Ebu Leheb’in kaderine müdahale mi?

 

Soru şöyle:

“Ebu Leheb ve eşi hakkında gelen, Cehennem odunu vs. manasına gelen âyetlerle onların kaderlerine müdahale ediliyor, diye anlaşılmaz mı? Belki onlar ileriki hayatlarında iman edeceklerdi?”

Kalb, iman etmekle beraber akıl, tatmin olmak noktasından bazı sualler sorar.

İbrahim (as), Rabbi’nin İman etmiyor musun sualine kalbinin iman ettiğini ancak aklının ikna olmasını taleb etmesi bize yol göstermekte.

Ebu Leheb ve hanımı, Resul-ü Ekrem’e (asm), Firavun da Hz. Musa’ya (as) devamlı mâni olmaya çalıştılar. Onlar, inkâr ve küfürlerini kendi hür iradeleri ile yaptılar. Kendileri, her iki peygamberin pek çok tebliğ ve mu’cizelerini işiterek, görerek bilmeleri ile muhatap olmalarına rağmen yine de ısrar ve hatta inatla küfürlerini sürdürdüler, akıbetlerine dâvetiye çıkardılar ve kader-i İlâhîyeye âdeta fetva verdirdiler.

Ebu Leheb, iman etmemekle değil, iman etmekle mükellef idi. Bu teklif ise, güç yetmez teklif değildi ama o iman etmedi. Cehennemlik olduğunu Tebbet Sûresi’ndeki âyetlerle Allah’ın haber verdiği bir hususu,“Belki onlar ileriki hayatlarında iman edeceklerdi?” şeklinde değerlendirilirse, o zaman Allah’ın haber vermesini –haşa- yalanlamak gerekecek, bu ise imkânsızdır ve Ehl-i Sünnet akidesine zıttır.

Ebu Leheb’in iman etmemesi, özü itibarı ile vasfı idi. Âyetler gelmeden önce imana davet edilmişti, lâkin o zaman da imana icabet etmedi. Küfür ve isyan günahlarını yüklenip taşıdığından dolayı mecazi anlamda “yanacağı Cehennem için odun taşıyan” olarak nitelenen âyetinin karşısında, ‘belki iman edebilirdi’ ihtimalinin mantıkî gerekçesi kalmıyor. Kendisinin ve eşinin kâfir olarak ölecekler ifadesinden onbeş sene sonra Ebu Leheb öldü.[1] Bu zaman içerisinde kendisi veya eşi münafıkâne veya âyeti yalanlamak niyetiyle de olsa “iman ettim” diyemedikleri halde şimdikilere ne oluyor da Ebu Leheb’i savunuyorlar? Onların derdi, Ebu Leheb’i savunmak değil, iman kalesinın kader istinadında delik aramak olsa gerek! Evet Ebu Lehep, emsalleri hâlâ var.

Esasında âyet ve hadis ile açıklık gelmeyen konularda sükût, en isabetli olanıdır. Allah, en doğrusunu bilendir.

Ve gerçekten ceza, amelin cinsine göre imiş.

Mehmet Çetin

14.01.2012-Çiftehavuzlar Çiğli-İzmir

(Tadilat 10.04.2018)

[1] Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili Tefsiri, c. 10, s. 359; TDV İslâm Ans. C. 40, s.212

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir