Canavar eniği be mübarek!

Posted by

Esnaflıkta usta, müşteri bağlamasında mahir olan Neşet Aydın, karşı komşumuzdu. Manifatura ve konfeksiyon mesleğinde gerçekten kendisi usta olduğu gibi, yetiştirdiği iki tane “canavar eniği” de meslekî mirası idi.

Müşterileri “bağlaması” dillere destandır, demiştim. Hiç unutamıyorum; Sarıkaya Mahallesinde oturan bir kadın, sırtında üzüm dolu sepeti ile zorlukla yürürken arkasından, “Bizim gıyz!” diye seslenir. Kadın durur, döner, gelmesini işaret eden Neşet Ağanın yanına varır. Ağa, sepetten bir cıngıl üzümü alır ve “Hadi git” der. Kadın da bunu “Neşet Ağa, üzümümden bir cıngıl aldı.” diye sevinir, iltifat kabul eder ve sepeti yeniden omzuna vurarak Sarıkaya’nın yolunu tutar.

Rahmetli Neşet Amca, bu hareketiyle o kadına çektiği bağlaması sadece orada kalmaz. Mahallesine varan o kadın, karşılaştığı kadınlara “Yolda gelirken pırtıcı Neşet Ağa, sepetimden bir cıngıl aldı!” diye “gasala gasala” anlatır. Dolayısıyla Neşet Amcamız reklamını sessizce ve bedavadan yaptırmış olur.

Dedim ya müşterileri bağlaması dillere destan. Paraya sıkışan bir müşterisi gelir, kendisinden emaneten biraz para ister. O da, “Bende şimdi yok, dur komşudan emanet alayım”, der. Hızla bizim dükkâna gelir, o parayı emaneten ister, veririz. Müşterisine verirken “Gözünü seveyim! Bak, işini gördüm, aman yüzümü kara çıkarma, dediğin günde parayı getir de komşuya vereyim.” diye tatlıca tembihini yapar. Müşteri gittikten sonra bize gelir, aldığı parayı iade eder.

Böylece hem müşterisine yardımcı olur, borç para verir, lâkin başkasından emanet alma taktiğini de o paranın geri dönmesine sigorta için kullanır. Ne dersiniz, akıllıca bir hareket, değil mi?

Hoş sohbet ve neşeli olan Neşet Amca cömert ve ikramkârdır. Dostlarına ve müşterilerine yardımcı olmaktan ve ikrâm etmekten mutlu olur. Belediye İşhanı’nın köşesinde olan ve merdivenle çıkılan dükkânı biraz yüksekçe olup, önü oturmaya müsait idi.

Esnaf komşularını çaya davet eder, sohbet halkasını geniş tutardı.

Neşet Ağanın iki oğlu var. Büyüğü olan Cevdet, mühendis, küçüğü olan Şaban ise o zamanlar lisede talebe. Cevdet, üniversite tahsili sonrası bir taraftan mesleğini sürdürürken diğer taraftan baba mesleğini devam ettiriyordu. Dedik ya ikisi de çekirdekten esnaf.

Bir sohbet esnasında babama: “Hacı Ağa, iki tane evlat yetiştiriyorum amma, canavar eniği be mübarek! ifadesini unutamadığım gibi, gelecek olan neslimize de ibretlik ders olarak naklediyorum.

Nakletmek istediğim bir hikâyeciğimiz daha var hem de ibretli ve dersli olanından.

Rahmetli babam Hacı Niyazi Çetin, esnaf arkadaşlarıyla “kabut” almaya Tarsus’a giderler. Kabutu yeni nesle beyaz renkli bir kumaş nevidir diye kısaca ifade ederek devam edelim. Tarsuslu esnaf hayattan tecrübeli olmalı ki genç müşterilerine şöyle ders verir:

“Gençler, esnaflık neye benzer biliyor musunuz? Bunu size şöyle anlatayım: Müşteri dışarıdan içeriye “horoz” olarak girer. Esnaflık onu dışarıya “tavuk” olarak göndermektir.”

Fazla söze hacet var mı?

Mehmet Çetin

06.06.2017 Yeni Foça

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir