Sürece mi, sonuca mı?

Yanıldığımız noktalardan birisi de sonuca endeksli olmaktır. Sonuca kilitlenen çalışmalarda, haram helâl ölçüleri çoğu zaman uygulanamaz. Sonuç bir netice olurken süreç devam eden zamandır. İmtihan, sonuçta değil, süreçte yapılmaktadır.

Öğrencilerini itina ile takip eden öğretmen, onları sınav kâğıdında verdikleri cevap işlemlerine bakarak değerlendirir, işlem doğru olduktan sonra sonuçtaki küçük bir hatayı çoğu zaman affedebilir de.

İnsan, hayat sürecindeki muamelelerinden sorumludur. Sonucu yaratan Allah, sonuca giden yolda, kulunu emir ve yasakları ile sorumlu kılarken, sonucu kendine saklamıştır.

Rabbimiz Ankebut Suresi’nin 2. Âyetinde : “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?” ikazıyla, sürece dikkat çeker. Yaşanan süreç içerisinde kişi istidat ve temayüllerine göre mutlaka bir imtihana tabi tutulur. Kader, süreç örgüsünü örerken kulun iradesini sorumlu kılar, İlâhi hüküm de sonuçta tecelli eder.

Süreç imtihanında sorumluluğunu üstlensin diye seçme ve tercih etme bağlamında insanın cüz-i ihtiyarisi serbest bırakılmıştır. Bu imtihan sürecinde enfüsî (özel) ve afakî (genel) mânâda hak ile batılın mücadelesi sürer. Cin ve insanın mücadelesi, imtihana kadar değil ölene kadar devam eder.

Mülk Suresi’nin ikinci âyetinde “O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” , derken “belâ” ifadesiyle zikredilen imtihan; musibet, masiyet ve taati kapsamaktadır. İnsan; emirlere itaat etmekle, yasaklara asi olmamakla, musîbetlere sabretmekle imtihan edilmektedir ki sabır üçünü de kuşatır. Bu cümleden olmakla, enfüsî dairede nefis, duygu, kalb ve vicdan ile afakî dairede, eş, evlad, mal-mülk ve çevre ile imtihan olur. Bunlar sürece odaklı imtihan malzemeleridir, unutmayalım ki, sonuca odaklanan sadece hükm-ü İlâhîdir.

Süreçteki imtihanın ya da imtihan sürecinin tecellileri çok değişik olurken aynı zamanda çok değişkendir. Canlı kuşun karıncaları yemesi ile cansız kuşu karıncaların yemesi gibi. İnsan âleminde de aynı sahnede aynı malzemelerle sadece “sen” imtihan olduğunu zannederken nice “siz”ler de o alanda imtihanını vermektedir. Bu bile imtihan eden Allah’ın güç ve kudretinin bir küçük tezahürünün resmidir. Evet, imtihan, özelde ne kadar farklılık arz ederse etsin genelde imtihandır ve kul süreçten sorumludur.

Enfal Suresi’nin 28. Âyetindeki “Biliniz ki mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir imtihandır” ifadesinde “imtihan” şeklinde tercüme edilen “fitne”ye bir kuyumcu hassasiyetinde eğilmek istiyorum. Altın ve gümüşün diğer maddelerden ayrıştırarak saflığını ortaya çıkarmak için çok yüksek ateşte eritmek anlamındaki fitne, kul için maldır, evlat ve eştir. Bunlara çevredekileri de dâhil edebilirsiniz. İşte bütün bunlar, sürecin içerisinde muhatap olduğumuz ve imtihan edildiğimiz şeylerdir. Bunlara menfi mânâda yokluk, fakirlik, açlık vs. de ilave edebiliriz.

Süreç merhalesinde sırasıyla yapılması gereken işlerin başkasına havale edilmesi tembellik ve sorumluluktan kaçmak iken yapılması gerekenlerin hakkıyla yapıldıktan sonra ortaya çıkan sonuca kanaat etmek, rıza göstermek tevekküldür. İşlerin tertip ve tanziminde akıllı ve hikmetli hareket etmek çalışmaya şevki kamçılarken, süreci tıkayan mevcudu kâfi görmek, himmetsizlik ve gayretsizlik olup kötü sonucun gerekçesi olur. Sonra da kalkar kadere sitem eder.

Mehmet Çetin

28.03.2016 Göktürk Eyüp İstanbul

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir