Tefekkürlü hayat

Allah nasib ettiği müddetce köşemizde sizlerle tefekkür deryasına dalmamız devam edecek. Fikretmek; insanoğlunun çok mühim hususiyetidir. En güzel kıvamda yaratılarak diğer mahlukattan rüchanlık ve üstünlük kazandıran vasıflarındandır, fikretmek.

Âdem’i (as) yaratmadan önce meleklere Rabbimiz haber verir. Melekler ise; insanoğlundan evvel yaratılarak ortalığı fesada çeviren cinlerin fitnesinden âdeta dert yanarak kendi ibadetlerini hatırlatıp dikkat çeker; “Yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni hamd ile tesbih eder, Seni her türlü noksandan yüce tutarız.”[1] diye sorarlar.

Buna mukabil “Şüphesiz ki sizin bilemeyeceğiniz şeyleri, ben bilirim.[2] şeklindeki cevabı alan melekler âdeta hatalarını anlayıp, tövbe dilediler:

“Seni (her türlü noksanlıktan) tenzih ederiz; senin bize öğrettiklerinden başka bizim için bir ilim yoktur. Şübhe yok ki Alîm (herşeyi bilen), Hakîm ( her işi hikmetli olan) ancak sensin!”[3]

Evet, Allah(cc); Alîm ve Hakîmdir.

Kendisini marifet[4] etmemiz için yine kendisindeki sıfatlardan birer cüz’i [5]miktarını insana vermiştir.[6] Bu cüz’i sıfatlar ise  emanet-i kübra olan ve “ ene” diye tesmiye edilen adeta bir anahtar manasında olup; beşerin eline verip, nefsine takıp; kainatın zahiren açık, hakikaten kapalı olan kapıları o anahtar ile açabilsin[7] ve “eşyanın hakikatına” vakıf olabilsin.

İşte bu kadar ağır vazife [8]ile muvazzaf olan insan kendisinde cüz’i olan ilim ile fikretmeli ki cahillikten kurtulabilsin.

Fikretmek pek çok noktadan fevkalade mühimdir. Hadisden anlıyoruz ki tefekkür ile iman kâmil manaya yükselir.

Rabbim nasib ettiği müddetce, bu köşemizde  tefekkür etmeye çalışacağız. Tefekkür, fikir ile, o da ilim ile olur. “Mahiyet ve istidat itibarıyla her şey ilme bağlıdır.”[9]

İlk inen ayetten anlaşıldığı kadarıyla ilim ise “oku”mak ile mümkündür. Okumaların dakik müteâlaların neticesinde ise hakiki ilmin esası, madeni, nuru ve ruhu olan marifetullah ile Allah’a iman kâmil manada olur. Marifetullah muhabbetullahı; muhabbetullah ise kudsi lezzet-i ruhaniyi netice verir.

Bardağın taşması için dolması gerekir. Balonun yükselmesi, sepetteki yük olan kum torbalarının atılması ile başlar. Bu manada yükselmek ise; ayetin tefsiri olan hadisin idraki ve sünnetin tatbiki ile mümkündür.

Kur’an-ı Kerim’in ve Efendimizin (asm) hadislerinin bu zamandaki manevi tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatından istifade ile tefekkürümüz devam ediyor, inşaallah.

Sizlerle bu beraberliği nasib eden, Rabbime hamd ediyorum.

Allah’a emanet olun..

Mehmet Çetin

10.01.2010-Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Bakara,30

[2] Bakara,30

[3] Bakara, 32

[4] “Allah ve O’nun sıfatları, fiilleri ve tecellileri hakkında mânevî tecrübeyle doğrudan elde edilen bilgi anlamında” kullanılan bu kelimeyi Türkçedeki gibi ustalık vs gibi  mana vermemek gerekir.

[5] Bütüne ait olan pek ehemmiyetsiz parça manasına gelen cüz’i ifadesi bile O’nun ile  alakadar olduğumuzu ifade eder.

[6] Şualar, sh. 21, Sözler, sh.873

[7] Sözler, sh. 873

[8] “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; hepsi de onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular. İnsan ise onu yüklendi. Gerçekten insan çok zalim, çok cahildir.”Ahzab, 72

[9] Sözler, sh. 504

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir