Sultanım!

Aidiyet eki ile ifade edilen bu kelime senelerdir eşime hitap ettiğim bir kelimedir. Elbette eşimin bir ismi var. Ama ben “Sultanım” kelimesini hassaten kullanıyor ve hususi bir zevkle söylüyorum. Bunları söylerken, sizinle paylaşmak istediğim hususlar var, oraya dikkatinizi çekmektir muradım. Onun için, ihtiyaç hissedenler bu yazıyı okuyabilir.

Dostum Dr. Süha, telefonunda evlatlarının ismini yazarken sevgi takısı olan -cığım, -ciğim takılarını yazardı. Dikkatimi takdirlerimle beraber çekmişti ve hem de ders almış olarak, tebrik ve teşekkür etmiştim.

Taptuk’un eşiğine boynunu koyan Yunus’un; “Bu bizim Yunus mu?” hitabı ile nasıl dünyası değişmiş, sevgi pınarı coşmuş ve daha mühimi o dergâha, o gönüle aidiyetini anlamıştı.

“Benim” zamirinin gizlendiği, sadece  -ım takısı ile ucu görünen sevgi aysberginin getirdiği, teşekkül ettiği dâhil olmanın ruhî hali ancak yaşamayla hissedilir. Sevdiğinizi kucakladığınızda kollarınızın kucakladığını zannediyorsanız yanılıyorsunuz, aslında kucaklayan gönüldür, kalptir. Askere değil, kumandana; sebebe değil müsebbibe dikkat gerektir.

Aile hayatının iki asil ve asli direği eşler arasında birbirlerine sahiplik, aidiyet eklerini kullanarak hitap etmeleri fevkalade huzura davet edici, haneye huzuru cezp edici, sıkıntı ve anlayışsızlıkları engelleyen faydaları var. Hangi kelimeyi kullanırsanız kullanın sonuna –ım takısını bağlayın muhabbetiniz kavi olsun. Emine’m, Fatih’im vb. gibi. İsterseniz bunu cemaat şümulüne dâhil ederek çoğul şahıs kipiyle de söyleyiniz, o zaman daha güzel olur; Fatih’imiz, Abdullah’ımız gibi.

Hitap, muhataba yapılır. Muhatabınız tek veya çoğul olabilir. Fark etmez siz yine de tekil veya çoğul şahıs bildiren kelimelere  -im takısını ihmal etmeyin. Arkadaş yerine arkadaşım, kardeş yerine kardeşim, dost yerine dostum, eş yerine eşim, hanım yerine hanımım, bencileyin sultan yerine sultanım, patron yerine patronum, müdür yerine müdürüm, komutan yerine komutanım, abi yerine abim, baba yerine babam, evlat yerine evladım, okuyucu yerine okuyucum, okuyanlar yerine okuyanlarım, İsmail yerine İsmail’im, hatta kedi yerine kedim veya kedimiz, ev yerine evimiz diyelim onlar da manen bu ruhî halden hissesini alsınlar.

Benlik ve ene manası ile bu –im takısını karıştırmamak gerekir ki arasındaki fark pek zahirdir aslında. Eneli ifadelerde gurur kokarken, sevgili ifadelerde şefkat sarar. Zaten muhabbetin pek fevkinde ve hatta kıyaslanamayacak konumda olan olan şefkat bu işin ruhudur. Aczini, fakrını bilen ve bunları tefekkür eden elbet şefkat ile mukabele edecek. İşin sırrı şefkattedir. Sır şefkat ile tavazzuh eder. Âlem; şefkatli bakış ve ifadelerle manasını bulur ve yücelir. Habibullahın basamakları sımsıcak şefkat halısı ile kaplıdır.

Rabbimize ve Peygamberimize hitapta da bu –im takısını kullanırız. Hele dualarımızda  -im takılı yapılanlarındaki hissiyatımız dolar taşar. Sanki bu ifadelerle daha ihlaslı ve daha samimi olduğumuz duygusuna sahip oluruz.

Bu halin enerji, sinerji ile alakalı kısmı var mıdır bilemem, ama ben bu hitaplara muhatap olur veya kullanırsam vücudumda bir şeyin dolaştığını, kalbimde bir şeylerin aktığını, ses tonumun değişip, kalbimin heyecanla attığını yaşıyorum.

İmkan olsa, hatta mümkün olsa elektronlar arasındaki bağın, gezegenler arasındaki irtibatın sevgi ve şefkat ile kurulu olduğunu göreceğimi, görmeden inanırım.

Cemâl sahibi ve Rahim olan Allah’ım, merhameti ile masivayı yaratmış, şefkati her şeyi kuşatmış, muhabbet ilmekleri, re’fet bağları zerreleri küreleri taşımış ve bunları benim önüme esma ve sıfatını tefekkür ederek Zat’ının Vacibü’l-Vücud, Vahid ve Ehadiyetini cemâli ve celâli tecellilerini anlama yolunda marifet ve muhabbet etmeme işaret etmiş.

Bende tecelli eden ve bilinen 99 esma-i İlâhiye’den Rahim, Vedud, vb. esmayı Cemal burcunda tezhürünü “Sultanım” ile tahdis-i nimet nev’inden ifade etmeyi nasip eden Rabbime hamd ediyorum.

Bu külli şuur ve tefekkürün kürsüsü ise besmeledir. Rahman ve Rahim, Lafzullah’da saklıdır. Sözün özü bunları düşündüren, yazdıran, okutturan ise sevdiğim, hayran kaldığım, taptığım, Allâh’ımdır, vesselâm.

Mehmet Çetin

26.02.2012.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir