durumu müsait olandan hizmet bedelini alırken, garibanlardan para almadığı çok olduğu gibi yardımcı da olur. Bazan “Ne verirsen ver” diye geçiştirirdi.

1922 yılında Sarıkaya Mahallesi’nde doğan Ömer Bozkır, 1952-1959 arası Tarım Kredi Kooperatifi Muhasipliği yapar. Sonra ayrılır, serbest çalışır. 1961 yılında Merkez Tarım Kredi Kooperatifi Başkanlığı, 1963 yılında Ziraat Odası İdare Kurulu Başkanlığı yapar.  1960-1965 arası Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı, 1966 Belediye Reis Vekilliği, dört dönem Belediye Meclis Üyeliği, 1967-1968 arası Türk Hava Kurumu Şereflikoçhisar şubesi 2. Başkanlığı, Veremle Savaş Derneği Veznedar üyeliği yapar. Şereflikoçhisar Lise Yaptırma ve Yaşatma Derneği 2. Başkanlığı ve bir siyasi partinin ilçe başkanlığı gibi uzun listeli hizmetleri olmuştur.

Bu kadar çok hizmetlerin adamı Ömer Bozkır’ın ailesindeki hizmetleri de az değil zira sekiz çocuk babasıdır.  Onların büyütülmesi, eğitilmesi ve okumalarının sağlanması az bir iş değildi.

Ömer Bozkır, zaman zaman Çengel Gazetesinde yayınlanan yazıları ile de ilçemize hizmet verir. İleriye dönük orijinal fikirleri vardır.

İnsanlarla ve özellikle devlet daireleriyle iyi münasebetinin olma vasfı topluma olumlu yansıyor, hizmetlerin önü açılıyordu.

Şair öğretmenimiz Ramazan Şimşek bir hatırasını şöyle anlatır:

“Bana da şöyle güzel bir faydası oldu. 1990 yılında Atatürk İlköğretim Okulu’nda müdürken, okulun çevre düzenlemesini yapmaya Belediyemiz ve Kaymakamlığımızın gücü yetmedi. Ben, Ömer Amcaya gittim, durumumu anlattım. Benimle beraber YSE’ye gitti. Ömer Amcanın nüfuzu ile okulda altı gün greyder ve kepçe çalışarak okulun çevresi düzenlendi. Bu günü yaşayan öğretmenlerim şahittir. Ben, kendisine hep minnettarlık duydum.”

17 Haziran 1973 günü ilçemize Hürriyet Gazetesi’nin finanse ettiği ve dertlerimiz dinlemek üzere Hürriyet Kervanı gelir. Taksi durağı Meydanında halk toplanır.  Ömer Amcamız, kürsüye çıkarak mikrofonu alıp ilçenin problemlerini anlatır. Özellikle TV haber ve yayınlarında ilçenin yer alarak, sesinin ve sıkıntılarının duyulmasını vurgular. Onun bu konuşması çok alkışlanır

Onu devamlı takım elbiseli hatırlarız. Kıyafetine çok dikkat eder. Gelen geçenle selamlaşırdı.

Ömer Bozkır, 82 yaşında iken 2004 yılında, hanımı Döne Hanım 1986 yılında vefat etti.

Muhtar Tecelli’ nin babası Ömer Bozkır’a Allah’tan rahmet diliyoruz.

Mehmet Çetin

26.10.2018 Yeni Foça İzmir

1 Yorum

  1. Sayın Çetin ,
    Bir dostu bir ağabey ve değeri unutturmadığın için teşekkür ederim.
    Sevgilerimi sunarım.

    Merhum Arzuhalcı Ömer Bozkır ile anılarım var.
    Bende onu bir işim icabı tanıdım ve yardımını gördüm. Şöyle ki:
    Bendenizin yirmi yaşına kadar nüfus kaydım yoktu Şereflikoçhisar’ınızı pek bilmezdim. 1949 yılında Ankara’ya gittim, oradan da sıra ile Konya, İzmir ve İstanbul’a. Bu illerde beş altı yıl kadar kimliksiz olarak yaşadım ve 1956 yılında ilçeye geldim.

    Hiç kimseyi tanımam nüfusa gittim bana
    -Git Kambur Ömer’e istida yazdır, iki resim, iki şahit getir, dediler.
    Ben şaşırdım zira gezdiğin yerlerde bu kadar kimsesiz kalmamıştım.
    Çıktım, sordum ve Arzuhalcı Ömer Abiyi buldum. Ona anlattım.
    -Ben askere gideceğim, nüfus kaydım yok, sana yolladılar, dedim.
    -Bekle dedi.
    Bekledim, sıram gelince sordu:
    -Fotoğrafın var mı? dedi, var, dedim.
    -Şahidin var mı? dedi, yok, dedim.
    -Paran var mı? dedi, biraz var, dedim.
    -Biraz! Ne kadar var? dedi, cebimden olan parayı çıkardım göstererek:
    -Bu kadar, dedim. Şöyle bir baktı:
    -Bu kadar mı? dedi.
    -Evet, dedim.
    -Sen nereden geldin? dedi.
    -İstanbul’dan, dedim.
    -Niye gittin oralara? dedi.
    -Okumaya, dedim.
    -Okudun mu? dedi.
    -Evet, okudum, dedim.
    -Ne okudun, dedi.
    -Kur’ân okudum, hafızlığa çalıştım, dedim.
    -Güzel, dedi.

    Dilekçeyi yazdı.
    -Gel, dedi.
    Çarşıya çıktık. Bana yemek yedirdi. Orada bir tatlıcı vardı, ekmek tatlısını yiyordu millet. Biz de onu yedik. Sonra
    -Nüfusa gidelim, dedi ve iki adama da “sen sen, gel len” diye, hitap ettiğini hiç unutmam!

    Nüfusa girdi;
    -Bu oğlana kafa kağıdı verin dedi hemen, dedi. Ayrıca “Şahitler de bekliyor.” diyerek işimizi bitirdi hemen.
    -Aşağı inelim, dedi.

    Aşağısı da askerlik şubesi imiş. Orada da saygı ile karşıladılar.
    -Bunu askere yazın, dedi onlarda yazdılar.
    Böylece işim bitti, teşekkür ederek ayrıldık.

    Askerlik dönüşü uğradım,
    -Ağabey ben geldim, dedim.
    O unutmuştu,
    -Nereden geldin, niye geldin? dedi.
    Ben de hatırlattım,
    -Ha ha, tamam, bizim Kara Hafız, diye takıldı.
    -Hoş geldin, geçmiş olsun, dedi ve sordu: –
    -Benimle bir işin var mı? Bende
    -Yok, teşekkür etmeye geldim, dedim. –
    -İşim var, sen şimdi git, dedi ve ben oradan ayrıldım.

    Daha sonraki yıllarda her geldiğimde ziyaret eder çok kısa sohbet edip, ayrılırdım.

    İşte bizim kambur Ömer, böyle bir adamdı. Benim gibi gariplere yardım eder. Onların işini yapar. Karşılık beklemeyen bir değerli insandı.

    Birde Çapan Ağabey vardı. Onunla da dost olmuştuk.
    Hepsini rahmetle yâd ediyorum.
    Selam ve sevgilerimle.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir