İlk defa, şükürler olsun!
*Bu yazı hissîdir…

Hem vallahi hem billahi çok büyüksün Allah’ım!
Elbette benim çektiklerim, diğer kullarının, özellikle sevdiklerinin çektikleri sıkıntılarla kıyaslanmaz ama benim de nasibime düşen bu imiş.
Bir buçuk saat sürer, denilen ameliyat, yaşadıklarımla yaklaşık bir yıl sürdü ve bu süre zarfında beni, ailemi, sağlık ekibini, dostlarımı öylesine hikmetli bir imtihandan geçirdi ki, ancak bu kadar olur, Allahuekber.
Bu imtihan sahnesinin bilindiği kadarıyla son ameliyatı sonrası evime döndüm, ikindi vaktinde. Divanına durdum. Niyetim, tekbirim ve huzurlu ağlamam karıştı bir güzelce, dalgalara bıraktım, olabildiğince.
Ağlamak, bu kadar lezzetli miydi Allah’ım?

Geçen süre ve yaşadıklarımız hızla geçti hayalimden, tıpkı bugüne, bu âna kavuşmayı ümid ettiğimle birebir aynı olurcasına.
Bağladım ellerimi, huzurunda; kalbimden gelen huzurlu ağlamaların arasında neşrah (ferahlık) ifadelerim sonsuza yankılanarak uzandı.
Başlangıç ve bitiş noktalarında defalarca gittim geldim. Her defasında hikmetli rahmetinle karşılandım, sabırla, şükürle tahammüller verdiğini de hatırladım.
Birden kalbime gelen ikaz, “Sen, şu yaşadıklarınla ağlıyorsun ki nihayetinde bu bir maraz ama Üstadın Bediüzzaman Said Nursi, ömrünün en önemli kısmında, yirmi sekiz yıl boyunca çektirilen eziyet ve işkencelere karşı bir defa bile bedduada bulunmadan tıpkı Resul-i Ekrem’inin yaptığı gibi (asm) kendisine yapılanları affetti, onların iman ve selametlerine dualarda bulundu.
Ben de bu hayatî örneklere ittibaen bana yapılan hekim hatasından dolayı hakkımı Senin rızan üzerine helâl ediyorum.
O koca hazret, aziz Üstadım; yıllar sonrasında geldiği Barla’da, sarılarak ağladığı o meşhur çınar ağacındaki ahvali, şimdi daha iyi anlıyorum, hissediyorum.

Ömrümü verdiğim Kader hakikatini öğrenmeye, en az elli yılımı alan Kader Risalesi’nin Mütalâası isimli kitabımızdaki kaderî hakikatleri benim ve yakınımdakiler üzerindeki tecellinin tezahürlerini yaşadım, gördüm, anladım ve imanımı kuvvetlice tazeledim.
Ve anladım ki hayatım nasıl takdir edilmişse, irademin tercihleri vasıtasıyla mutabık olarak tecelli edenlermiş ve artık hiç şüphem kalmadı ki edecek olanlar da o takdiratın taallûku ve uygun düşmesiyle gerçekleşecek. Evet, nasıl olacaksa öylesine tecelli ile taallûk ediyor, ilgili oluyor.
İşte, bu dahi kaderi yaşayarak anlamamın; benim âleminde kâmil manada seri olarak gerçekleşen hakikatlerdir.
Sadece benim değil, en yakınımdaki ve ilgili olanlarla vuku bulan muhteşem gerçekliklerdir. Bunlar da dolaylı tecelli eden kaderî hakikatlerdir.
Ve yaşadıklarım bana ağlayışlarımla şu hakikati haykırmamı ikaz etti:
Denizler kabarsa, dağlar erise, gezegenler birbirine çarparak o koca boşluğa yayılsa, asla şüphem yok, asla tereddüdüm yok, hikmetli şifa vericiliğini hakkalyakîn yaşattığın ve nihayette yuvama kavuşturma ihsanına nail eylediğin için vallahi çok büyüksün Allah’ım.!
Elhamdülillah, bu da Rabbimin bir ihsanıdır.

Not: Bu imtihanım süresince her an şefkatli desteğini yaşadığım, sultanım Emine Hanımıma; pervanem olan evlâdlarıma; meraklı ve dualı ama sevecen bakışlarıyla torunlarıma; kıymetli akrabalarıma; dünyanın her tarafından dualar gönderen aziz dostlarıma; mücerreb ve tecrübeler dolu bilgi ve maharetleriyle değerli sağlık ekibime; iş hayatımda desteğim olan kıymetli personellerime daha nicelerine hepinize çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.
Mehmet Çetin
14.07.2026 Karşıyaka İzmir







S. A. Maşallah. Ne güzel, ne lezzetli, ne mugaddi hâldir kulun Rabbiyle hasbihal. Ki, aslında Rabbin murad-ı İlâhisidir bu hâlet. Yani hilkatten hasıl olmasını beklediği kudsî neticedir. Lakin kul ile Rabbi arasındaki bu hâlin ihlâsına halel gelmemesi için mahrem kalmasında selamet vardır. Elbette birilerine örnek olsun istifade etsin niyeti de var ama bunu “Allah’ım bu hâleti, bu halisiyeti kardeşlerime de nasib et” şeklinde tesirli bir dua ile zararsız bir şekle dönüştürmek daha sıhhatli olur kanaatindeyim.
Bazen arkadaşlarım sıkıntıya ve yeise düştüğünde “sen Allah’la konuşmayı kesmişsin. Onunla konuş, derdini O’na aç, arkadaşınmış gibi akıl danıştığın bir büyüğünmüş gibi kalbini O’na aç ve ağla” mealinde tavsiyede bulunurum. Kendime de…
Allah razı olsun. MÇ
Mehmet Çaloğlu
18.07.2026 14:23:42 Yeni Asya
Selamlar aziz kardeşim Mehmet bey, sizlerle aynı şeyleri yaşamış bir kardeşimiz olarak bunları yazıyorum. Maşaallah kaleminizin nezih ifadelerle yazdıklarını benim adıma da yazılmış kabul ettim. Benim içimdekilerini ifade etmişsiniz sanki. Sizin bu konuda yazdıklarınızı hep ilgi ile okudum. RektumC li olarak bilmediğim bazı halleri yazınızdan öğrendim. Hep dualarımda idiniz. Sağlığınıza eksikte olsa kavuşmanız beni çok sevindirdi. Allah bundan sonraki ömrünüzü hayırlı sağlıklı olarak geçirmenizi nasip etsin. 2017 senesinde aynılarınızı yaşadım. Elhamdülillah bazı sıkıntılar olsa da , ömür devam ediyor. R. Garzanlı abimizede dualar ediyoruz. Selam ve muhabbetlerimi, gönderiyor, hizmeti iman ve kurana hizmet yolunda yapmış olduğunuz çalışmalarda muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
Avni Demirkazık
18.07.2026 13:56:46 Yeni Asya
Bediüzzamanın zaten cezalandırma gücü yoktu.öyle bir misyonu,İslam hukukunu uygulama görevi de yoktu.Görevinin gereğini yaptı. Ama biz farklı bir döneme giriyoruz.Herkes yaptığının bedelini ödeyecek.özellikle bilerek isteyerek,planlıyarak,tasarlayarak suç işleyenlere,hıyanet edenlere ikinci bir şans tanınmayacak.Aksi takdirde zulüm ve kötülükler katlanarak büyür gider.Yoksa Allah ceza hukukunu vaz etmez,helalleşin geçin gidin derdi.Dememiş suçlular için ağır cezalar getirmiş…
İsteyerek ve tasarlayarak yapılan kötülüklerin affedilmesi taraftarı değilim.zaten iyi sonuçlarda doğurmaz.Evet Allah Rasulü merhameti, affediciliği önde olan bir insan.Ama gelen gidenin tokat attığı bir şamar oğlanı da değil.siyer kaynaklarına bakarsak yaklaşık bin kişinin savaş ya da barış yoluyla defterini dürmüştür. onbin Medine, onbin de Mekke,çevresiyle beraber ellibin sayarsak(nüfusta)1/50 bence iyi bir oran cezalandırmada..Dolayısıyla Allah rasulününü anlatırken hem rahmet olmasıyla hem de celaliyle anlatmak en doğru yöntemdir.Diğer türlü çeşitli çarpıklıklar meydana getirir…
Hilal Düzdağ
18.07.2026 14:47:29 Yeni Asya
Hocam geçmiş olsun. Çok teselli oldu yazılarınız. Annem hastanede yatıyor. Dualarınızı beklerim.