Üzengilik’li Osu

Anadolu’nun her köyünde millî karakterimize örnek olacak pek çok vakıalar olduğu gibi şahsiyetler de vardır. Onlar, mazimizin geleceğe dönük aynalarıdır. Ecdadın mirası olan kültürün köprüleridir.

Yedi yüzyılı aşkın geçmişi olan Üzengilik Köyü de bu köprülerden biridir. Ancak bu köyde yaşamış olan Osu lakabıyla tanınan Osman Özbek (1908-1990) gerçekten diğerlerine fark atan bir numunedir.

Mazide sevdiğimiz kişilere vefa gösterip onlarla olan hatıraları yâd etmek gerçekten çok güzel bir vasıftır, lâkin mevcud gerçeklerle problemsiz uyum içerisinde yapmak daha güzeldir.

Osu Emminin çok sevdiği ilk hanımı Sultan, vefat eder ama o, bu ayrılığa ziyadesiyle üzülür. Günlerce sesli-sessiz ardından ağıt yakar. Duyan, onunla hemdert olur; duymayan, işittiğiyle üzülür.

Gel gör ki hayat devam ediyor. Osman Amcamızın hayatına bir eş, evine bir hanım lâzım. Cemile Hanım, nasib olur. Kadıncağız saçını süpürge yapar, huzurun yolunu temizler ve hâneye huzur getirir. Amma Osu Emmi, mazisinden kopamıyor, ilk hanımından hatıralar naklediyor.

Akşama sofraya konan aş, Osu’yu yine o bildik anıların nakline sevk eder. “Sultum (Sultan’ım), bu pilavı öyle bir yapardı ki, tadından yenmezdi!”, ‘Sultum şöyle ‘idi, ‘Sultum böyle idi’ nevi hatırlatmalar yeni hanımın canına bir gün tak eder. Yaptığı hizmete, ettiği yemeklere teşekkür ve takdiri göremediği gibi, akşama kendisiyle mi yoksa eski hanımıyla mı yattığı, şüphesine düşer ve Osu’yu, hayali Sultu’suyla bırakır, gider.

Emsaline tipik bir örnek olan Osman Amcalar, değişim ve gelişime açık olamamaları, onları sürekli sıkıntıya düşürür. Sadece kendilerini değil, çevresindekileri de.

Olgunluğa giden yol, eleştiriye tahammüllü olmaktan geçer. Yapılan tenkidlerden çıkarılan ders, eksikliklerin tamamlanmasına, hataların düzeltilmesine sebep olup hayatı istikamete yönlendirmelidir.

Bir gün yanında duran birisi Osu Emmimize; “Osu emmi, biraz öteye git, çok kokuyorsun.”, der. Osman Amcamız, buna günlerce içerler (üzülür). Karşılaşmalarında ona yüz vermez, kırgınlığını davranışlarıyla ifade etse de tanıdığı nihayet sorar: “Osu Emmi, niye hiç konuşmuyorsun?” Osu’nun cevabı klişeliktir, Üzengilik diyarında: “Nineym eniğim, sen bana kokuyorsun dedikten sonra…”

Anadolu insanı genel manada dini vecibeleri yerine getirse de ömrünün son zamanlarında öncekine göre dindar bir hayat sürdürür, hayır ve hasenatını fazlalaştırır.

Dedesi ile amca çocukları olan Sayim Özbek’in ifadesine göre- ki yardımları için teşekkür ediyoruz- Osman Amcamız Üzengilik Köyü Camisinin minaresini tek başına yaptıran bir hayırseverdir. Allah; hayrını kabul, mekânını Cennet eylesin.

Kaman’dan sonra en güzel cevizler bir zamanlar Üzengilik’te yetiştirilir idi. Halen devam eden iftar sofralarının listesinde Üzengilik İftar Sofrasını görmek, bölgemiz adını mutluluk vericidir. Bu güzellikler unutulmaz. Tıpkı mahallî şairimiz Ramazan Şimşek’in Üzengilik hakkındaki şiirinde dediği gibi:

Bağlarında kaliteli cevizin

Dağlarında açar gülün, nergisin

Yanıyorum hasretiyle bir kızın

Seni unutmadım ey Üzengilik.

İşte biz de çocukluğumuzun o karakteristik özelliklere sahip olan büyüklerimizi unutmuyoruz. Onların davranışlarında mahallî ya da millî vasıflarımızın işaretlerini görüyor ve bu bilgileri Çengel’in sahifelerinde tarihin arşivine not ediyoruz. Ola ki bir evlâd, açar, okur ve hem geçmişimize ve hem de sana, bana Fatiha okur diye, ümitliyiz.

Mehmet Çetin

07.07.2018 Yeni Foça İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir