Niçin hep kaderden yazıyorsun?
Çünkü, her şey onun dairesinde ve kaderin haricinde hiçbir şey yok! Gündüz güneşi o kadar baskındır ki bazan varlığını unutur, kendisini hissetmez olduğumuz gibi İlâhi ilim olan kaderin de her şeyi kuşattığını göremez olunduğunda kadere dikkat çekmek için yazılıyor.
Ekmek almak için evden çıkılıyor, dönünceye kadar, çıkmadan önce yapılan ekmek alma plânı, size ait kısmı ama o plânın da içinde olduğu haricindeki vakıalar daha kapsamlı bir plânın varlığını gösterir. Sizin dışınızda ama sizinle doğrudan ya da dolaylı alâkalı her şey gerçekleşen mutlak bir plânın var olduğunu gösterir.
Mutlak plân, genel hatları çizili ama ayrıntıda değişikliğin mümkün olduğu bir plân. Bu program çerçevesinde yapılması istenilene teşvik, sakınılması gerekenlere de ikazın olduğu bir plân. Kişi, hesapta olmayan bir hayır ya da şer işler, sonraki işini etkiler. Bazan da plân sahibi tarafından ikrâm nev’inden tadilatlı yeni bir plânın da olabildiği ama bunun dahi o değişmez büyük plânın içinde yer aldığı bir programdır, kader.
Her şeyin çekilip çevrildiği, her şeyde doğrudan ya da dolaylı merhamet, güzellik, hikmet ve nihayetinde dünya ya da ahirette şamil bir adaletin kuşattığı büyük bir ilimdir kader.
Bilgi, bilinenden sonra oluşur ve ona bağlıdır. Güneşin sürekli doğup batması güneşle ilgili bilginin oluşmasını netice verirken, o bilgi sebebiyle güneş doğmuyor, güneş doğduğu için bilgi oluyor. Bu misal, olan biten şeyleri bilginin yönetmediğini anlatmak içindir. Kaderi anlamaya yaklaşmak içindir.
Allah’ın bilmesi ise, yaratıcı olması hasebiyle zaman ve mekâna, eşya ve hâdiseye bağlı olmayıp nasıl olacak ise ilmi onunla mutabık ve alâkalıdır.
İki kıskacındaki çöpü, yuvasına taşıyan karıncanın önündeki su birikintisinde boğulmasın diye hafifçe rüzgârı estirerek o birikintinin yanına savurup, yuvasına sevkindeki bilmeyi gösterir, kader.
Kimsenin bilmediği, hatta sahibinin dahi unuttuğu gizli bir kabahati sebebiyle doğrudan alâkalı olmayan bir suçlamaya muhatap olmakla hakiki adaletin sağlandığını bildiren ve gösteren bir ilimdir, kader.
Her tarafa çevir gözünü! Gördüğün her şeyin o ilmin dâhilinde cereyan ettiği hakikatidir, kader.
Allah’ın isim ve sıfatlarının eşya ve hâdisedeki tecelli ile tezahür ettiğinin ibretli ve hikmetli bir plânıdır, kader.
Bu satırların yazılması, okunması ve yorumlanmasının hepsi bilgi ile oluyor ve buna göre yapılıyor olacağını ifade etmek de kaderin dâhilindedir.
Hayat, belâ ve safâlarla doludur. Belâya feryat, daha büyük belâya dâvettir. Safânın sürekli olacağı zannı da ayrı bir belâ olduğu gibi. Belâ ve safâ verenin aynı el olduğunun tevekkülle bilinmesi daimî bir safâdır. Bütünüyle hayatın bir imtihan olduğudur, kader.
Dünyaya gelinmesi, yaşanması, ölüm kapısıyla diğer âleme geçiş ve orada olacaklardır, kader.
Şimdi, yazdıklarımız, yazıyor olduğumuz ve yazacaklarımız da kaderden değil midir?
Mehmet Çetin
15.01.2025 Yeni Foça İzmir
ERDOĞAN KAPLAN
8.2.2025 Yeni Asya Gazetesi’ndeki Mütalâa köşemize yapılan yorum:
Selamün Aleyküm kader yanınız harikaydı RABBİM kalemizi güç kuvvet versin. Belâya feryat, daha büyük belâya davettir. Safanın sürekli olacağı zannı da ayrı bir belâ olduğu gibi. Belâ ve safa verenin aynı el olduğunun tevekkülle bilinmesi daimî bir safadır. Bütünüyle hayatın bir imtihan olduğudur, kader. Selamün Aleyküm
Abdullah
8.2.2025 Yeni Asya Gazetesi’ndeki Mütalâa köşemize eklenen yorum:
İnsanların ekseriyeti zahire göre hükme diyor. Kader cihetini düşünen ve kader cihetinden bakan insanların sayısı çok ama çok azdır. Umumiyetle zahire göre karar veriliyor. Halbuki kader asıldır. Kaderi bakışı Risale-i Nur mükemmel izah etmiştir. ” Hangi fiilimizle kadere fetva verdik ki bu başımıza geldi.” diye rek kader gözlüğü ile hadiselere bakmayı Risale-i Nur bizlere ders veriyor.