Kemeraltı esnaflarıyla kahve molası

            Kıymetli okuyucu kardeşim!

Sizinle sohbet üslubunda ve kahve tadında güzel bir hatıramızı paylaşacağız.

Kur’an-ı Kerim’in manevî tefsiri Risale-i Nur’un neşri maksadıyla matbuat lisanı vazifesini yapan Yeni Asya’nın takdim ve tanıtım hizmetlerine destek vermek üzere Ömer Öcalan Ağabeyimizle Kemaraltı’ndaki esnaf kardeşlerimizi ziyarete gittik.

Ömer Ağabey, Kemeraltı’da Yeni Asya tanıtım hizmetinde bulunan dörtlü kuvvet dediğimiz ve dörtbin dörtyüz kırkdört kıymet ve kuvvetinde bulunan Salih Sütçüoğlu, Kâmil Dinçpehlivan, Ömer Öçalan ve Mehmet Emin Salbaş ekibinin şahs-ı manevîsini temsilen bu sohbetimizin öznesidir.

Bu ağabeyleri cidden tebrik ediyoruz, Rabbimiz hizmetlerini kabul eylesin. Kendilerinin tanıtım hizmeti sayesinde imanlarının takviyesine vesile olduğu, namaza başlayan, sohbete gelen ve devam eden nice yeni kardeşlerimiz var, şükürler olsun.

            Ömer Öcalan Ağabey, Bornova’da dükkânını kapattıktan sonra vaktini; ehl-i imanın, imanlarının kurtulması niyetiyle onlara Risale-i Nur’un anlatılması, onun matbuattaki temsilcisi Yeni Asya’nın tanıtımı hizmetleriyle değerlendiren ve hizmet eden samimi bir ağabeyimizdir.

            İleri yaşına rağmen erken saatte gazeteyi ana dağıtımdan alır, günün ilk vasıtalarına biner ve oradan başlar gazete dağıtmaya.

Sabahın erken saatindeki Denizli Treni’nde yolculara tanıtım dağıtımı yaparken nasıl oldu ise makinist bölümüne girivermiş. İsterseniz hikâyenin bundan sonrasını notlardan devam edelim:

Gazetemizi bilmeyenlere tanıtmak için saat 7.30 civarı Basmane Tren Garına gittim. Denizli treninin hareket etmesine üç-beş dakika var. Trene bindim, yolculara “hayırlı yolculuklar” dileyip gazeteyi verip mukabilinde teşekkürlerini aldım. Trenin, makinistlerin bulunduğu bölümüne kadar geldiğimi farkettim ve göz göze geldiğimiz görevliye uzattım “Ooo, Yeni Asya mı?” diyerek, sanki eski bir dostuyla karşılaşmış gibi aldı. Ben Yeni Asya’yı yetmiş sekizde tanıdım” diye anlatmaya başladı. Bu arada bize doğru gelen ikinci görevli “yahu yolculara gazete dağıtmışsın bize yok mu?” dedi, ona da verdik. “Bu da eski Yeni Asyacıdır” diye onun arkasından sena etti.

            “Yeni Asya’yı nerede tanıdınız İzmirde mi yoksa?” diye sordum. “Yok Eskişehir’de o çocukluk yıllarımda” dedi ve Yeni Asya’nın hizmetlerinden bahsederken trenin hareket ettiğini fark ettim, “ben inecektim” dedim. Telaşımı görünce, güldüler. “ Seni hava alanında indirelim” dedi. O vazifesine bende koltuklarında gazetesini okuyanları seyre daldım.

             Dostlar, şu manzara var ya, sadece Yeni Asya’da var.

            Okuyan yolcuları seyrederken,onların samimiyetlerini görüp düşüncelere dalmışım

Bu girizgâhtan sonra ziyaretlerimizi anlatmaya başlayabiliriz.

İlk durağımız İsa  Alp kardeşin işyeri oldu. Çanta, valiz, cüzdan, kemer gibi eşyaların imalat ve satış işiyle iştigal ediyorlar. Ağabisi Murat Alp ile örnek bir kardeşlik tesis etmişler. İki kardeşin ısrarla pilav yeme davetlerini ileri bir tarihe havale ederek masada duran Yeni Asya’nın Mütalâa köşemizi gösteren Ömer Ağabey sebeb-i ziyaretimizi anlattı.

-Gazetemizin yazarı Mehmet Çetin Bey ile ziyaretinize geldik. Kendisiyle yaptığımız görüşmelerimizde sizlerden çok bahsetmiştim. Merak etti ve gidelim bu kardeşlerimizi ziyaret edelim, dedi ve geldik.

Takdimin ardından kısa süren görüşmeyi akşamki sohbete davet ederek sonlandırdık. Esnaf ziyaretinin kısa olması gerek. Zira işyeridir, mani olmamak lâzım.

İkinci ziyaretimiz Mehmet Şaşmaz’ın işyerinde oldu. Muhabbetle karşıladı. Kendisi aynı zamanda bacanağımın kardeşidir. Ehl-i kalb bir kardeşimiz olan Hacı Mehmet, gazetemizin bayiiden abonesidir. İkindi namazını camiide kıldıktan sonra yakın arkadaşıyla da ayaküstü görüştük.

Bir sonraki durağımız Uğur Şişman’ın işyeri oldu. Kendisi, Şişman patentli bilezik imalatçısıdır ki aynı zamanda işyerim Sözler Kuyumculuk’un bilezikleri, Uğur Ustamın atölyesinde imal edilir. Ömer Ağabey, inşaallah kendisine tanıtım maksadıyla Yeni Asya’yı getirecek.

Gazetemizin Kemeraltında fahri tanıtım hizmetini yapan Mehmet Emin Salbaş kardeşimizi ziyaret ettik. Burası rahmetli Halıcı Hüseyin Çağdır Ağabeyin eski işyerine komşu idi. Yeni Asya’nın eski müdavimleri rahmetli Halıcı Hüseyin Ağabeyi bilirler. Çok ehl-i hizmet bir Ağabeyimiz idi, Allah rahmet eylesin.

Mehmet Emin kardeşimiz bize bir sürpriz yaptı. İçeriden iki tane şiir yazılmış kâğıt getirdi. Birisi kendisinin olurken diğeri ise 1975 tarihinde Yeni Asya’da neşredilen ve henüz o yıllarda lise talebesi olan şimdilerde Yeni Asya’nın yazarı, şairi ve editörü olan Abdil Yıldırım’a ait bir şiir idi. Kendi şiirini de Elif’te yayınlanması ricasıyla gazeteye gönderdik.

Hemen Abdil Beye whatsaaptan o şiirini gönderip, ardından aradık. Kendisi de çok şaşırdı, nereden bulduğumuzu sorunca telefonu Mehmet Emin kardeşimize verdik ve görüştürdük.

Emin kardeşimiz büyük bir fedakârlıkla iş yerinin de işini aksatmadan gazete dağıtımını yapar ve esnaf komşularına müsait vakitlerinde gazeteden yazıları okur, onlara bu vesile iman ve Kur’an hakikatlerini anlatır. Bazılarını da Risale sohbetlerine davet eder.

Murat Necati kardeşimiz ve babası. Babasının “Dost istersen…” ile başlayan nasihati doğrusu pek dokunaklı idi. Murat kardeşimiz gazetemiz abonesidir, kendisine ve babasına sağlıklı ömürler, hayırlı ve bereketli kazançlar diliyoruz.

Kemeraltı’nın çok kalabalık olan o bilinen yolunda yürümek çok zordur. İnsan kalabalığının ziyadesiyle olduğu o daracık caddede bir de mesai bitimi vaktinde iseniz, Allah yardımcınız olsun, çok zorlanırsınız. İşte biz de bu defa o trafiğe yakalandık.

Hızla ve zaman zaman insanlara da çarparak ilerlerken arada bir, tanıdıklara kısa selam veriyoruz.

Serhat Gönülal kardeşimiz çamaşırcıdır ve kaliteli ürünlerin bayiidir. Bir çamaşır için Bursa’dan fabrikayı arayarak İzmir’de ürünlerini satan bir bayii telefon numarası istemiştim. Meğer o bayii, bizim Serhat kardeşimiz imiş.

Kendisi çok usta bir esnaf. Müşterilerinin memnuniyeti, gelen gidenin fazlalığından anlaşılıyordu. Bir kahve içimi- ki o da ayak üstü- zamanı zor bulduk.

Kısa süren alışverişli sohbetimizde zaten Gazetemizi tanıyan, demokrat bir anlayışta ve araştıran, sorgulayan bir karakter sahibi olan Serhat kardeş ile tekrar görüşmek üzere bir başka kardeşin mekânına gittik.

Tanınmış bir kuyumcu mağazasının müşteri temsilcisi olan Ozan Kıran, güleryüzle ve doğrudan ismimizle hitap ederek karşıladı. Daha öncesinden İslâm’da Kuyumculuk isimli kitabımızı Ömer Ağabey vermiş ve Ozan da okumuş. Bu sebeple de özellikle görüşmek istedik.

Sorgulayan, araştıran ve okuyan Ozan kardeş, samimi bir şekilde, toplumdaki sosyal adaleti, sosyalizmde bulduğunu ifade etti. Biz de Üstadımızdan aldığımız adalet-i mahza dersini Ozan kardeş ile paylaşmak ister idik ancak orası bir işyeri olduğu için başka bir zamanki görüşmeye erteleyerek ayrıldık.

Ziyarete devam edeceğiz ancak vakit izin vermiyor, akşama çok az zaman kalmıştı. Ağabeyimizin ifadesiyle Yeni Asya bağımlısı arkadaşları var imiş. Emre Kokulu kardeşi ısrarla anlatmıştı. Doğrusu merak da etmiştim. Ancak bu merakımızı gideren şu notları paylaşalım:

“Yeni Asya tanıtım gazetesini dağıtırken, iş yerinin önünde çay içen gence çayın yanında iyi gider, deyip gazeteyi uzattım, okuyalım dedi. Ayak üstü hâl hatır faslından sonra ayrıldım. Üç gün gazeteyi verdim, dört gün ara verip, dördüncü günü uğradığımda “Abi nerdesin? Bu gazete bağımlılık yapıyor.” dedi ve gülüştük. Çay ikram etti, içtik.  “Sende bir cumartesi bizim çayımızı içmek için bekleriz.” diye davetimizi yapıp telefon numarası alıp verdik ve ayrıldım.

            Giderken kendime sordum, bağımlılık yapıyor mu, diye. Âşık ettiği iman davası şuurunu verdiğine dair kanaatım geldi.”

Yeni Asya eline geçtikçe her satırını okuyan Sultan isimli bir hanım kardeşimizle tanışmış olduk.  Kendisi Osmanlıca’yı bilen ehl-i tahkik (araştıran) Sultan Hanım, gazeteyi aldığında beklenilen sorusunu sorar:

-Ağabey, ben bu gazeteyi bayiide bulabilir miyim? Her zaman size zahmet vermek istemiyorum. Bana vereceğiniz gazeteyi yeni okuyucuya ulaştırmak üzere değerlendirebilirsiniz, teşekkürler.”

Kendisine, artık gazetemizin her bayiide bulunduğu, müjdesini verdik. O da teşekkür ederek sevincini belli etti.

Yeni Asya tanıtım hizmetini yapan Ağabeylerin hizmet hatıralarından ikisini daha naklederek noktalayalım:

Birinci hatıra:

“ Üçyol’da gazeteleri dağıtıyoruz. Otobüs yazıhanesinde çalışan Hasan arkadaşımız, arkamızdan koşarak gelip ve ‘kimin bu gazete, kim çıkarıyor’ gibi sorular sordu. ‘Sen okuyunca anlarsın’ dediysemde daha tatmin edici bir cevap istiyordu. Nihayet, ‘bu gazeteyi Bediüzzaman Said Nursi’nin talebeleri çıkarıyor’ cevabını alınca, ‘Başım üstüne’ dedi, ardından ‘ver o zaman’ dedi. Ayak üstü hasbihal ettik, resim çekildik, artık oradan geçerken selamlaşacağımız bir dostumuz oldu hamdolsun.”

Dostlar,

            Allah ( cc) cümlemizden razı olsun. Gazeteyi başka ellere ulaştırmak vazifemizdir. Çünkü Yeni Asya’nın bize gösterdiği istikameti, başka muhtaçlarada ulaştırmak, hem hizmet-i imaniye; hem siyasî içtimaî istikameti göstermek için ne kadar çalışılsa yerindedir, diye düşünüyorum.

İkinci hatıra:

            Tanıtım gazetesi dağıtırken, kahvede masada oturanlara ‘ister misiniz tanıtım ve ücretsiz’ deyip, masaya bırakırken birisi ‘Bu kimin gazetesi’ diye yüksek sesle sordu. Bende sakin sakin ‘sen oku anlarsın’ dediysemde ‘sen söyle bunu kim çıkarıyor’ diye bağırıyor. Bir şeyler söylemek istiyorum fırsat vermiyor, ben kendimi tutuyorum ve ‘sen oku beğenmezsen bir daha vermem’ dedim.

             Anladımki adam patlamak üzere bilmediği için yandaş gazetelerden sanmış bağırıyor. ‘Bunlar daha önce beraber değil miydi’ diye malum cemaatle iktidarın, kolkola olduklarını ‘biz yanıldık’ dediklerini söyledi.

            Bende ‘tamam dinle’ dedikten sonra başladım anlatmaya.

            ‘Yeni Asya teröre bulaşmamış, ihtilâle karışmamış, bir takım bahanelerle mağdur edilmiş mazlumun duyulmayan sesidir. Hakkı, adaleti, demokrasiyi savunan gazete’ deyince ‘ver o zaman’ dedi.

            Ertesi günü beni görünce ‘ben yanlış anladım’ dedi ‘benim dükkân şurası’ deyip gösterdi şimdi gazeteyi bekliyor, bundan sonrasını Yeni Asya halleder, inşallah.”

Evet, Yeni Asya giren yere darbeci mikrobu girmez, vesselâm.

Salih, Ömer, Kâmil ve Mehmet Emin Ağabeyler, Hakka hizmet sevdalısıdır.

Sohbetimizi onların size olan iki mesajı ile noktalayalım:

“Hakka hizmet sevdasının adıdır Yeni Asya.

             Kemeraltı sokaklarında gazetemiz ile frekansı uyan okuyucularla buluşmak üzere selamlar. Bizlere dua edin.”

            İkinci mesaj:

            Ben Yeni Asya Gazetesi’ni Risale-i Nur ve camiasıyla birlikte tanıdım. Bana da Yeni Asya verirdi bir abeyimiz. Gazetenin çoğu yerini okurdum. O gençlik yıllarında arayış içindeydik. İtiraf edeyim; demokratlığı, insan hak ve hürriyetlerini, ihtilalleri, baskı rejimlerini, memleket üzerine oynanan oyunları ve daha pek çok meseleyi hep Yeni Asya’dan öğrendim.

            12 Eylül İhtilal dönemlerini de gördüğümüzden, hürriyetleri kısıtlayan, ihtilalcilerin alkışlandığı veya tamsiper olunduğu dönemlerde Yeni Asya, bir arslan kesilir, haksızlığa karşı durur, her zaman hakkı savunurdu.

            Ben de Yeni Asya’yı tebrik eder, ‘Allah senden razı olsun hakikatin gür sesi’, derdim.       İşte dostlar 21 şubattan itibaren Yeni Asya, bütün bayilerde bulunup ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor, dostlarımızla beraber bu bayrama iştirak edip sahip çıkalım inşallah

Mehmet Çetin

08.01.2018 Bostanlı İzmir

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir