Borcun iadesinde hakkaniyetli ölçü ne olmalıdır?

Avatar photoPosted by

Borcun iadesinde hakkaniyetli ölçü ne olmalıdır?

Konu şudur: Bir yakınınız sizden yirmi bin lira borç ister. Hak geçmesin diye de altına ya da dövize endekslenmesini de rica eder. Malûm, yüksek enflasyon sebebiyle borç verilen paranın, iade edildiği zamanda değerinin kaybolmaması ya da en azından korunması için bir takım çare aranır.

Geçenlerde bir dostum arayarak bu konuda yardımcı olmamızı rica etti. Kendisine İslâm’da Kuyumculuk isimli kitabımızın hazırlık safhasında hocalarla yaptığımız görüşmeler ve okumalarımızla elde ettiğimiz bilgi çerçevesince bilgi vermeye çalıştık.

Borç verilen emtianın, aynı cins olarak iade edilmesi esastır. Elma verip armut almak, borç verip almak değil bir mübadeledir, değiş tokuştur. Borç verilen doğrudan para olursa bu durumda aynı cins ve miktar olarak iade edilmelidir, bu da doğrudur ama burada borcun verildiği zamanki o paranın alım gücünün, borcun iade edildiği günkü alım gücü ile aynı olmayacağından borç verenin aleyhine bir kayıp söz konusudur. Bu da yardımlaşmayı kırmaktadır.

Buna çözüm olarak altına ya da dövize endekslemek, ilk akla gelendir. Ancak uzak-yakın geçmişte yaşanan anormal derece fiyat artışları bu çözüm yolunun doğruluğunu şüpheli hâle sokmaktadır.

Yaşanan tecrübeler gösterir ki, altın ve döviz fiyatının neredeyse ikiye üçe katlar derecede yükselmesi ve takip eden günlerde ise tam tersine tepetakla geriye gelmesi veren ve alan için şaibeli sonuçlara sebep olmuştur. Bu hareketlilikte zulüm ve adaletsizlik, ister istemez olmaktadır. Dolayısıyla bu konuda güvenilir limanlarda zelzele yaşanır oldu.

Konya İlahiyatta öğretim görevlisi Prof. Dr. Orhan Çeker Hocamızı aradık ve yukarıdaki suali naklettik ve hemen ardından da altın veya dövize endekslemeyi anlatacaktık ki o çözümün yeterli ve hakkaniyetli olmadığını ifade eden şu izah ve çözüm yolunu anlattı. Mealen naklediyoruz:

Maalesef, yaşanan ani iniş çıkışlar altın ya da dövize endekslemenin hakkaniyetli bir çözüm olmadığını gösterdi. Bu probleme çare olarak Merkez Bankası’nın geçmiş dönemlerde Türk parasının değerini ifade eden bir programı var, ona göre hareket etmek gerekir. Diyelim ki, üç ay öncesi söz konusu borç para verildi ve bugün de iade edilecek. Merkez Bankası’nın o programından üç ay öncesi olan o günün paranın değeri öğrenilerek bugün o değeri koruyacak şekilde borcun iadesi yapılmalıdır. Burada rehber, Merkez Bankası’nın o programıdır. Aslında en güzel değer ölçen şey eşya fiyatları endeksidir. TEFE-TÜFE ortalaması alınarak değer kaybı tesbit edilirse en güzel yolu bu. Fakat Merkez Bankası programı da uygulanabilir.[1]

Diyanet İşleri Başkanlığı fetva kurulundaki konu ile ilgili kararlara ve alanlarında söz sahibi hocaların borç iadesinde paranın değer kaybını önlemek için enflasyon oranı kadar ilave etmenin, faiz sayılmayacağı tarzındaki bir hüküm de vardır.

Borç alıp verme, sosyal hayatın yardımsever bağlarından biridir. Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen yardımlaşarak sıkıntıların aşılması imanın, törenin, insanlığın gereğidir.

Yardım et ki, muhtaç olduğunda sana da yardım edilsin.

Mehmet Çetin

22.12.2022 Yeni Foça İzmir

 

 

[1] 20.12.2022 tarihli telefon görüşmesinden özet not.

5 comments

  1. Rafet Kalyoncu’nun yorumu
    Doğrudur enflasyon farkının alınabileceğine dair İmam Yusuf’un fetvası olduğu biliniyor..
    Fakat bankadan alınan 1 kuruş dahi olsa o faizdir çünkü baştan faiz akdi yapılıyor mevzuatın düzeltilmesi lâzım.
    İsteyen müşteri, kişi faiz yerine enflasyon farkına endeksli akit yapabilmeli.
    Hem müşterinin parası korunacak hem de para ekonomi de kullanılacak.
    İhmal edilen çok mühim mevzulardan biridir.

  2. Yakşi Yakşi’nin yorumu
    Selamünaleküm Hocam
    Alış verişin inancımız istikametinde en doğrusunun istikrarsız piyasa şartlarına göre altın veya altına endeksli nakit para alışverişi olduğunu düşünüyorum naçizane.
    Sebebine gelince son zamanlarda Tüik dahil -benim bildiğim üç- istatistiki ölçme kuruluşunun verileri ve pazar alışverişlerinde harcadığımız paranın alım gücünün düşme nin oranının ne olduğunu bize altın veya altına endeksli para alışverişinin daha hakikat, hakikate yakın olduğu intibaını doğru olacağını gösteriyor. Tabii ki naçizane kendi düşüncem. Selamlar, saygılar.

  3. Hüseyin Keskin’in yorumu
    İçinde bulunduğumuz şartlar o kadar ağır ki tarifi mümkün değil günümüzde borç vermek arkadaşın sıkıntısını gidermek güzel bir davranış amma, amması var.

  4. Av. Cihat Ayın’ın yorumu
    Elinize kaleminize sağlık Hocam gündemdeki ihtiyaç olunan bir konu

  5. Burak Aktepe’nin yorumu
    Çokça aklıma takılan soruydu Mehmet abi Allah razı olsun

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir