Büyünce ben de senin gibi olacağım!

Zamanında evladıyla yeteri kadar ilgilenemeyen ebeveyne bilinen ve tanınan bir hikâyem var:

Vaktin birinde bir baba varmış. Bu baba, emekliliğinde farkına vardığı hata­sının itirafını dostuna söyle anlatmış:

İyi ve itibarlı bir işim vardı. İşimi çok seviyor adeta kendimi kaptırıyordum Gün geldi evlendim. Eşimle çocuk istedik. Rabbim nasip etti. Ama çocuğumun doğumunda onun ve eşimin yanında olamadım. İşim gereği dışarıda idim.

Aradan aylar yıllar geçiyor, evladım büyüyordu. İlk “baba” ifadesini hiç unutamam. Akşam geldiğimde çoğu zaman onu uyurken severdim. Çocuklu­ğunda ona bir top almıştım. Benimle oynamak istediğini ve beni çok sevdiğini söyledi. İşimin çokluğundan dolayı hafta sonu pazara havale etmiştim. “Tamam, babacığım, seni çok seviyor ve bende büyüyünce senin gibi olacağım.” dedi.

Hafta sonu geldiğinde gerçekten işim çoktu. “Yavrum, bu pazar çok işim var, yetiştirmem gerekiyor. Haftaya oynayalım.” dedim. Başını sallayarak beni çok sevdiğini ve büyüyünce benim gibi olmak istediğini söyledi.

Onun bu çeşit benimle beraber olmak isteklerine olumlu cevaplar vereme­dim. Hep işim engel oluyor, bir türlü ayarlayamıyor, “daha sonra”larla erteli­yordum.

Okullar bitti. Üniversite mezuniyetinin ardından oturup şöyle baba oğul ko­nuşmak istediğimi, bir pazar sabahı beraber kahvaltı yapmak istediğimi söyle­dim. “Babacığım bende çok isterdim, ama mezuniyetin ardından arkadaşlarımla bir programım var. Bana arabanın anahtarını verir misin? Seni çok seviyor ve senin gibi olmak istiyorum.” diye cevap verdi.

İş hayatımı bitirdim. Emekli oldum. Oğlum başka bir şehirde kendine iyi bir iş bulmuştu. Orada yaşıyordu. Dayanamadım artık. Telefon açarak “Evladım, seni çok seviyorum. Çok özledim. Müsait isen hafta sonu bir gel de hasret gide­relim …” demeye çalıştım. Aldığım cevap hayatımın hatasının açıklamasıydı:

“Babacığım! Bende sizi çok özledim. Ama gerçekten işim çok. Eğer ayarlayabilirsem gelmek isterim. Anneme çok selam söyl,e ellerinden öperim. Seni çok seviyorum. Büyüyünce senin gibi olmak istiyorum.”

Anladım, ama artık çok geçti.

Daha çok geç olmasın ümid ve temennisiyle, dertleşme dolu hikâyeyi aktarırken özeleştiriyi de hatırlatmak isterim.

Evlâdı büyüyen ebeveynler; kalbinde bu sızıyı hissederken, zararın neresinden dönülürse kârdır prensibiyle hareket edip, öncelikle evlâdına daha samimi ve varsa torununa ise kendi geçmişinden çıkardığı ders mucibince hareket etmeli.

Mehmet Çetin

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir