
1970’li yıllarda Malatyalı Ahmet işletirdi. Hanımlar gününde ise hanımı ve gelini işletirdi.
Şehir Hamamı’nı arkamıza alırsak sağ taraftan aşağıya, asfalta kadar giden yol o zaman Tekke Caddesi diye bilinirdi, sonradan Ali Babacan caddesi olarak değiştirildi.
Asfalt yolun ana yollar haricinde görülmediği dönemde rahmetli Mehmet Aktaş bu Tekke Caddesi’ne beton yol yapmıştı çok ses getirmişti.

Tekke Caddesinin başındaki meydan ve aşağıya giden yolu başı

Hamamı arkamıza alırsak sağ tarafta Ekici Hanı var ve bu hanın ismini Yukarı Ekici Hanı demeliyiz zira bir de Hisar Sineması yanında olanı da var ona da Aşağıdaki Ekici Hanı diyelim.
Yukarıdaki Ekici Han, çok işlektir. Girişte sağ tarafında Gevur Ali oğlu lakaplı Nalbant Ata Çoksoyluer’in deposu vardır. Onun altında Sobacı İshak’ın imalathanesi var. İshak usta, kalın çerçeveli gözlüğünü hâlâ düzeltmekle meşgul, sanki. Yaptığı işe, perçin atmaya çok kaptırmış anlaşılan. İşinden dolayı yağlı ve simsiyah olmuş elbisesi de üzerinde duruyor.
Onun da altında Veli Ekici’nin kardeşi Sabahattin Ekici’nin bakır dükkânını unutmamak gerekir. Hanın girişinin solunda Ali Dede Toprak’ın babası Seyit Ahmet Toprak’ın[1] cam, inşaat malzemeleri, hırdavat ve kepek ve bakkal çeşitleri olmak üzere çok kapasiteli iki işyeri vardır. Devamında Dursun Usta’nın evinin olduğu sokağa girilir.
Sokağın girişinin sağ sırasında Seyit Ahmet Toprak’ın kızı ve Dursun Ustanın kiracısı örgücü Melahat’ın dükkânı ve Dursun Ustanın evi.
Karşı sırada ise Cengiz Ekici’nin Langırt Salonu var. Onun yanında ise kahvehanesi vardır. Atılan para ile düşen beş topun etrafında heyecan saran anılar hâlâ yâd edilir. O beş top ile langırt oynamak her insanın harcı değildi. O zamanın behrinde para ele geçince ya sinemaya ya da langırt oynamaya gidilirdi, diyenler hatıralarıyla yaşıyorlar.
Her iki Ekici Hanları sırasında Mustafa Küçük ve Fevzi Görkem, Abdülbaki Çetinkaya’lara ait binalar ve mobilya ve tuz dükkânları vardı. Mustafa Küçük, inşaat malzemeleri satardı.
Yukarı Ekici Hanı
Hanın açma kapama ve genel işlerinden sorumlu Dinkçi Çerkez Mecit Öcal’ın burada dink dükkânı vardır ki dink, tahılın kabuğunu yumuşatmaya ve ayırmaya yarayan değirmene denir. Buğday yarması, buralarda yapılır. Ekici Hanı’n yan tarafındaki umumi tuvaleti de hatırlamış olalım.
Girişindeki büyük ağaç ve asmanın üzerindeki olgun üzümleri, burayı bilenlerin hatıralarındaki o görkemli hâliyle kendini hatırlatır.
Ekici Han’ın girişinde hayvanların ahırları vardır. Dışarıdan gelenlerin hayvanları burada dinlenir ve bakımı yapılırdı ki bu iş, sahipleri tarafından olduğu gibi o hanın vazifelileri tarafından da yapılır ve çıkışta yapılan hizmetlerin ücreti ödenir
Çarşı merkezine yakınlığı, bu hanı oldukça canlı tutar.

[1] https://www.mehmetcetin.de/seyit-ahmet-toprak/



